Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Valizimden Dökülenler > Reyan Tuvi > Romantikmayis
 
  Skip Navigation LinksRomantikmayis

Bozcaada’dan Van Gölü’ne; Romantik Mayıs...

Mayıs sadece doğanın değil seyahat tutkunlarının da kıpırdandığı aydır. Karadeniz’den Doğu’ya, hava mis gibi kokar, çiçeklerle birlikte renkler patlar, en güzel meyveler sofraları canlandırır, günbatımları sis perdesinin arkasından kendini gösterir, doğada yürüyüşlere doyulmaz... Mayıs, her haliyle romantiktir.

Bozcaada’da adalılar sabah yürüyüşlerine başladılar bile. Artık fırtına yüzünden adada mahsur kalmak söz konusu değil. Adanın en romantik yerlerinden biri, Bozcaada’nın en güzel sokağındaki Rengigül Konukevi (www.rengigul.net). 1876’ya ait restore edilmiş bu Rum evinin sahibesi Özcan Germiyanoğlu, gerçek bir İstanbul hanımefendisi. 30 yıl boyunca, Almanya’da davranış özürlü çocuklarla çalıştıktan sonra, Türkiye’ye dönmüş. Her yanından yaşam sevinci taşan bir yer yaratmış. Porselenler, resimler, bebekler, kitaplar, asırlık bir gelinlik, eski mektuplar, cibinlikli pirinç karyolalar ve çakıl taş döşeli, olağanüstü bir bahçe... Evin ilk sahibi, çok güzel mandolin çalıp söyleyen Nisyota adında bir Rum kadınmış. Evdeki aynalı konsol onun. Bazı akşamlar, misafirler pansiyonun mutfağına girip, marifetlerini sergiliyor ve herkesin davetli olduğu, farklı dünya mutfaklarından, samimi yemekler yapılıyor. Herkesin biraraya geldiği dillere destan, uzun kahvaltı masası buranın adeta kalbi; kendinizi ender rastlanan bu hoşluktan mahrum etmeyin. Rengigül’de kalmayanlar bile bu 20 kişilik şölen masasında yer alabilmek için önceden rezervasyon yaptırıyorlar. Masa rengarenk taze çiçekler, biblo melekler, ev yapımı reçeller ve muhteşem peynirlerle doluyor. Özcan Hanım’a göre; ‘’daha önce hiç tanışmamış insanlar biraraya geliyorlar, sanki birbirlerini hep aramışlar ve bulmak için burayı seçmişler gibi...’’. Buna göre, yalnız gelenlerin de burada mutlu olabileceklerini söylemek mümkün. Özcan Hanım’ın 8- 10 kişilik bir bağ evi de var. Kışın bazen bağ evinde şömine başında sucuk pişirilip sohbet ediliyor, adadaki şarap fabrikaları geziliyor. Şarabınızı yanınıza alıp yalnızlığına gömülmüş Polente Feneri’nde günbatımını seyredin, Ağustos ya da Eylül aylarında baştan çıkarıcı bağbozumunda adada olun, kendinize özel, ıssız koylar keşfedin, adanın en güzel sokaklarının olduğu Rum Mahallesi’nde dolaşın, poyrazın keyfini çıkarın, Çamlı İbo’nun kahvesinde ada halkıyla birlikte sabah çayı için, Göztepe’den adanın içinde olduğu sonsuzluğu seyredin, bisikletle adanın gerçek ruhunu hissedin, dar sokaklarda, asma ve begonvillerle bezeli lokantalarda, Ege otları yiyin, bağlardan üzüm, ağaçlardan karadut toplayın, deniz kıyısındaki barların minderlerine yayılıp, dolunayın kalenin üzerinden yükselişini seyredin...

