Peru’dan Samoa’ya Sizi Şımartacak 10 Otel
Güney Amerika’dan Afrika’ya, Asya’dan Avustralya’ya ve Güney Pasifik Okyanusu’na, mimarisi, atmosferi, mutfağı ve spa’sıyla sizi şımartacak, dünyanın en iyi otelleri…
Hotel Libertador
Trujillo, Peru
www.libertador.com.pe
Peru, İnka ve İspanyol kültürlerinin içi içe geçtiği Cusco kenti ile asırlar boyu yalnızlığına terk edildikten sonra 1911'de keşfedilen, İnka kenti Machu Picchu'yla özdeşleştirilir. Oysa Peru'nun kuzey kıyısındaki Inka dönemi öncesine ait kentleri, halkı ve kalıntılarıyla daha az turistik ancak bir o kadar ilginç ve görmeye değerdir. Örneğin Trujillo, renkli kolonial evleri, kiliseleri ve meydanlarıyla Kuzey Peru’yu önemli bir destinasyon haline getirmiştir. Bu bölgenin en güzel otellerinden biri Hotel Libertador, Trujillo’nun en çarpıcı meydanı Plaza De Armas'da yer alır. Otelin odaları, havuzbaşı ve ünlü Peru mutfağının tadlarını sunan restoranı bir yana bu oteli özellikli yapan konumudur. Bu otelde kalmak güzel Trujillo şehrinin kalbinde olmak demektir.

Sofitel Marrakech Le Palais Hotel
Marakeş, Fas
www.sofitel.com
Kuzey Afrika İslam mimarisinin, renk ve kıvrımlarının biraraya geldiği Marakeş kentindeki otel, Sofitel zincirinin en tipik otellerinden biri. Son derece lüks ve modern olmasına rağmen, otelin koridorlarından odalarına, dekorasyon ve atmosfer size Fas’ta olduğunuzu hissettiriyor. Lobide ‘’thé a la menthe’’ (nane çayı) ikramı yapan geleneksel kostümlü çaycılardan otelin aşıboyası duvarlarına, muhteşem bahçesinden palmiye ağaçlarıyla çevrili havuzuna, mimarisinden mutfağına geleneksellikten vazgeçilmemiş. Fas mutfağının demirbaşı, kuskus ve etten oluşan Tajin yemeğinin en lezzetli varyasyonlarını otelin restoranında denemek mümkün. Otel, Marakeş’in kalbi Jemaa El Fna meydanına yürüyerek 15 dakika mesafede. Burada akrobatlar, hikaye anlatıcılar, yılan oynatıcılar, sihirbazlar, falcılar, kına yapan kadınlar ve ekmeğini taştan çıkaran seyyar satıcılar toplanıyor. Onların etrafını çevreleyenleri seyretmek de onları seyretmek kadar ilginç. Gündüzü yeterince çılgın olan meydanın gecesi de dumanların yükseldiği yemek standlarıyla başka türlü bir tantana.

Mbalageti Serengeti Camp
Serengeti Milli Parkı, Tanzanya
www.mbalageti.com
Bir Doğu Afrika ülkesi olan Tanzanya’daki Serengeti Milli Parkı, gerçek anlamda bir safari cenneti. Serengeti bu ülkenin yerlileri olan Maasai’lerin dilinde ‘’sınırsız topraklar’’ anlamına geliyor. Gerçekten de yaklaşık 15 bin kilometrekarelik bir Alana yayılan ve sonsuzmuşcasına uzanan düz bir savan olan Serengeti, yeryüzünün en bozulmamış ekosistemlerinden biri. Mbalageti Nehri yakınındaki bu kamp, doğal yaşamı en el değmemiş haliyle izleyebilmek için Serengeti Milli Parkı’nın uzak köşelerine yayılmış, tamamıyla vahşi doğanın içinde yer alan konaklama yerlerinin arasında oldukça çarpıcı duruyor. Mbalageti Serengeti Kampı’nda her şey doğal malzemeyle yapılmış. Odalar, verandalı lüks çadırlar şeklinde. Bazı odaların küvetleri ya da jakuzileri terasta bulunuyor ve Serengeti manzaralı. Akşamları ya da sabahları hava aydınlanmadan, bir yerden bir yere ancak kampta görevli bulunan mızraklı Maasai’ler eşliğinde yürüyebiliyorsunuz. Kampın etrafı çitlerle çevrilmediğinden karanlıkta hayvanların kampın yakınına gelmesi mümkün olabiliyor. Çadırlarda telefon bulunmuyor. Ancak odalara acil durumlarda kullanılmak üzere bir düdük konmuş.

