Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Gezi Rehberi > Yakın Yerler > Hasankeyf
 
  Skip Navigation LinksHasankeyf

Keşfedilmeyi bekleyen Hasankeyf

Birçok imparatorluğu ağırlamış, her birinden izler taşıyan, dünyanın en eski uygarlıklarının yaşadığı Batman ilinin antik kenti Hasankeyf’te köşkler, saraylar, kaleler ve binlerce mağarada türlü hikâyeler ve tarih bulunmaktadır. Tarihin bilinen ilk yerleşim yerlerinden olan Mezopotamya’nın kuzey kapısı olan Hasankeyf, incelendikçe geçmiş hakkında daha fazla ipucu göstermekte, keşfedilmeyi beklemektedir.

Hasankeyf’e hayat veren akarsu Dicle Nehri, farklı şekliyle dikkatleri cezbetmektedir. Nehrin birçok yerinde zikzaklar ve menderesler bulunması doğaüstü bir olaya işaret edildiğini hissettirmektedir. Dicle hakkındaki bir rivayete göre, Danyal Peygambere bir vahiy gelir; “Elindeki asa ile suyun çıktığı mağaradan başlayarak bir çizgi çiz, su arkandan gelir. Ancak, öksüzlerin, düşkünlerin, fakirlerin ve vakıfların mülküne geldiğinde güzergâhını değiştir ki onlara zarar gelmesin” denir. Peygamber vahiy doğrultusunda nehri çizer. Bugün nehir hâlen kimseye zarar vermeyecek şekilde akışını sürdürmektedir.

Genelde hayalî bir mekân olduğu düşülen bir yerin, sık kullanılan bir deyimi vardır; “Burası Yolgeçen Hanı mı?”. Hasankeyf Kalesi’nin altında bulunan, ağzı Dicle Nehri’ne bakan, yaklaşık bin kişi kapasiteli bir mağara olan Yolgeçen Hanı; yolcuların dinlendiği ve gece gelenlerin konaklayabildiği egzotik ve tamamıyla gerçek bir mekândır. Mağara içerisindeki hava sirkülasyonu, yazın serin, kışın ılık oluşu sayesinde dinlenmek isteyenler için aranılan yer olmuştur. Binlerce yıldır var olan Yolgeçen Hanı’nın; dini, dili, ırkı sorulmadan milyonlarca insanı konuk ettiği varsayılır.

Hasankeyf’in tarihçesi

Hasankeyf’in tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmese de tarihi yapıtlara ve kitabelere bakıldığında çok eski medeniyetler tarafından kurulmuş olduğu hemen anlaşılmaktadır. Hâlâ yaşanılabilir meskenleri barındıran Hasankeyf kalesinin kuruluşu M.S. 4. yüzyıla rastlamaktadır. Bizans İmparatoru Diyarbakır’ı ele geçirmiş ve burada, biri Hasankeyf Kalesi olan iki kale inşa ettirmiştir. Bizanslılardan sonra bölgede hâkimiyet kuranlar sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılardır. Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular devrinde yaşamış ve bu dönemden günümüze birçok tarihi eser kalmıştır.

Bir not: Harçlık toplamak için Hasankeyf tarihini ezbere bilen ilkokul çocukları her yerde karşınıza çıkabilir.

Gezilecek Yerler

Büyük Saray

Hasankeyf Kalesi’nin kuzeyinde yer almakta olan sarayın taş oyması ve üzerindeki işlemeler dışında en önemli özelliği, saraydan bağımsız olarak inşa edilmiş olan dikdörtgen şeklindeki kuledir. Bu kulenin paratoner veya gözetleme kulesi olabileceği tahmin edilmektedir. Kulenin içinde bulunan eritilmiş demir ve kurşun sayesinde zamana meydan okurcasına dimdik ayakta duran kule, adeta Dicle’ye bekçilik etmektedir. 

Küçük Saray

Hasankeyf Sultanı’nın 1328 yılında Mardin Artukluları’ndan gelecek olan müstakbel Gelin için yaptırdığı sarayda, karşılıklı iki aslan ve kufi yazılara rastlanır. Prenses Sarayı olarak da bilinen sarayın tavanında bulunan testiler, dışarıdan gelen sesleri yansıtmakta, içerideki sesleri ise dışarı iletmemekteymiş. Bu inşaat tekniğinin dışarıdan gelebilecek olan tehlikeleri duymak ve fark etmek için yapıldığı düşünülmektedir. Tarihi kaynaklarda belirtildiğine göre, sarayın dış cephesinde altın süslemeler ve altın yazılarla yazılmış şiirler vardır. Ancak bugün ne yazık ki anlatılanların izine rastlanmamaktadır.

Zeynel Bey Türbesi

Hasankeyf’te yaklaşık yirmi yıl hüküm süren Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’in türbesi yüzyıllardır ayakta kalabilmiştir. Türbenin dış kısmındaki mozaikler, kapıdaki süslemeler ve kapı üzerindeki hat sanatı örnekleri ve türbenin iç kısmını ise oyularak yapılmış süslemeler ve Arapça yazılar görülmeye değerdir.