Ege’den çok uzaklarda Doğu’da da Mayıs en güzel aylardan biridir. Mezopotamya topraklarında, siyah bazalt surların içinde 5 bin yıllık tarihin sahibi kadim kent Diyarbakır, yaşadığı tüm çalkantılara rağmen bana göre Paris kadar romantiktir. Binlerce yıl boyunca, yaklaşık 30 medeniyetin sığındığı olağanüstü surlar, kitabeleri, kabartmaları ve süslemeleriyle, daha çok bir sanat eserini andırıyor. Surların Ben u Sen bölgesinde dolaşın, Ulu Camii’nin duvarlarında ahir zamanlardan kalma izleri arayın, eski bir Diyarbakır evinde kaburga dolması yiyin, Mimar Sinan’ın camilerini görün, Ahmet Melik Caddesi’nin arka mahallalerinde dolaşın, Sanat Sokağı’nda genç Diyarbakır’ı tanıyın, Keçi Burcu’ndan, Dicle Nehri’ni ve Hevsel Bahçeleri’ni seyredin, kentin kiliselerini gezin, kahvaltıcılarda Diyarbakır peynirlerini tadın, geceleri aydınlatılan Diyarbakır surları boyunca yürüyün, Ulu Camii Kahvesi’nde çay içerken caminin avlusundaki hareketliliği seyredin... Diyarbakır’ın ayakta kalabilmiş evleri de etkileyici. Ayrıca yine eski bir Diyarbakır evi olan Dengbej Evi’nde (0555 371 30 71) pazartesi hariç her gün başka yerde kolay kolay rastlayamayacağınız dengbejleri tüm doğallığı içinde dinleyebilirsiniz.

Daracık bir boğaz içinde, Yeşilırmak’a reverans yapar gibi eğilen 19. yy.’a ait cumbalı Yalıboyu konakları, arka planda sarp kayalıklara oyulmuş sessiz kral mezarları ve Sultan II. Bayezid Camii ile Amasya Anadolu’nun en güzel ve romantik kentlerindendir. Sokak lambalarının loş ışığında keskin bir sessizliğe gömülen Hatuniye Mahallesi, kentin en güzel sokaklarına sahip ve en bakımlı Amasya evleri de burada. Kent merkezinde, Emin Efendi Konakları (www.eminefendi.com) ve Harşena Otel (www.harsenaotel.com) gibi Yeşilırmak manzaralı konaklar var. 600 yıllık Yıldız Hamamı’nın terasına, her sabah asılan pembe, kırmızı peştemalleri geçip Yeşilırmak’ın üzerindeki köprüye doğru ilerleyin. Güzel havalarda kentin en canlı yerlerinden biri olan Sultan II. Bayezid Camii’nin bahçesindeki asırlık ağaçların altında ihtiyarlar oturur. Cami kapısının iki yanında, oldukları yerde dönen sütunları görün, biri sıkışmışsa caminin terazisinin bozulduğuna inanılır. Atatürk Caddesi’ndeki Bakırcılar Çarşısı’nda, duvarında, “beklerim Gamaşuk’ta, müebbetim bu aşkta” diye başlayan şiirle özdeşleşmiş Gamaşuk Çayevi var. Mevsim ne olursa olsun, herkes burada sabah 5’ten geceyarısına, Amasya’nın meşhur semaver çayına sığınır.

Bugün gezilebilen tek Amasya evi, 19.yy.’a ait Hazeranlar Konağı. Nehir kıyısındaki bu etkileyici bina, bugün Etnoğrafya Müzesi ve Sanat Galerisi. Ayrıca, Hatuniye’deki bir Amasya evinde açılan Şehzadeler Müzesi’nde Osmanlı’nın Yükseliş Dönemi’nde Amasya’da valilik yapan 11 şehzade ve Amasya’da doğan Yavuz Sultan Selim’in balmumu heykelleri sergileniyor. 1861 yılında buraya gelen gezgin G. Perrat, “Amasya, Anadolu’nun Oxford’udur” demiş. Rıhtımındaki Gezi Yolu, bir nevi kentin “ünlüler geçidi”dir. Burada yürüyüş yapanlar, yedi yaşındayken buraya vali olarak gönderilen II. Bayezid’in yanısıra Amasya’da şehzadelik dönemini geçiren ve buradaki medreselerde tahta hazırlanmak için ilim, irfan öğrenen diğer Osmanlı sultanlarının büstlerinin önünden geçerler. Sultanlardan başka, ilkçağın ünlü coğrafyacısı, Amasya’nın yerlisi Strabon ve Ferhat ile Şirin de burada. Amasya Müzesi’nde arkeoloji dünyasının ilk ve tek Hitit Fırtına Tanrısı Teşup’un döküm tekniğiyle yapılmış, bronz heykelciğini ve mumyalar bölümünü kaçırmayın, Gökmedrese Camii’nin ahşap oyma kapısını, sinir hastalıklarının müzikle tedavi edildiği Bimarhane’yi görün, gece ışıkları altında Amasya’yı seyredin, Alçak Köprü’den yürüyerek geçin, Amasya Kalesi’nin vahşi sessizliğinden kente bakın, günbatımında Çakallar’da olun, sıcak Amasya çöreği yiyin, Amasya civarında Borabay Gölü ve Yedi Kuğular Kuş Cenneti’ni (Yedikır Barajı) gezin...

