Hint diyarında masalsı festival
Dünya seyahat medyasının, kaçırılmaması gereken en ilginç festivaller ve ‘’ölmeden önce görmeniz gereken’’ler listelerinden eksik olmayan Hindistan’daki Pushkar Deve Panayırı’nın destansı atmosferine rağmen, burada turiste rastlamayacağınızı garanti etmek zordur. Ancak festivalin bu kadar popüler olması buraya gitmekten vazgeçmeniz için geçerli bir neden olamaz. Gerçekten de kültürel dokusu, renkleri, canlılığı ve yer aldığı coğrafyayla dünyanın en büyüleyici festivallerinden biri olan Pushkar, turistik olmasına rağmen otantikliğini koruyabildiği gibi bu yüzbinlerin arasına karışmak ve kaynaşmak da zor değildir.

Hindistan'ın kuzeybatı bölgesi Rajasthan, saray, kale ve tapınaklarıyla ünlü bir bölge. Doğusundaki 14 bin nüfuslu Pushkar ise, Delhi- Pushkar- Jaipur- Agra- Delhi altın üçgeninin içinde yer alan, uyuklayan bir kasaba. Oysa yılda bir kez, geleneksel yaşamın süregeldiği bu kasaba başka bir özelliğiyle akıllara gelir; Pushkar Deve Panayırı. Ekim- kasım aylarına denk gelen Hindu ayı Kartika'da, dolunay zamanı, Hintliler, develerini, büyükbaş hayvanlarını ve atlarını pazarlamak için Pushkar kasabasında düzenlenen dünyanın en ünlü büyükbaş hayvan panayırında toplanırlar. Bu yıl festival 25 Ekim- 2 Kasım tarihlerinde yapılacak. Bölgede ekimden şubata hava idealdir. Şubat sonrası sıcaklar, mayıs sonrası da muson yağmurları başlar.

Çölde, erkeklerin renkli türbanları, kadınların parlak sarileri, renklerin isyanı gibidir, çılgınlığın ortasında, bir karnavalda bulursunuz kendinizi. Pushkar, dünyanın en büyük deve panayırı olarak da bilinir. Bir taraftan develer alınıp satılırken bir taraftan da kutsal gölün kıyısında ibadet sürer. Bu panayır Hintliler için, yoksunluktan ve acımasız çöl koşullarından bir nefes almaktır. Dönmedolaplarda renkli sarileri içinde kadınlar kıkırdar, tezgahların önü meraklı alışverişçilerle dolar, şairler ve ozanlar etraflarını saranlara kahramanlık hikayeleri anlatır, çadır sinemalarda filmler gösterilir, karanlık inince akşam yemekleri hazırlanır, kamp ateşleri çölde yıldızlar gibi parlar...

Hindistan'da her festival ya da kutlamanın ardında derin bir felsefe ve inanış vardır. Pushkar Panayırı da öyledir. Pushkar, ''çiçek tarafından yaratılan göl'' anlamına gelir. Efsaneye göre Yaratıcı Tanrı Brahma, kutsal kurban töreni için yer ararken lotus çiçeğini elinden düşürmüş ve burada bir göl oluşmuş. Lord Brahma’yı onurlandırmak için her yıl düzenlenen bu festivale yaklaşık 200 bin hacı, çiftçi ve deveci katılırken onlarla birlikte 50 bine ulaşan deve ve büyükbaş hayvan da Marusthali Çölü’nün kenarındaki Pushkar kasabasında toplanır. Yılın büyük bölümünde boş ve kasvetli olan Marusthali Çölü, bu festival sırasında hiç alışık olmadığı bir insan seline ve renk cümbüşüne sahne olur.

Hindu yazıtlarında geçen beş hac yeri (Badrinath, Puri, Rameswaram ve Dwarka) içinde Pushkar önemlidir. Tapınaklar kenti olarak da bilinen Pushkar’da 500 tapınak ve 52 yıkanma ghat’ı (merdiven) var. Pushkar Panayırı sırasında yarım daire şeklindeki kutsal gölün etrafındaki ghat’lar hacıların akınına uğrar. Her ghat'ı çevreleyen suya ayrı bir anlam yüklenir, özel güçleri olduğuna inanılır. Naga Kund doğurganlık, Roop Tirth güzellik ve cazibe verir, Kapil Vyapi Kund cüzzamı iyileştirir, Mrikand Muni’ye batıp çıkmak bilgelik getirir. Hindu hacılar kutsal göle batıp çıkarak günahlardan arınır ve Brahma’ya saygı gösterirler.

