|
Kawaru Köprüsü ve bungee jumping

Bungee jumping’in (bungy jumping) ortaya çıkışı
Bungee jumping’in anavatanı Yeni Zelanda olmasına rağmen ilk kez denendiği yer Paris’tir. 1970 yılında, Oxford Üniversitesi Tehlikeli Sporlar Kulübü üyesi Yeni Zelandalı AJ Hackett, ürettiği dayanıklı ve elastik kordonları kullanarak Eiffel Kulesi’nden aşağı atlar. Bungee jumping ya da Hackett’ın deyimiyle bungy jumping böylelikle ortaya çıkmış olur.
1980 yılında kendi şirketini kuran ve atlama kordonları üreten Hackett, bununla yetinmez ve 1988’de Yeni Zelanda Kawarau Köprüsü çevresinde bir bungee jumping alanı kurar. Dünyada bir ilk olan AJ Hackett tesisleri; Yeni Zelanda’dan sonra zamanla Rusya, Fransa, Avustralya ve daha pek çok ülkede, adrenalin tutkunlarını bu çılgın sporla buluşturmaya başlar.
Kawaru Köprüsü’nde akıl almaz bir deneyim
Bungee jumping dendiğinde akla ilk gelen yer olan Kawarau Köprüsü, 43 metre yüksekliği ve çevresini saran doğal güzellikleriyle keyifli bir atlayışın en doğru adresidir.

Köprü çevresinde kurulan AJ Hackett tesisleri, şehirde hizmet veren tek bungee jumping merkezidir ve ziyaretçilerine bir atlayıştan daha fazlasını sunar:
- Atlama kordonları ziyaretçilerin isteğine göre ayarlanır, bu şekilde atlayış sırasında ya suya birkaç santim kala durulur ya da suyla temas sağlanır.
- Tesiste gece atlayışları da mevcuttur.
- Atlayış yapacak kişilerin konsantrasyonunu ve cesaretini artırmak amaçlı, isteğe bağlı olarak, müzik temin edilir.
- Tesise ulaşım ve tesisten tekrar şehir merkezine dönüş, tesis tarafından karşılanır.
- Ziyaretçilere tesisten ayrılırken, hatıra olarak saklayabilecekleri, bir tişört hediye edilir.
Her ihtiyacın temin edildiği ve ziyaretçilerin unutulmaz saatler geçirmesi sağlandığı Kawarau Köprüsü’ndeki tesiste, sporcuların tek yapması gereken; gözlerini kapamak ve kendilerini köprüden aşağı bırakmaktır.
Nasıl yapılır?
Bungee jumping her ne kadar güvenli bir spor olsa da bir takım rahatsızlıkları olanların bu sporu yapması kesinlikle sakıncalı ve yasaktır: Kalp rahatsızlığı olanlar, tansiyon hastaları, herhangi bir ortopedik rahatsızlığı bulunanlar, nörolojik rahatsızlıkları olanlar ve hamileler bu sporu kesinlikle yapmaya kalkışmamalıdır.
Bungee jumping yapmak isteyenler öncelikle, bu rahatsızlıklardan herhangi birine sahip olmadıklarını 2 şahit huzurunda sözlü ve yazılı olarak beyan ederler.
Atlayış yapacak kişi, herhangi bir sağlık sorunun olmadığını onayladıktan sonra kilosu belirlenir ve güvenlik malzemeleri giydirilir.
Güvenlikle ilgili tüm önlemler alındıktan sonra sporcu, görevliler eşliğinde portatif bir platformun üzerine alınır ve platform vinç yardımıyla atlayış yüksekliğine çıkarılır.

