Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Valizimden Dökülenler > Reyan Tuvi > San Francisco
 
  Skip Navigation LinksSan Francisco

Yemeli- içmeli- eğlenceli San Francisco gezme rehberi

Amerika’nın gözbebeği New York kadar kaotik ve heyecan verici olmayabilir belki ama San Francisco, sisli ya da güneşli, bakmaya, gezmeye doyamayacağınız kadar güzel bir şehir. Sokaklardan, evlerden, müzelerden, manzaralardan gözlerinizi alamıyorsunuz. Yazın soğuğun iliklerinize işlediği günler az değil. Eylül ve Ekim ise iklimiyle olduğu kadar kentin uyanışıyla da burada olmak için en doğru aylar. Bu çok yüzlü kenti, her türlü tanımak, festivallerine katılmak, uzun yürüyüşler yapmak, parklarında yayılmak, konserlerini izlemek, galerileri gezmek için daha iyi bir zaman düşünülemez. Atmosfer ve tadlara gelince kafe, restoran ve barlar şehrin gerçek ruhuna ve kültürüne dair sizi bambaşka deneyimlerle yüz yüze getiriyor. Bu güzel kenti görmek için ne kadar zamanınız var? Bir gün, üç gün ya da bir hafta? Kaç gün olursa olsun, işte size yemeye içmeye eğlenceye de vakit ayırarak San Francisco’yu gezme rehberi...

1967’de çıkan "San Francisco (Be Sure to Wear Flowers in Your Hair)" şarkısı, Amerika ve Avrupa listelerinde müthiş bir başarı elde ederken, binlerce gencin bu kente akın etmesini sağlamış, 1968 ‘’Prag Baharı’’nda Sovyet tanklarına direnen Çek gençliğinin özgürlük şarkısı haline gelmişti. ‘’Eğer San Francisco’ya gidersen, saçına mutlaka çiçek takmalısın’’ diyordu şarkı. Kentin en ünlü mahallelerinden biri olan Haight’de hala o zamanların havası hissediliyor. Buradaki Red Victorian Bed, Breakfast & Art’da (www.redvic.com) konaklamak ve sahibi Sami Sunchild ile tanışmaksa 60’ların etkisini birebir yaşamak için yeterli. Kendini barış, ekoloji ve evrensel dostluk kavramlarına adamış olan Sami’nin 1904 tarihli binada açtığı konukevindeki odalar, bu kendine özgü karakterin geçmişini ve felsefesini yansıtan isimler taşıyor; Çiçek Çocuk Odası, Günışığı Odası, Gökkuşağı Odası, Barış Odası, Aşk Yazı Odası... Sami ve müdavimleri için burası ‘’uluslararası bir komün’’. Burada kalmasanız da bir ara Peace Cafe’ye uğrayabilirsiniz. Eğer kentteki ilk gününüzde gerçek bir Amerikan kahvaltısında ısrar ediyorsanız o zaman köklü bir mekan olan Pork Store Cafe’nin (1451 Haight Street) size fazlasıyla enerji verecek kahvaltısına buyrun.


Haight Caddesi’nden yukarı doğru yürüyünce kentin en çok nefes alan ve nefes aldıran bölgesine, Golden Gate Park’a geleceksiniz. Burada sadece yürüyüş parkurları, bahçeler, göller ve spor alanları değil aynı zamanda müzeler ve farklı aktivitelere imkan tanıyan kapalı alanlar da var. Bisiklete binebilir, patenle gezebilir, golf, tennis ya da çim bowlingi oynayabilirsiniz. At binmek de mümkün. California Academy of Sciences, MH de Young Memorial Museum ve Japanese Tea Garden gibi sergi alanları ve bahçeler görmeye değer. MH de Young (verilen link hatalı http://www.famsf.org/deyoung/index.asp olmalı müzesinin etkileyici modern mimarisini incelemek için kendinize biraz zaman tanıyın ya da parkın en eski yapısı olan Conservatory of Flowers’ın (www.conservatoryofflowers.org) cam kubbesinin altında yeni çiçeklerle tanışın.