Pushkar’daki tapınakların en önemlisi Hindistan’da tek olduğuna inanılan Hindular’ın yaratıcı tanrısı Brahma’ya adanmış tapınaktır. Efsanelerden birine göre Lord Brahma şeytan Vajra Nabh ile savaşırken onu lotus ile öldürür. Lotusun dağılan yaprakları yeryüzünde Pushkar civarında üç yere düşer ve bu yerlerde de göller oluşur. Yerinde gümüş bir kaplumbağanın bulunduğu bu mermer tapınak, Hindular için önemli bir hac yeridir. Lord Brahma’nın ilk karısı Tanrıça Savitri’ye adanmış olan Savitri Tapınağı, Brahma Tapınağı’nın arkasındaki tepede yer alır. Tapınağa ulaşmak için bir dizi merdiven çıkmak gerekir. Buradan gölün panoramik görüntüsü ve civardaki kumullar görmeye değer. Son derece zarif olan Rangji Tapınağı, Güney Hindistan tarzı mimarisiyle oldukça çarpıcıdır. Tapınağın yüksek bir Gopuram’ı (heykellerle kaplı geçit) vardır. Bir saatlik bir yürüyüşle tepeye çıkıldığında, özellikle gündoğumunda gölün manzarası muhteşemdir. Pushkar’ın bir başka ünlü tapınağı, Warah. Lord Vishnu burada yabani bir domuz olarak tanımlanır. Mitolojide, Vishnu’nun iblis Hirnayaksh’ı öldürmek ve onun zulmüne son vermek için Warah (yabani domuz) olarak yeryüzüne geldiğine inanılır. Shiva’ya adanan Apteshwar Tapınağı ise 12. yüzyıla aittir. Ghatlarda halkın arasına karışmak için ayakkabıları çıkartmak, sigara içmemek ve fotoğraf çekmemek gerekiyor. Burası ölülerin yakıldığı kutsal kent Varanasi’den bir bakıma farklı; hacca gelenler turistlerin tavırlarından rahatsız olabiliyorlar.

Bir hafta süren bu panayırda iyi ticaret yapma umutları yüksektir. Develer, inekler ve koyunlarla birlikte kadınlar ve çocuklar da gelir. Tepeden tırnağa takılarla süslü, yalınayak dimdik yürüyen kadınların sarileri, erkeklerin türbanları panayırın estetiğine estetik katar. İlk beş gün develer, atlar, inekler, keçiler ve koyunlar satılır. Hayvan pazarlıklarını seyretmek başlı başına bir deneyimdir, bazen hiç bitmeyecekmiş gibi uzar, bazense göz açıp kapayana kadar el sıkışılır. Deve alım satımı sakinleşince panayır sakinleri kendilerini eğlenceye verir. Pushkar”daki deve yarışı geleneği, Arap Yarımadası olduğu kadar Ortadoğu’nun çöl kültürüne de dayanıyor. Develer ulaşımın yanısıra eğlence için de kullanılıyorlar. Pushkar Panayırı bir taraftan Rajasthan kültürünü yansıtırken bir taraftan da develerin çöl insanının hayatındaki öneminin altını çiziyor. Deve yarışında develer adeta kendilerini deve kuşu sanırlar. Müzik durunca uzun boyunlarını iki sırığın arasından geçirmeleri gerekir. Deve sahipleri develerini burunlarındaki halkaya bağladıkları ipek bir iple yönlendirir. Deve güzellik yarışmasında ise müzik eşliğinde, süslü develer alay halinde jürinin önünden geçerler. Devenin yürüyüşü, süslemeleri, sahibinin lafını ne derecede dinlediği, marifetleri hepsi şansında etkilidir. Herkesi kahkahaya boğan bir başka yarışma ise, devenin ne kadar yük taşıyabileceğinin test edildiği ‘’Laadoo oonth’’tur. Adam üzerine adam, deveye tırmanır. Deve ayağa kalkarken de bu insan kulesinin yıkılması son derece gülünçtür. Ayrıca kriket maçı, futbol maçı, öküz süsleme, at dansı ve deve dansı yarışmaları, türban bağlama yarışması, süt sağma yarışması, hint gelini yarışması gibi aktiviteler de panayırın eğlencesine eğlence katar.

