Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Valizimden Dökülenler > Reyan Tuvi > Romantik Yol
 
  Skip Navigation LinksRomantik Yol
Romantik Yol

Şatolardan ortaçağ kasabalarına: Almanya'nın romantik yüzü

En sevdiği hayvan kuğu olan, şiirden, mimariden, müzikten hoşlanan, savaştan ve silahlardan haz etmeyen, etrafındaki herkes avlanırken şato planları çizen bir kraldı II. Ludwig. Efsanevi genç kral Ludwig tahtından vazgeçebilirdi belki ama romantik olmaktan hiçbir zaman kendini alamadı. "Peri Masallarının Kralı" olarak anılması boşuna değildi ama bu ünvandan önce "Deli Prens" olarak ün salmıştı. İflas etmeyi göze alarak, gökyüzüne yakın olmak için, vahşi bir tepede, göllerin ve şelalelerin arasında, akıllar durdurucu bir şatonun inşaasına girişti. Bir mimar yerine bir sahne tasarımcısıyla çalışıp, destekçisi olduğu, sevgili dostu, besteci Richard Wagner onuruna şatonun duvarlarını onun operalarından sahnelerle süsledi. Bestecinin Tannhauser operasındaki mağaranın bir benzerini şatosuna yaptırdı. Neuschwanstein Şatosu, II. Ludwig ölür ölmez kralın borçlarının ödenebilmesi için ziyaretçilere açıldı. Ludwig tutkuyla yaptırdığı şatosunda ancak 170 gün geçirebilmişti, şatonun tamamlandığını göremediği muhteşem Şarkıcılar Salonu’nda ise ne Wagner’i dinleyebildi ne de bir başka konseri.

Her yıl 5 milyon kişinin konaklamalı, 2 milyon kişininse günübirlik olarak ziyaret ettiği Almanya’nın en ünlü turistik rotası Romantik Yol’un üzerinde romantizmin en ağır bastığı yer II.Ludwig’in gözbebeği Neuschwanstein Şatosu. Romantik Yol boyunca t-shirtler, bardaklar, kolyeler, yüzükler ve birçok turistik hediyelik eşya üzerinde bu genç krala rastlamak ve onun için hüzünlenmemek insanın elinde değil. Ülkenin güneyinde, Bavyera bölgesinde, Main Nehri’nden Alpler’e uzanan ve tarihi aslında tam yarım asır öncesine dayanan 360 km’lik Romantik Yol, adeta bir açık hava müzesi. Rotayı kiralık bir arabayla ya da özel olarak bu güzergahı yapan bir otobüsle gezebileceğiniz gibi, bisikletle de katedebilirsiniz. Bisiklet rotası 420 km. Ayrıca 500 km’lik bir yürüyüş yolunun çalışmaları da sürüyor.

Böyle bir güzergah yaratma fikrinin çıkış noktası aslında bir bakıma bir ülkenin kendini temize çıkarma çabasıydı. II. Dünya Savaşı’nın ardından, Almanya’nın kötü şöhretini akıllardan silmek, Nazi terörünün, toplama kamplarının ve silah endüstrisinin dramatik sonuçlarını unutturmak için birkaç kişi 1948 yılında biraraya gelerek Almanya’nın bir başka yüzünü göstermek ister. Daha önce de ülkede seyahat güzergahları vardır ancak bu kez farklı bir Almanya arayışı içindedirler. Örneğin, "peri masalları"ndaki gibi bir Almanya...

Rota planlanırken 2 bin yıllık bir güzergah esas alınmış. Kuzeyde içinden Main Nehri’nin geçtiği Würzburg’tan güneyde Alpler’in kapısı Füssen’e kadar irili ufaklı tam 27 kasaba bu tarih ve kültür güzergahında, ortaçağ romantizminin aynası oluyor. Rotanın üzerinde, romantik devrin şairlerinin sevdiği eski kaleler, şatolar, bozulmamış ortaçağ kasabaları, vadiler, ormanlar, göller, yemyeşil otlaklar ve karlı Alpler sizi karşılıyor. Rota üzerinde sadece doğa değil göz kamaştırıcı olan; sislerin arasından gökyüzüne uzanan masallara yaraşır şatolar, Riemenschneider, Neumann ve Tiepolo’nun ölümsüz eserleriyle süslenen büyüleyici saraylar, ana yollardan uzak, silme arnavut kaldırımı, adeta zamanın durduğu iyi korunmuş, pırıl pırıl, şirin ve huzurlu ortaçağ kasabaları, birer sanat eseri olan tarihi çeşmelerin etrafında yaşamın sürdüğü eski kent meydanları, mütevazı köylerin ihtişamlı kiliseleri, üçgen çatılı sıradışı evler, tüm kasabayı üzerinden dolaşabileceğiniz surlar, şarap yapımının sürdüğü samimi kasaba restoranlarında yeni tadlar, yerlilerle bira tokuşturabileceğiniz festivaller, coğrafyanın, mimarinin, sanatın ve kültürün tahmininizden de zengin olduğu bir yolculuk çıkarıyor karşınıza.