Buradan bir taksiye atlayıp kentin sembolü Golden Gate Bridge’e (www.goldengate.org) gidin. Sislerin içinde ya da güneşin altında, bu köprü kentin rakip tanımayan sembolüdür. 1937’de açılmış, tamamlandığında dünyanın en uzun asma köprüsüymüş. Orijinal rengi turuncu. Fort Point ve kentin arka planda göründüğü Vista Point’tan kartpostallık manzaralar çekebilirsiniz. Her gün köprüden yaklaşık 100 bin araba geçiyor. Yürüyüşçülere ve bisikletlilere de açık. Ne var ki burası kentin bir numaralı intihar noktası. Bugüne dek bin kişi intihar etmiş. Köprüden atlarken hayranlık uyandıracak bir gösteri yaptığına inanan Alman dublör de başaramamış. 1950’lerden beri alçak parmaklıkların yükseltilmesi tartışılmasına rağmen bu konuda hiçbir şey yapılmamış. Tatsız olaylar bir yana; köprünün ortasına kadar yürüyerek geri dönün. Eğer zamanınız kısıtlı değilse köprünün sonuna dek yürümek de zevkli.

Sırada İtalyan mahallesi North Beach var. Mario’s Bohemian Cigar Store (566 Columbus Ave.) her ne kadar adını aldığı purolardan artık satmıyorsa da North Beach atmosferinin en iyi hissedildiği mekanlardan. Mario’nun kafesi, Washington Square civarındaki canlılığı seyretmek için en ideal nokta. Bira, şarap ve envai çeşit atıştırmalık var. Kulaktan kulağa yayılan bir şehir efsanesiyse; espressosunun kentin en iyisi olduğu. Mahallenin bir başka klasik mekanında daha vakit geçirmek isterseniz, kahve keyfinizi Caffe Trieste’ye (601 Vallejo Street/ www.caffetrieste.com) saklayın. Buranın da kahvesi rakipsiz sayılabilir. Bu tarihi mekan, 1956’dan bu yana ayakta. Grant Avenue’yu izleyerek, North Beach’te ve Chinatown’da (Çin Mahallesi) gezinin. Çin Mahallesi’nde dumanı ve kokusuyla yemeklerin sokağa taştığı restoranlar, turistik eşya, ipek giysi, masa örtüsü, hatıra eşyası satan ve şifa dağıtan dükkanlar arasında dolaşın ve ana caddeden ayrılarak mahallenin daha otantik sokaklarına sapın. Golden Gate Fortune Cookie Company’den (56 Ross Alley/ www.sanfranciscochinatown.com/culture/fortunecookie.htmlgeçip gitmeyin. Çin Şans Kurabiyesinin üretildiği bu imalathanede hem iyi bir fala rastlayıncaya kadar kurabiye kırmaya devam edebilir hem de bunların nasıl marifetle şekillendirildiğini izleyebilirsiniz. Her ne kadar bunlar Çinlilere mal edilmişse de aslında San Francisco icadıdır.

Çin Mahallesi’nden yürüyerek Union Square’e ulaşırsınız. Şimdi efsanevi C Bobby’s Owl Tree’de (601 Post St.) bir içkiyi hak ettiniz. Şaşkınlık ve hayranlık uyandıran bu sıradışı barda ensenizde hep sizi gözetleyen iki göz hissedeceksiniz. Bar baykuş dolu. Bazıları fotoğraf, biblo olarak bazıları da doldurulmuş. Bu loş bardan ayrılıp kentin ünlü restoranlarından birine uğrayın. Farallon (450 Post St./ www.farallonrestaurant.com) ya da Postrio (545 Post Street/ www.postrio.com) olabilir. Buradan tiyatrolar bölgesine devam edebilir, 52. kattaki Carnelian Room (555 California St./ www.carnelianroom.com) ya da Redwood Room (496 Geary St.) gibi kentin en sosyetik barlarına ya da Azul (1Tillman Pl./ www.azul-sf.com) gibi sabah 2’ye dek dans edebileceğiniz mekanlara uğrayabilirsiniz.