Panayır kalabalığı, hacılar ya da deve ve hayvan tacirleriyle sınırlı değildir. Onlara, sokak satıcıları, müzisyenler, deve, at ve eşek yarışı bahisçileri, oyuncular, akrobatlar, komedyenler, dansçılar, dövmeciler ve turistler de katılır. Hindistan kültürünün özellikleri bu festivalde kendini gösterir. Evlilik için arabuluculuk yapanlar ya da Hindistan’ın kutsal kişileri sadhular da buradadır. Hindistan’da kast, ırk, din, ekonomik durum ve eğitime göre evlenmek gerektiğine inanılır. Bunun için gazete ilanları verildiği gibi istenilen türde bir izdivacı ayarlayacağına güvenilen kişiler de vardır. Dünyevi sahiplenmeleri bir kenara bırakan sadhuların ise tanrıların yeryüzündeki temsilcileri olduğuna inanılır. Onlara saygı duyan ve Pushkar’a hacca gelenler, dini ritüellerinin bir parçası olarak, aydınlanma yolundaki sadhulara yiyecek ve yorgan verir.

Pushkar’da festival alanında kurulan tezgahlarda, kadınlardan büyükbaş hayvanlara herkes için satın alınacak bir şeyler vardır. Kadınlar tezgahlardaki incik boncuk dünyasında kaybolur. Çanak çömlekler, pirinç eşyalar, gümüş takılar, Nagaur’dan boncuk kolyeler, patchwork (kırkyama) kumaşlar, Jodhpur ve Ajmer’den basma kumaşlar, saç tokaları, hızmalar, tasmalar, omuza kadar sıralanan fildişi bilezikler, kemerler, halhallar, Hintli kadınların evlendikten sonra ayak parmaklarına taktıkları yüzükler... En tutumlu kadının bile bu cazibeye karşı koyması zordur. Hayvanlar da süsten nasibini alır. Hatta develere parfüm sürüldüğü bile olur. Semerler, semer kayışları, boncuklar, yularlar, deri kırbaçlar, hep hayvanları süslemek ve onlarla gurur duymak içindir. Hindistan'ın bir gerçeğidir bu; yaşam şartları her ne olursa olsun, tuzu kuru olan da sürünen de estetik ve güzellik peşindedir.

Soylu ve görkemli Rajasthan’ı keşfetmek için en iyi yollardan biri, bir deve safariye katılmak. Büyük Hint Çölü’nde develerle yapılacak bu yolculuk, yeryüzünün en eski oluşumlarından Aravalli Sıradağları’nın kumulları, tepeleri, günbatımları ve gündoğumlarıyla kalmaz sizi Thar Çölü’nün altın kumlarına sürükler. Birkaç saatlik, birkaç günlük ya da bununla yetinmeyip çöl yaşamını daha iyi kavramak isteyenler için bir aylık safariler var. Ortaçağ kasabalarından, pitoresk mezralardan geçip uzak köylerdeki yaşama tanık olursunuz. Çölde kamp kurulur, Rajasthan yemekleri yenir, çöl insanını daha yakından tanırsınız. Çölün zorlu doğasıyla bu kadar haşır neşir olmak yerine onu uzaktan izlemek isterseniz, sabah erken ya da akşamüstü Pushkar üzerinde balonla uçmak bu atmosfere bambaşka bir boyut kazandırır. Pushkar Gölü’nün üzerindeyken, aşağıda kalabalığın içinde farkına varmadığınız bir manzara yakalarsınız. Bu mistik hac yerinde eski zamanlardan beri kutsallığını korumuş mekanlar ve gökyüzüne yükselen tapınaklarla ortamın kutsallığı daha da ağır basar. Dönmedolapların, deve kervanlarının, benzersiz bir renk mozaiğinin, Thar Çölü’nün kumullarının, turistlerin konakladığı lüks kamp yerlerinin üzerinden uçarsınız. Telaş, kaos aşağıda kalmıştır...

Panayırın en can alıcı noktası, Kartik Purnima yani ritüellerle adak adandığı gündür. Bu aynı zamanda festivalin kapanışıdır da. Ghat’larda yıkanma şafak vakti başlar. İğne atsanız yere düşmez. Yıkanma ritüelinin ardından inançlılar Brahma'ya tapınmak için uzun kuyruklar oluşturur. Pushkar'ın en romantik ve etkileyici görüntülerinden birine dolunay gecesi şahit olursunuz. Küçük yaprak kayıklar, içlerine yerleştirilmiş çiçekler ve yağ lambalarıyla kutsal gölün üzerine bırakılır. Binlerce yıldız gibi sudaki titrek yansımalarıyla bu iddiasız, küçük kasabanın kutsallığını bir kez daha hatırlatır.

