|
Venedik’in sembolü: San Marco Meydanı

San Marco Meydanı; Venedik Maskesi’nden sonra, tartışmasız Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri olan Venedik’in ikinci sembolü gibidir. Napoleon Bonaparte’ın “San Marco Meydanı, dünyanın en güzel dans pistidir ve sadece mavi gökyüzü, onun çatısı olmaya layıktır.” sözü; meydanın güzelliğinin kanıtlarından biridir.
Geçmişi 9. yüzyıla dayanan meydan, 13. ve 16. yüzyıllarda yapılan çalışmalar sonucunda bugünkü konumuna gelebilmiştir. Tarihi boyunca da meydanın ünlü kafelerinin; Goethe’den Verdi’ye, Thomas Mann’dan Hemingway’e kadar birçok ünlü ziyaretçisi olmuştur.

175 metre uzunluğu ve 82 metre genişliğindeki meydan; kafelerin, mağazaların, üstü kapalı galerilerin bulunduğu mermer bir salon şeklindedir. Kendinizi bir masalın içinde hissettirebilecek meydana, turistler kadar ilgi gösteren diğer ziyaretçiler de güvercinlerdir.
Meydanı akşam ziyaret edenler; daha sakin ve nezih bir ortamla, ışıklandırmaların daha da güzelleştirdiği bir atmosferle karşılaşırlar. Ünlü kafelerde vakit geçiren ziyaretçilerin keyfine bir taraftan klasik müzik de eşlik etmektedir.
San Marco Meydanı’nın denize yakın olan iki tarafında, iki sütun bulunur. Sütunlardan birinde şehrin koruyucusu olan San Marco’yu temsil eden ve Venedik’in de sembolü hâline gelmiş bronz aslan heykeli; diğerinde ise, San Marco’dan önce şehrin koruyucusu olan Bizans Kraliçesi Theodora’nın heykeli bulunmaktadır. Venedik’e 1125 yılında getirilen bu sütunlar, şimdiki yerlerine 1172 yılında Rialto Köprüsü’nün mimarı olan Niccolo Starantonia tarafından dikilmiştir.
San Marco Meydanı’nda görülecek yapılar
San Marco Kilisesi (Basilica Cattedrale Patriarcale di San Marco)

Venedik Katedrali olarak da bilinen kilisenin yapımı; ilk olarak 828’de Mısır, İskenderiye’den getirilen St. Marco’ya ait röliklerin getirilmesiyle söz konusu olmuştur. Kutsal sayılan bu rölikler, başta St. Theodoro Kilisesi’nde koruma altına alınır. Dük Giustiniano Partecipazio, Venedik ve St. Marco’ya yakışacak bir kilise yapılmasını ister ve bu isteği kardeşi tarafından proje hâline getirilir.
832 yılında biten inşaatın dekorasyonu, ancak bir yıl sonra tamamlanır. 976’da gerçekleşen ayaklanma sırasında, Dükler Sarayı yanarken kilise de zarar görür. Kilise yeniden restore edilir; ancak Dük Domenico Contarini, kilisenin güzel olmadığını düşündüğü için kiliseyi yıktırır. 1063’te yetenekli öğrencilere yeniden bir proje yaptırılır ve hayata geçirilen proje sonucunda kilise 1073’te tamamlanır.
Kilise Bizans mimarisinin özelliklerini taşımakla beraber, yapımında kullanılan parçalar nedeniyle Gotik, İslam ve Rönesans mimarilerine ait özelliklere de rastlamak mümkündür. Ayrıca, Bizans mozaikleri; daha sonradan Venedik’in zenginliğinin, gücünün bir göstergesi olarak yaldızlanmış ve Altın Kilise (Chiesa d'Oro) olarak da anılmaya başlanmıştır.
Meydana olan ilgi sürekli bir kalabalığa neden olduğu için kiliseyi gezmek için de sıra beklemek gerekiyor, ancak www.venetoinside.com/en/saint_mark_s_basilica sayfasından rezervasyon yaptırıp sıra beklemeden giriş yapabilmek de mümkündür.
Dükler Sarayı (Palazzo Ducale)

San Marco Kilisesi’nin hemen yanında bulunan Dükler Sarayı, İtalyan Gotiği’nin önemli örneklerindendir. Tarihte deniz ticaretinde önemli bir yere sahip olan Venedik’e, gelenleri etkilemek için güç ve şöhret sembolü olarak yapılıp Venedik Düklerinin ikamet ve yönetim merkezi olmuştur.
Bir bölümü de hapishane olarak kullanılan sarayın yapımına 9. yüzyılda başlanmış, inşaatı ancak Rönesans döneminde tamamlanabilmiştir. Pembe ve beyazdan oluşan mermer ve taşların kullanıldığı ön cephesine, geometrik şekilli süslemeler de hoş bir görünüm kazandırır. Sarayın içi ise fresklerle süslenmiştir.
Sansovino Kütüphanesi (Libreria di San Marco)

San Marco Meydanı’nın batı tarafı boyunca uzanan kütüphane binası, Mimar Palladio’nun eseridir. Nadir eserlerin bulunduğu oldukça zengin bir kütüphanedir ve Kardinal Bessarione tarafından oluşturulmuştur.
Saat Kulesi

15. yüzyılda yapılan kulede, sanat ve bilim iç içedir. Burç sembollerinin tasvir edildiği Saat Kulesi ile gökyüzünün ve günün bütün hareketleri görülebilir. Kulenin yukarısında Mori diye adlandırılan iki bronz insan heykeli, yapıldığından beri ellerinde balyozlarla saati çalmaktadır. Asansörle çıkılabilen kule, ziyaretçilere 100 metre yüksekten Venedik’in eşsiz manzarasını izleme imkânı sağlar.
Hasret Köprüsü (Ponte Dei Sospiri)

Dükler Sarayı ve hapishane arasında kapalı bir köprü olan Hasret Köprüsü, Barok üslupta inşa edilmiştir. Hapishaneye gidenlerin, gitmeden önce gün ışığı ve Venedik’i gördüğü son yer olması, köprünün bu ismi almasında etkili olmuştur.
Ayrıca…

Venedik’e gidince mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Canal Grande yani Büyük Kanal’dır. Burada yapılan gondol turlarına katılarak kanal boyunca birçok yeri görebilirsiniz. Bunlardan biri olan Rialto Köprüsü (Ponte Rialto), kanal üzerindeki en eski ve en ünlü köprüdür. Rialto Köprüsü, aynı zamanda renkli bir alışveriş mekânıdır.
Nasıl gidilir?
Uçakla gidenler öncelikle Venedik’in tek havaalanı olan Marco Polo Havaalanı’na indikten sonra, 25 dakika uzaklıktaki şehir merkezine; buradan yarım saatte bir kalkan 5 numaralı otobüsle, tren ya da taksiyle ulaşabilirler. Gezilecek yerlere ise yürüyerek veya gondollar ile çok kolay bir şekilde gidilebilir.
|