Romantik Yol’un başlangıç noktası WÜRZBURG, üniversite kenti olmasının getirdiği canlılığın yanısıra mimarisi, sanatı ve şarabıyla, bu güzergahla ideal bir tanışma noktası. Yüzyıllar boyunca büyük bir güce ve zenginliğe sahip olan prens- piskoposlar için inşa edilen tarihi binalar gerçekten de Romantik Yol’un en ihtişamlılarından. II. Dünya Savaşı’nın sona ermesine iki ay kala İngiliz ordusu tarafından atılan 200 bin bomba kentin % 85’inin yerle bir olmasına neden olmuş, 1950’lerde restorasyona başlanmıştı. Her yıl 16 Mart günü, o günün anısına, kentteki 37 kilisenin çanları 20 dakika boyunca çalar. Kentin en muhteşem yapısı, bir kısmı mucizevi olarak bombalamadan zarar görmeyen Residenz. Mimar Balthazar Neumann’ın Würzburg piskoposlarının zenginliğinin ve prestijinin bir göstergesi olarak, 18. yüzyılda inşa ettiği barok sarayın en can alıcı yanı, Tiepolo’nun, "Dört Kıta" adlı, dünyanın en büyük tavan freski olma özeliğine sahip, 600 metrekarelik başdöndürücü eseri. Eski kentin bulunduğu meydandaki Dom St. Kilian katedralinden, Main Nehri üzerindeki tarihi taş köprü Alte Mainbrücke’den geçerek UNESCO Kültür Mirası Listesi’ndeki, 13. yüzyıla ait Marienberg Kalesi’ne yürümelisiniz. Burası, 1719 yılına kadar prens- piskoposun ikametgahıydı.

Almanya’daki 350 termal merkez içinde en önemlilerinden biri olan BAD MERGENTHEİM, aynı zamanda Romantik Yol’un tek kaplıcası. 1800 yıllık kent, güzergahın en çarpıcı ortaçağ kasabalarından biri olmasa da temiz hava almak, 3 km boyunca yeşillikler ve çiçekler arasında yürüyüş yapmak, kaplıcaya girmek ve şarap tadımı için keyifli bir yer. Kurgarten olarak bilinen parkı, Beethoven’ın 6 ay yaşadığı ev, 1684’te Türkler Viyana kapılarına dayandıklarında Alman Şövalyeleri tarafından savaş esiri olarak alınan Türk askerlerinin getirildikleri bu kasabada kurulan tarihi Türk mahallesi Turkish Gasse görülmeye değer.

Almanya’nın en çarpıcı rönesans saraylarından biri bu güzergah üzerinde bulunuyor. Pitoresk Tauber Vadisi’ndeki Weikersheim kasabasında, 12. yüzyıldan beri ailenin adıyla anılan Hohenlohe kontlarının ikametgahı WEİKERSHEİM, özellikle Versailles tarzı Barok bahçesi ve 1600’lere ait Şövalyeler Salonu’yla (Ritersaal) baş döndürücü.

Çoğu Japon ve Amerikalı olmak üzere yılda 2.5 milyon turistin ziyaret ettiği, turizmden fazlasıyla nasibini almış bir kent olmasına rağmen bu güzergahta atlamakta güçlük çekeceğiniz ROTHENBURG, yüksek bir tepeden son derece etkileyici manzaralara uzanıyor. Rothenburg, II. Dünya Savaşı’nda yoğun sis nedeniyle yanlışlıkla bombalanmış. Yeniden canlanan çeşmeli meydanlara açılan arnavut kaldırımı sokaklar, bakımlı eski evler, çimleri özenle kesilmiş vadi manzaralı Burggarten’ı (Kale Bahçeleri) ve kalabalıktan kaçabileceğiniz sayısız köşe buranın cazibesini arttırıyor.

Romantik Yol’un en romantik otellerinden biri FEUCHTWANGEN’daki Greifen Post. 8. yüzyıla ait bir Benedikt manastırı etrafında kurulan kasabanın merkezi Marktplatz (Pazar Meydanı). Barok çeşmesi, eski belediye sarayı, Gotik manastırı ve asilzadelere ait iyi korunmuş evleriyle, bölgedeki benzer meydanların estetiğini aratmıyor.

Romantik Yol’un tam ortasında, bu güzergahın en şirin ve korunmuş kasabalarından biri ise DİNKELSBÜHL. Wörnitz Nehri’nin oluşturduğu pastoral görüntülerle dolu vadide, 16 kuleli kent duvarlarıyla küçük ama arka sokakları, parkları, evleri ve her köşesiyle etkileyici, kusursuz bir ortaçağ kasabası. 15. yüzyıla ait St.George Kilisesi, asilzadelere ait evlerin bulunduğu tarihi pazaryeri Weinmarkt, barok kale, Rokoko şapel, Nodlinger Tor Kapısı’ndaki değirmen ve 3. Boyut Müzesi görülmeye değer. Bu küçük kasabanın halkına göre, yaşadıkları yer "7 dakika uzunluğunda ve 5 dakika genişliğinde".