Alphonse Island Resort
Alphonse Adası, Seyşeller
www.alphonse-resort.com
Okyanusun ortasındaki tropikal bir adada, refah içinde bir Robinson Crusoe hayatı yaşamak da mümkün. Özellikle Seyşeller'de… Hiç yerleşimin olmadığı bazı ıssız adaların ''resort'' oteller tarafından kapatılması Seyşeller’de oldukça yaygın. Ancak otellerin birçoğu, doğaya ve doğal yaşama gelebilecek zararı azaltmak için müşteri sayısını sınırlı tutuyor. Öyle ki, adada bazen bütün bir gün, kimseye rastlamadığınız oluyor. Kendi özel kumsalınızda yüzmeye ne dersiniz? Snorkelle dalmak, büyük okyanus balıkları avlamak, trekking yapmak, bisikletle dolaşmak ve bunları el değmemiş bir doğada yapmak mümkün. Mercan kayalıkları, lagünleri, bembeyaz kumsalları ve tropik bitki örtüsüyle, Mahe Adası’ndan bir saatlik bir uçuşla ulaşılan Alphonse Adası’nda gerçekten hiçliğin ortasındasınız. Çiçek kolyeler ve hindistanceviziyle karşılanıyorsunuz. Otelin açık lobisi kolonial tarzda döşenmiş. Bungalovlar yerden yüksek. Okyanus manzaralı terasları, jakuzileri, dışarıda yıldızların altında serinleyebileceğiniz açık duşları var. Bir de bisiklet konmuş. Bu yalnız adayı keşfetmenin en iyi yolu pedal çevirmek...

Oberoi Amarvilas
Agra, Hindistan
www.amarvilas.com
17. yüzyılda İmparator Şah Cihan’ın , ikinci karısı için yaptırdığı, dünyanın en ünlü yapılarından Taj Mahal, belki de aşk için inşa edilmiş en abartılı eserlerden biri. Sabahın ilk ışıklarıyla Oberoi Amarvilas’ın odalarından perdelerinizi araladığınızda, ilk olarak göz kamaştıran bu beyaz mermer yapıyı görüyorsunuz. Yalnız odalar değil lobi, muhteşem havuz ve bar da sadece 600 metre mesafedeki, Yamuna Nehri kıyısında bulunan Taj Mahal’e bakıyor. Arap ve Moğol mimarisinin etkilerinin hissedildiği otele girer girmez, iki kaşınızın arasına bindi konduran sarili Hintli kızlar karşılıyor sizi. Bazı odalar balkonlu, modern tasarımlı ancak Hint saraylarını andıran kıvrımlar da eklenmiş. Otelin bahçesi çıkıp keşfetmeye değer. Teraslar halindeki çimler her daim bakımlı, süslü çeşmelerden sular akıyor, havuz ve köşkler adeta imparator ve prenslerin zamanından kalma. Otelin başarılı iki restoranı var; Bellevue ve Esphahan. İlkinde uluslararası mönüler de var. Esphahan’da ise Hint mutfağının gerçek kokularını ve tadlarını bulabiliyorsunuz. Günbatımında ve özellikle ayışığında otelin terasından hiç ayrılmak istemeyeceksiniz.