Gerekli yüksekliğe çıkıldığında atlayışı yapacak kişiden kendisini aşağı bırakması istenir. Atlayış esnasında, zemine doğru yaklaşıldıkça güvenlik kordonları esner ve atlayıcı atladığı yüksekliğin % 70’i kadar tekrar yukarı doğru çıkar. Aşağı inip tekrar yükselme işlemi toplamda üç ya da dört kez tekrarlanır. Atlayış sırasında esnemelerden kaynaklanan alçalıp yükselmeler sağlıklı bir insana kesinlikle zarar vermemektedir.
Atlayış tamamlandığında, sporcunun güvenlik malzemeleri görevli ekip tarafından çıkarılır.
Queenstown’da yapılabilecek diğer sporlar
Yeni Zelanda’nın bu sevimli şehri, bungee jumping’in yanı sıra daha birçok spora ev sahipliği yapıyor. Macera severlerin her mevsim ziyaret edebileceği Queenstown’da doğa yürüyüşleri, rafting, dağda bisiklet sürmek; adrenalin dolu sporların sadece bir kısmı.
Yazın sıcaktan bunalıp “şöyle serin bir yerlere gitsek” diyenler için yine en ideal adres olacaktır Queenstown. Haziran ayından itibaren kış mevsimine giren güney yarım kürede, karın keyfini doyasıya çıkarmak için bu şehir; seyahat listenizde kesinlikle bulunmalı.
Kar yağdığında sadece kartopu oynayarak yetinmeyenler için birçok kar sporunu da yapabilme imkânı var Queenstown’da. Kayak çeşitleri ve snowboard için ideal alanlar bulmak bu şehirde hiç de zor değil.
Eğer Queenstown’a geldiğinizde tercihinizi daha hafif sporlardan yana kullanmak isterseniz; kriket ve golf tam size göre olacaktır.
Queenstown’da görebileceğiniz yerler
TSS Earnslaw’la küçük bir gezinti

TSS Earnslaw, Queenstown’da turistler için turlar düzenleyen bir gemidir. 1912 yılında inşa edilen bu geminin o yıllardaki görevi kömür taşımaktı. Bugün hâlâ ayakta durabilen Earnslaw, yerli ve yabancı turistleri küçük bir gezintiye çıkararak Wakatipu Gölü’nün büyüleyici güzelliğini yakından görme imkânı tanır.
Doğayla baş başa bir gün

Tracking’ten hoşlanıyorsanız eğer Queenstown’un muhteşem manzarasına daha yüksekten bakabileceksiniz demektir. Şehirdeki Ben Lomond dağı hem fazla olmayan yüksekliği hem de çevrenin tüm doğal güzelliğini gözlerinizin önüne serecek manzarasıyla dağ yürüyüşünüz için idealdir. Elinize bir dürbün ve fotoğraf makinesi aldıktan sonra Ben Lomond’a doğru yola çıkabilirsiniz.
Fiordland ve Wanaka Gölleri

Suyun büyüleyen ve huzur veren etkisine inananlar, güney yarım kürenin en güzel göllerine sahip Queenstown’dan bu doğa harikalarını görmeden ayrılmamalılar: Fiordland ve Wanaka Gölleri yelkenli sporları denemek ya da sadece kıyısına oturup seyre dalmak için su tutkunlarını bekliyor.
Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi

Yüzüklerin Efendisi (The Lord of The Rings) film serisinin çekildiği yer olarak ün yapan Yeni Zelanda’ya kadar gitmişken filmlerin çekildiği mekânları ziyaret edip görmeden geri dönmek olmaz. Queenstown da dâhil olmak üzere hemen her yerde düzenlenen turlardan birine katılabilirsiniz.
Nasıl gidilir?
Yeni Zelanda’ya hiçbir havayolunun ne yazık ki direkt seferi bulunmuyor. Emirates Airlines ile Dubai aktarmalı, Singapore Airlines ile Singapur aktarmalı, Türk Hava Yolları ile ise Thai aktarmalı olarak ulaşım sağlanıyor. Fakat THY ile Thai’ye gelindikten sonra yola Thai Airlines ile devam ediliyor.
Queenstown Havaalanı’na iniş yaptıktan sonra otobüs ile şehir merkezine ulaşmak mümkün. Daha önceden rezervasyon yaptırdıysanız eğer, şehir merkezinden Kawarau Köprüsü’ne ulaşım AJ Hackett tesisi tarafından sağlanıyor. |