Hasankeyf Kalesi

Hâlen içinde yaşayanların olduğu evlerin yanı sıra Büyük Saray, Küçük Saray, Ulu Cami gibi tarihi eserlerin de içinde bulunduğu Hasankeyf Kalesi’nin tamamı doğal kayalardan oluşmaktadır. Kaleye çıkış, doğuda ve batıda bulunan iki merdivenli yol ile sağlanır. Kalenin batısında ise kayalara oyulmuş, tamamen gizli bir yol bulunuyor. Şimdi zamanla yıkılmalar sonucunda ortaya çıkmış olan merdivenli yol; savaş zamanlarında normal yolla kaleye herhangi bir şey getirilip götürülemeyeceği düşünülerek düşmana görünmeden giriş-çıkışları sağlamak amacıyla yapılmış. Kalenin kuzeyinde ise giriş için bir de gizli bir merdivenli yol bulunmuştur.

Kale Kapısı

Kalenin yapıldığı ilk dönemlerde yedi kapısının olduğu biliniyor. El-Rızk Camisi ile kale arasında bulunan kapı, günümüzde kaleden kopup gelen parçalarla dolmuştur. Bu kapının açıldığı yoldan kale tepesine kadar ulaşılabilir. İkinci kapıda bir aslan kabartması ve çeşitli geometrik motifler, ayrıca koruma altında olan bir kitabe bulunmaktadır. Bu kapı takip edildiğinde orta kapıya ulaşılır. Bu kapıda tılsımlı motifler, figürler ve çeşitli kabartmalar bulunur.

Kalenin daha yüksek bölümlerinde Muşarabiye adlı balkonlar bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında kaleyi süsleyen bu balkonlar, savaş zamanında düşmanın üzerine ateş, ok veya kızgın yağ atılmasına yardımcı olmaktaymış.

Abdullah Zaviyesi

Bir külliye içinde yer aldığı anlaşılmakta zaviyenin ilginç bir hikâyesi vardır. Bir hizmetçinin rüyasında İmam Abdullah’ı görmesi üzerine Eyyubi Hükümdarının bu türbeyi yaptığı söylenmektedir. İmam Abdullah Zaviyesi’nin orijinal ahşap oyma kapısı, Diyarbakır Müzesi’nde koruma altına alınmıştır.

İmam Abdullah Zaviyesi’ni kubbesindeki incelik 14. yy sanat zevkinin özelliklerini taşımaktadır. Haziran ayının ilk haftasında İmam Abdullah zaviyesi anılır ve, Hasankeyf ve yöreden gelenler tarafından adaklar adanarak, dilekler dilenmektedir.

Taş Köprü

Ortaçağ’da inşa edilen en büyük köprü olan Taş Köprü, Dicle Nehri üzerinde kurulmuştur. Köprü üzerinde bulunan taşçı figürleri ve işaretlerine bakılarak köprünün Artuklular tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Artuklular’ın yapmış olduğu Diyarbakır’daki Malabadi köprüsüyle benzer özellikler taşıması bu görüşü destekler.

Kalıntılarına bakıldığında bu köprünün hem ulaşım amaçlı hem de sanatsal kaygılarla inşa edildiği görülebilir. Bu köprünün, devasa taşların üst üste getirilip nehirle de savaş verilerek inşa edilmiş olması şaşırtıcıdır. Şaşırtıcı olan bir diğer nokta ise, bugün ayakta kalan tek kemerli yapı üzerinde bir evin bulunmasıdır.

Camiler

Ulu Cami: Kalede bulunan Ulu Cami, 14. yüzyılın ilk yarısında Eyyubiler tarafından antik bir Kilisenin kalıntıları üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları çeşitli değişikliklere uğramıştır. İbadethânenin giriş kapısı üzerindeki kitabeden anlaşıldığı üzere camii 1325 yılında Muciruddin Muhammed tarafından yapılmıştır. Camii minberi ve bazı ahşap süslemeler Hasankeyf Kazıevi’nde saklanmaktadır. Bu ahşap süslemeler zamanına göre çok incelikli ve özenle yapılmış, hayranlık verici eserlerdir.

El-Rızk Cami: Günümüzde sadece minaresi ve portal kapısı görülebilen camide; minare ve portal kapı üzerindeki yazılar hayranlık uyandırırken, minare çıkışının iki merdivenli olması ise şaşırtıcı bir özelliktir.

Koç Cami: Eyyubilere ait olduğu tahmin edilen caminin kalıntılarına bakıldığında şehrin merkezini oluşturan bir külliyenin içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır. İran’daki Büyük Selçuklu Stili’ne ait alçı süslemelerin bulunduğu camide yer yer dökülmeler olmasına karşın cami hâlen güzelliğini korumaktadır.

Kızlar Cami: Caminin dört köşesinde birer anıt mezar bulunduğundan caminin anıt yapıt olarak inşa edildiği düşünülmektedir. Günümüze kalan tek mezar kuzeydoğu köşesinde bulunmaktadır. Kuzey cephesindeki muhteşem süslemelerle ihtişamlı görüntüsü görenleri kendine hayran bırakmaktadır.

Hasankeyf’e gelmişken; Hasankeyf Kalesi’ne tırmanıp Dicle ve kent manzarasını görmeden, mağara lokantalarda çeşitli yemekleri ve yeni lezzetleri tatmadan buradan dönmeyin.

Ulaşım

Batman’a hava yolu ve kara yolu ile ulaşılabilir. Batman’dan sonra karayolu üzerinden Hasankeyf’e ulaşabilirsiniz.

 
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.