İkinci gün kente bir de bisikletin üzerinden bakın. Avenue Cyclery’den (756 Stanyan St.) bisiklet kiralayın ve Golden Gate Park’ın sonuna, Pasifik Okyanusu’na ulaştığı yere kadar pedal çevirin. Kentin en iyi sanat müzelerinden biri olan Palace of the Legion of Honor’ı (www.legionofhonor.org) gezmelisiniz. Lincoln Park’ın ağaçlarının ve golf sahalarının arasındaki, 1924 tarihli müze ortaçağdan 20. yüzyıla, empresyonistler ve Rodin dahil olmak üzere, Avrupa sanatı üzerine etkileyici bir koleksiyona sahip. Kentteki 14 kilometrelik yürüyüş parkurunun bir kısmı da Golden Gate köprüsünün en güzel görüntülerini görebileceğiniz Lincoln Park’tan geçiyor. Bisikleti bırakmak için geri dönüşe geçin. Öğle yemeği tavsiyesi; organik hamburgerden risotto keklere leziz yemekleri ve sevilen birasıyla Magnolia Pub & Brewery (1398 Haight St.- www.magnoliapub.com ).

Haight’in dükkanlarında dolaşın ve eğer have güzelse manzaralı Buena Vista Park’a devam edin. Parkı geçerek Divisadero’ya oradan da otobüslerle Castro ya da Mission mahallelerine gidebilirsiniz. Castro kentin en canlı mahallelerinden ve özelliği kentteki gay nüfusun burada yoğunlaşmış olması. Duvar resimleriyle özdeşleşmiş olan Mission ise, Latin kültürünün fazlasıyla hissedildiği, restoranlarıyla bir tad cenneti olan, kentin en özel, en kendine özgü mahallesi. Kentin bu en eski kısmında etnik olarak karışık, sanata eğilimli topluluklar yaşıyor. Meksikalı aileler de var moda bağımlısı punklar da... Uyuşturucu bağımlısı fahişeler beyaz yakalılarla komşuluk yapıyor. Burasına San Francisco’nun ‘’güneş kemeri’’ de deniyor. Bazen güneş buraya torpil geçerken kentin geri kalan kısmı tamamıyla sis altında olabiliyor. Mission’ın canlı bir gece hayatı var. Delfina (3611 18th St./ www.pizzeriadelfina.com) en popüler restoranı. Rezervasyon gerekiyor. Kentin her yerinden, hayatın her alanından farklı insanlar bu İtalyan restoranında toplanıyor. İsimleri kulağa sıradan gelen yemekler ağzınızda kolay kolay unutamayacağınız tadlar bırakıyor. Yemekten sonra Cafe du Nord (2170 Market St.- www.cafedunord.com) ya da 12 Galaxies’de (2565 Mission St.- www.12galaxies.com) canlı müzik dinleyin. Buraları kentin en iyi canlı müzik mekanları.

Üçüncü gününüze Mission’da başlayın. Organik unla pasta ve hamur işlerinin yapıldığı bir fırın/ kafe olan Tartine’in (600 Guerrero St.- www.tartinebakery.com) önünden müdavim kuyruğu hiç eksik olmaz. Masalar az sayıdadır ancak kuyruk çabuk ilerler. Ekmek, tart, sandviç, kek ve kruasanları tatmak için beklemenin sonunda ödül oldukça büyüktür. Sırlarını paylaştıkları yemek kitabı Amazon’da satılıyor. Mission duvar resimleriyle kentin en renkli mahallesi kuşkusuz. Mission’da dolaşmak, gününüzü bir açık hava sanat galerisinde geçirmeye benzer. Binaların ön yüzleri, bazen yan duvarları silme resim ve graffitiyle kaplanmıştır. Mahalle bu renkli görüntüsüyle güçlü Latin mirasının ve burayı adeta bir mabed haline getiren farklı kültürlerden sanatçıların hakkını verir. 1,5 saatlik bir yürüyüşle (www.sfcityguides.org sitesindeki yürüyüş turlarına göz atın) Mission’ın en güzel duvar resimlerini görmek mümkün. Sokaklarındaki küçük dükkanlar, işyerleri kentin ve özellikle bu mahallenin etnik çeşitliliği hakkında size fazlasıyla ipucu verecektir. Mission’a gelmişken La Taqueria’ya (2889 Mission St.) uğramamak günahların en büyüğü olacaktır. Mission’da, ‘’burrito’’ olarak bilinen ve bir nevi dürüm olan bu Meksika fast food’u üzerine uzmanlaşmış yaklaşık 100 kadar restoran var. En ünlüsü La Taqueria. Dürüm, Meksika’nın lavaş ekmeği tortillaya sarılmış fasulye, ızgara et, salsa sos ve ana malzemesi avokado olan meksika mezesi guacomoleden oluşuyor.