Banyan Tree Lijiang Resort & Spa
Lijiang, Çin
www.banyantree.com/en/lijiang
Otele ayak bastığınız an etrafınızı saran her şey tamamıyla mistik bir boyut kazanıyor. Dingin ve huzurlu bir ruh haline geçiyorsunuz. Otelin mimarisi ve bilinçli olarak tasarlanan tüm detaylar öyle hissetmeniz için. Doğu’nun Venedik’i olarak tanımlanan tarihi Lijiang kenti, arnavutkaldırımı yolları, köprüleri ve kanalları ile 1997’de UNESCO’nun dünya mirası listesine girmişti. Kentin kuzeyinde, zirvesi karla kaplı, görkemli dağ Jade Dragon Snow Mountain ise, etnik azınlıkların ve kültürlerin koruyucusu bir sığınak gibi yükselir. Banyan Tree’nin villalarında balkona çıktığınızda bu karlı zirveyle karşı karşıya kalırsınız. Otelin genelinde bu kente damgasını vuran yerel Naxi’lerin evlerinin kıvrımlı çatıları uygulanmıştır. Kırmızı, altın rengi ve siyahla dekore edilmiş odanın oturma kısmı bir paravanla yatak odasından ayrılır. Konforlu, sade ve sükunet veren odalardır bunlar. Daha siz odaya girmeden huzurlu bir müzik çalmaya başlamıştır bile, Çin çayının dört farklı çeşidi otelin ikramıdır. Banyan Tree tüm bu lüksün içinde bir Çin atasözünü ilke edinmiştir; ‘’Ayaklarınızın altında sahip olduğunuz bir parça toprak ve başınızın üzerinde bir gökyüzü varsa, işte en büyük lüks budur’’.

Grand Hotel D'Angkor
Siem Reap, Kamboçya
www.raffles.com
15. yüzyılda yağmalandıktan sonra tapınaklarıyla birlikte ormanın içine gömülen ve 400 yıl sonra Avrupalı kaşifler tarafından ortaya çıkarılan Khmer İmparatorluğu'nun kalbi tarihi Angkor kenti, son beş yıl içinde büyük yol kateden Kamboçya turizminin bel kemiğidir. Raffles oteller zincirinin Siem Reap’teki halkası Grand Hotel D’Angkor Wat, cangılın içinde bulunan, dünyaca ünlü Angkor Wat tapınaklar kompleksine sadece 8 km mesafede. Kamboçya turizmin getirebileceği yozlaşmadan henüz bozulmamış bir ülke. Khmer kültürü ve gelenekleri hala geçerli. Otelin kapısından girdiğinizde, Kamboçya’nın dokumacılık geleneğinin bir ürünü olan kareli atkılar dolanıyor boynunuza. Personelin içtenliği dikkat çekici. Lobinin sera ya da limonluk olarak adlandırılan bölümü kolonial havası ve piyano barıyla, soluklanmak isteyenlerin keyif aldığı bir mola noktası. Bazı akşamlar müşterilerin burada piyanist eşliğinde şarkı söyleyip dans ettikleri de oluyor. Seradan otelin en güzel kısmı havuza ve bahçeye iniliyor. Siem Reap'in bu en büyük havuzu, Khmer imparatorlarının Phimeanakas'taki havuzlarından esinlenilerek dizayn edilmiş. Otelde yer yer bitkilerle iç içe lagünler de var. Bazı odaların tropikal ağaç ve çiçeklerle dolu egzotik bahçesine açılan, bambu koltuklar ve etnik mobilyalarla dekore edilmiş özel terasları var. Özellikle 70 metrekarelik, Kamboçya'nın ünlü ipek ve ketenleriyle renklendirilmiş, Fransız Çinhindi tarzında dekore edilmiş Cabana Suit’ler oldukça lüks. Otelin restoranları, özellikle Restaurant Le Grand, gerek Khmer mönüsü gerekse şaraplarıyla, dünya standartlarında. Eğer meraklıysanız, otelin spa’sı için hemen randevu alın. Çünkü Amrita Spa’nın randevu defteri hiç boş kalmıyor. Sanskrit efsanesinden esinlenerek konulan bu ad, Kamboçyalılar’ın tanrıların ‘’Amrita’’ yani gençlik iksiri aradığına dair inanışlarına dayanıyor.