Doğu Karadeniz’in doğası yer yer İsviçre Alpler’inkinden daha görkemli manzaralarla karşınıza çıkar. Artvin’e 70 km mesafedeki Şavşat’ın kasaba olarak cezbedici bir yanı yok ancak yakınındaki doğa gerçek anlamda bakirdir. Şavşat’a 27 km mesafedeki Karagöl’e vardığınızda, kendinizi insan elinin değmediği bir doğada bulacaksınız. Yol üzerinde betonlaşmanın neredeyse hiç olmadığı, yaşamın asırlık ahşap evlerde sürdüğü Ciritdüzü köyü, Meşeliköy ve Veliköy’den geçilir. 10. yüzyıla ait Gürcü kilisesi Tbeti, Cevizli (Tbeti) köyünün güzel ahşap evlerinin hemen yanında. Büyük oranda tahrib edilmiş olmasına rağmen hala etkileyici. Karagöl- Sahara Milli Parkı sınırları içinde yer alan Karagöl kadar bu yolculuğu çevreleyen doğa da etkileyici. Göl, içindeki japon ve sazan balıklarıyla adeta doğal bir akvaryum. Göl kıyısında, yıl boyunca açık, Şavşatlı, canayakın bir aile tarafından işletilen Karagöl Mert Restoran ve Tuğra Pansiyon (0466 531 21 37) var. Odaları göl ve orman manzaralı beş odalı pansiyonun yanısıra çadır ya da karavanınızla da konaklamanız mümkün. Karagöl’ün etrafında yürüyüşler yapın, geceleri Karagöl’ün keskin sessizliğini dinleyin, dolunayda burada olun, sabah erken kuşların sesiyle uyanıp göle su içmeye inmiş yaban hayatı izleyin, pansiyonun şömineli restoranının spesiyaliteleri kuzu göbeği mantarı, alabalık ve Şavşat’a özgü peynir eritmeyi tadarken canlı yöresel müzik dinleyin, Gürcistan sınırını oluşturan, 3155 rakımlı yamaçlarında dağ alası balığıyla ünlü göllerin bulunduğu Göze Dağı’nın eteğindeki Arsiyan Yaylası’na çıkın, haftasonları hayvan pazarının olduğu Bilbilan Yaylası’na uğrayın, 1960’lı yıllarda Şavşat’ta öğretmenlik yapan yazar Fakir Baykurt’un efkarlandığında çıktığı ve anısına kitap yazdığı Efkar Tepesi’nde çay için...

Karadenizliler yüzyıllardır, daracık patikalardan, taşlı yollardan, hayvanlarıyla, binlerce metre yukarılara tırmandılar durdular. Kaçkarlar’ın eteklerinde, ormanların derinliklerinde, şelalerin aktığı dumanlı dağların yamaçlarında, kışa hazırlık için kendi yağ ve peynirlerini yaptılar. Her şeyden uzakta, bulutların üzerinde korunmuş yaylalar var. Çamlıhemşin’in Şinçiva Köyü’nün tepelerindeki Sal ve Pokut, akıllar durdurucu iki yayla. Yağmurların ardından ulaşmak kolay değil ancak ulaşınca da gerçek anlamda bulutların üzerindesiniz. Elektrik yok. Pokut benzersiz bir coğrafyaya sahip, Sal’daki yaşamsa gelenekleriyle birlikte yayla kültürünün en güzel yönlerini yansıtıyor.