Buradan BART’a (yeraltı tren sistemi) binip Powell St. istasyonunda yani şehir merkezinde inin. Amerika’da modern sanata adanmış en iyi müzelerden biri olan SFMOMA’yı (151 3rd St. www.sfmoma.org) kaçırmayın. Müzenin kafesi de soluklanmak için hoş bir ortam. Embarcadero’da, 19. yüzyılda dünyanın en yoğun yolcu trafiğine şahit olmuş limanlarından biri olan Ferry Building’de (www.ferrybuildingmarketplace.com) turistler gibi değil San Franciscolular gibi vakit geçirin. Buraya en çok kalabalığı salı ve cumartesi günleri kurulan Farmer’s Market (Çiftçi Pazarı) topluyor. Çoğu organik olan birçok ürünün tezgahlarda satıldığı bu pazar, iyi beslenmeyi kafasına koymuş kentliler için büyük nimet. San Francisco Körfezi’ndeki bu alan sadece kasap, manav, kafe ve restoranlarıyla değil aynı zamanda manzaralı şık restoranlarıyla da kent insanlarının her daim vakit geçirmeyi sevdiği bir yer. Kuzeydoğu köşesinde, körfez manzaralı Vietnam mutfağında uzman Slanted Door (www.slanteddoor.com) denemeye değer. Ayrıca Ferry Building’in ücretsiz yürüyüş turlarına katılabilir ya da hala kullanılmakta olan feribotlarla körfezde gezebilirsiniz. Eğer hava da güzelse bu, kentte yaptığınız en unutulmaz aktivitelerden biri olabilir. Kentin gece hayatını merak ediyorsanız SoMa gece kulüplerine uğrayın. Cat Club (1190 Folsom St.- www.catclubsf.com) en popüler olanlarından. Çılgın 80’ler partileriyle ün salmış klübe deneysel kostümleriyle gelenler büyük sükse yapsa da iş kıyafetleriyle uğrayanlar da oluyor. Beat Lounge’ın (501 Broadway/ www.impalasf.com) küçük sahnesinde zaman zaman caz ya da Latin gruplarına rastlayabilirsiniz.

Üç günü bir haftaya çıkarabilirseniz, o zaman San Francisco’dan ayrılırken gözünüz arkada kalmayacak demektir. Liste uzayıp gidiyor; ürpertici Alcatraz Adası (Hapishanesi) turu, kentin ünlü dik yokuşlarında Cable Car (tramvay) gezintisi, turistik de olsa Fisherman’s Wharf ‘ın 39. iskelesindeki denizaslanları, kumsalında köpeklerin ve çocukların birbirini kovaladığı, sörfçülerin kendilerini soğuk sularına bıraktığı Ocean Beach, zevkli yürüyüşlerin klasik adresleri Telegraph Hill, Russian Hill ve Filbert merdivenleri, Palace of Fine Arts, Berkeley Üniversitesi kampüsü, dünyanın en virajlı yolu olarak bilinen Lombard Street, bilet bulmak zor da olsa bir Giants beyzbol maçı, 1852’den beri ağız sulandıran Ghirardelli çikolataları, mayalı ekmeğin içinde Clam Chowder çorbası, parmak yalatan dungeness yengeci, rezervasyon kabul etmeyen, belediye başkanının bile bekletildiği Kaliforniya’nın en eski restoranı Tadish’te bir yemek, sıra kentten uzaklaşmaya gelirse de, bisikletle Marin Headlands’e kısa bir yolculuk ya da arabayla Wine Country’nin bağlarına bir iki günlük bir seyahat... Programınız ne olursa olsun, saçınıza çiçek takmayı unutmayın...

 
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.