Bon Ton Resort
Langkawi Adası, Malezya
www.bontonresort.com
Malezya’nın Langkawi Adası’nda, adanın en popüler plajlarından Pantai Cenang’a beş dakika mesafede olmasının yanısıra gözlerden uzak bir butik otel. Asırlık hindistancevizi ağaçlarının arasında, bir lagüne bakan sekiz farklı tarzda inşa edilmiş geleneksel villa… Havuzu çevreleyen villaların lüksü eksik değil, üstelik odalara konulan geleneksel sarong (Malezyalıların vücutlarına sardığı kumaş parçası) ve terliklerle hemen adanın atmosferine ayak uyduruyorsunuz. Batı ile doğu mutfağının Asya’ya özgü baharatlarla zenginleştirildiği ve adanın en iyi restoranlarından biri kabul edilen Nam Restaurant da burada.

Sea Temple Resort & Spa
Port Douglas, Avustralya
www.seatempleportdouglas.com.au
Avustralya'nın iklim değişikliğine rağmen ününü yitirmemiş mercan
kayalıkları yani orijinal ismiyle Great Barrier Reef, Oğlak Dönencesi’nden Papua Yeni Gine’ye kadar 3750 km boyunca devam eder. UNESCO Dünya Mirası alanlarından olan Great Barrier Reef’i görmek için en uygun üs Cairns kentine 1 saat mesafedeki Port Douglas. Buradaki Sea Temple Resort & Spa’nın en büyük özelliği apart tarzındaki odaları. Otelin bazı odaları ortak büyük havuza açılırken bazıları hemen önlerinde kendi özel havuzlarına sahip. Bazı odaların üst katlarında ise açık hava jakuzileri bulunuyor. Odaların önündeki taşlıkta da barbeküleri var. ‘’Salon sale a manger’’ odalarda çamaşır ve kurutma makineleri de bulunuyor. Otelin bir başka özelliği de 3 bin metrekarelik bir alanı kaplayan bir lagünün, ağaç ve bitkileri besleyerek otelin içine doğru yayılmış olması. Su, adı ‘’Deniz Tapınağı’’ anlamına gelen otelin her yerinde bereketini hissettiriyor.

Aggie Grey's Lagoon Resort & Spa
Apia, Samoa
www.aggiegreys.com
Samoa’ya kolay kolay yolu düşmez insanın. Güney Pasifik Okyanusu'nda bir adalar grubu Samoa. Halkı ve mimarisiyle Polinezya kültürünün en geleneksel özelliklerine sahip. Başkent Apia'daki Aggie Grey's, ada yaşantısını ve kültürünü tanıyabilmek için konforlu bir konaklama yeri. Otelin önündeki beyaz kumsal, 3 bin yıl once Polinezyalı göçmenlerin adaya ilk ayak bastığı yer aynı zamanda. Samoa evleri gibi dizayn edilmiş açık lobisi, doğal lagünü, turkuaz okyanusa açılan plajı, palmiye ağaçları ve tropikal bahçeleriyle, adanın doğalı elden bırakmadan ehlileştirilmiş köşelerinden biri. Adanın kuşlarından Toloa’yı otelin bahçesinde görmek mümkün. Odaların çoğu okyanus manzaralı, otelin bir de golf sahası var. Plajın sonundaki Manai Spa'da, Samoa ve Polinezya geleneklerine gore çeşit çeşit masaj yapılıyor. Bunlardan biri, otelin bahçesinde yetişen papaya ile yapılan Papaya Masajı. Hava sıcak ve rutubetli, deniz de Akdeniz’e alışık olanlar için oldukça sıcak ancak adada olduğu kadar otelde de katılınacak birçok aktivite var. Snorkelle dalabilir, geleneksel Kava (bir tür çay) seremonisine katılabilir, yerel Umu yemeğini öğrenebilir, ahşap ve kano oymacılığını deneyebilir ya da hasır örebilirsiniz. Çocuklar için de Yunus Çocuk Kulübü var.