Çamlıhemşin’e 6 km mesafedeki Fırtına Pansiyon (www.firtinavadisi.com), yemyeşil Karadeniz’in derinliklerinde, Fırtına Deresi kenarında, mütevazı bir konaklama. Karadeniz dağlarının en yüksek bölümü olan Kaçkarlar’ın, kuzey eteklerinde, Fırtına Deresi ve kollarının meydana getirdiği Hemşin havzası, doğası, mimarisi ve kültürüyle, bölgenin, hatta Türkiye’nin en vahşi ve el değmemiş kısmı. Yılın büyük bir bölümünde yağışlı, yüksekler sisli. Hemşinliler’in yaşam biçimi göçebelik. Ortak bir özellikleri, fırıncılık ve hamur işlerindeki ustalıkları. Zanaatı Rusya’da öğrenmişler. Bolşevik İhtilali’nden sonra da artık hiçbir değeri kalmayan manatlarını bırakıp memlekete dönmüşler. Bugün çoğu, büyük kentlerde ya ünlü bir pastanenin sahibi ya da ustası. Çamlıhemşin’in tepelerinde, 19.yüzyılın sonlarına doğru, Hemşinliler’in Rusya’da kazandıkları büyük paralarla yaptırdıkları, vadiye hakim, görkemli konaklar var. Sislerin arasından yükselen Zilkale, 7 km mesafede. Fırtına Pansiyon’un medeni sahipleri Selçuk ve Rukiye Güney kardeşler, yıllar sonra döndükleri Hemşin’deki tek katlı, eski köy ilkokulunu onarmış ve geniş derslikleri, sade ve sevimli bir tarzda döşemişler. Selçuk Bey, bu bölgeyi avucunun içi gibi biliyor ve yaylalara çıkışlarda son derece güvenilir bir rehber.

Gökyüzü masmavi, göl lacivert, sırtınızı küpeşteye vermişsiniz, etrafınızda martılar uçuşuyor, aylardan Mayıs, dağlar hala karla kaplı... Türkiye’nin en çok güneş alan illerinden olan Van’da güneşli bir günde dağların bembeyaz olması sizi şaşırtmasın. Van’a gelen herkes 25 dakikalık tekne yolculuğuyla Akdamar Adası’na geçmek ister ancak pek azı Van Gölü’nü boydan boya geçen bir feribotun içinde olmayı hayal eder. Van ile Tatvan arasında haftanın 7 günü 24 saat gidip gelen ve uluslararası trenyolu bağlantısını sağlayan feribotlar var. Van ile Tatvan arası, feribotla 4- 5 saat sürüyor. Feribotlar araç da alıyorlar. Yolcu salonları da bulunuyor.

Aslında bu yük feribotları, taşıdıkları yük vagonlarının vardıkları iskelede beklemekte olan trenlere bağlanmasını sağlıyorlar. Tren, Tatvan İskelesi’ne (0434 825 21 05) varmışsa Haydarpaşa’ya, Van İskelesi’ne (0432 228 09 88) yanaşmışsa İran’a devam ediyor. TCDD’nin (444  8233- 444 TCDD, www.tcdd.gov.tr), haftanın belirli günleri Tahran- Haydarpaşa ve Tahran- Şam arası karşılıklı seferleri var. Önceden biletinizi aldıysanız, hiçbir durakta inmek zorunda kalmadan Tahran’a ya da Şam’a kadar gidebiliyorsunuz. Sadece gölde feribotta olmanın hoşluğunu yaşamak istiyorsanız, tek yön 5 TL verip Van ile Tatvan arasında seyahat edebilirsiniz. Van’dan yola çıktınız. Yolculuk boyunca gölün etrafındaki adaları göreceksiniz. Fotoğraf malzemesi bol. Tatvan’a vardığınızda Nemrut Krater Gölü görmeye değer. Van Kalesi’nden gölü seyredin, tekneyle Akdamar Adası’na geçip kiliseyi gezin, Ahlat Mezarlığı’nın iki metreyi aşan mezartaşlarının arasında dolaşın, bir Van kahvaltı salonunda meşhur Van kahvaltısını ısmarlayın, Van otlu peynirinin özelliklerini öğrenin, karların erimeye başlamasıyla birlikte açan ve sadece iki ay yaşayabilen Ters Lale’yi görün...

Fotoğraflar: İzzet Keribar- Sacit Şahin- Reyan Tuvi

 
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.