Romantik Yol üzerindeki kasabalar arasında tarihsel olarak en çarpıcı olanlardan biri NÖRDLİNGEN. Kasabanın sıradışı konumunu ve nasıl bir coğrafya içinde yer aldığını kavrayabilmek için Gotik kilise St. George’un "Daniel" olarak anılan ve kasabanın sembolü 90 metrelik ünlü çan kulesine çıkılmalı. Buradan bakıldığında, tam ortadaki St. George kilisesiyle, kasabanın savunma duvarları adeta pergelle çizilmiş gibidir. 15 milyon yıl önce bu bölgeye düşen bir meteorun oluşturduğu kraterin içinde kurulmuş olan kasabanın meteorla ilgili hikayesini öğrenmek içinse mutlaka Rieskrater Müzesi’ne uğramalısınız. Ries Bölgesi’nin tam kalbindeki kasaba, Almanya’da örneğine ender rastlanan, uzunluğunca üzerinde gezilebilen surlara sahip.

Dahi besteci Wolfgang Amadeus Mozart’ın babası Leopold Mozart’ın ve ünlü oyun yazarı ve şair Bertolt Brecht’in kenti AUGSBURG, Roma İmparatoru Augustus tarafından 2000 yıl önce kuruldu. Bir zamanların bu bağımsız imparatorluk kenti, ekonomik açıdan zirveye ulaştığı 15. ve 16. yüzyıllardaki zenginliğini, ticaretin ve bankacılığın canlanmasına katkıda bulunan ünlü ailelere borçlu. Özellikle de bankacı Fuggerler’e… Kentin en ihtişamlı caddesi Maximilianstrasse’de sıralanan sarayların ve asilzadelere ait evlerin Rönesans ve Barok cepheleri, hep o dönemin görkemini yansıtıyor. Augsburg’un en ünlü turistik noktalarından biri, 17. yüzyıla ait Rathaus, yani belediye sarayındaki "Goldener Saal" (Altın Salon). "Dünyanın tarihi paranın tarihidir" vecizesinin yanısıra isminin önüne gelen "zengin" ünvanıyla da anılan Jakob Fuger tarafından inşa edilen, dünyanın halen içinde yaşanmakta olan en eski sosyal konutları, 16. yüzyıla ait Fuggerei ve Zanaatkarlar Mahallesi, kent turunuzun en ilginç noktaları olacaktır.

Romantik Yol’un son durağı FÜSSEN, Alpler’in zirvelerinin arasına kurulu küçük bir kasaba. Eğer varış noktanız Münih ise, "Alpler’in Kapısı" olarak da anılan Füssen, Romantik Yol’u tersten yapmanız demek olsa bile, güzergahınızın ilk durağı olabilir. Ortaçağda ticaret yolu üzerinde bulunan Füssen, 4 km doğusundaki Schwangau ile birlikte, Almanya’nın en fazla turist çeken noktasını, II. Ludwig’in iki şatosunun bulunduğu "Königswinkel"i yani Kraliyet Köşesi’ni oluşturuyor. Füssen’de Augsburg piskoposlarının yazlık ikametgahı olan gotik Hohe Schloss’un özellikle 15. yüzyıla ait iç avlusunu görmelisiniz.

Dört gölle çevrili SCHWANGAU, "Kraliyet Şatolarının Kasabası" olarak tanınıyor. Dağların eteğindeki, dünyaca ünlü iki kraliyet şatosu Hohenswangau ve Neuschwanstein, 19. yüzyıla ait mimarileri kadar hikayeleriyle de ihtişamlı yapılar. Kral II. Maximilian’ın sarı şatosu Hohenschwangau, Münih’te doğan II. Ludwig ile kardeşi Otto’nun büyüdüğü yer. Şato turunda kraliyet yemek odası, kraliçenin özel odaları, kraliçenin okuma odası, balo salonu gibi bölümlerin yanısıra II. Maximilian’ın odası, Türk Odası da dikkat çekici. Kral, 1832’de Yunanistan Kralı abisini ziyaret etmeye gittiğinde Osmanlı topraklarından geçmiş ve gördüklerinden çok etkilenmiş. Türk odasının duvarlarında Büyükdere, Beylerbeyi, Konstantinople ve Truva yazıları var. II. Ludwig’in odası ise prensin ruh durumunu tam olarak yansıtıyor. Ludwig, ilk kez bu şatoda besteci Richard Wagner’la tanışmış ve onun eserlerini burada dinlemişti. Babası öldükten sonra artık bu şatoda yaşamak istemeyen romantik prens Ludwig, cennete ve dağlara yakın olmak için Neuschwanstein’ı inşa ettirdi. Ludwig, bu romantik ortaçağ şatosunu çok sevdiği dostu Wagner’in onuruna yaptırdı, bir mimarla değil de bir sahne tasarımcısıyla çalıştı ve şatonun Wagner’in yazdığı operalardan sahnelerle süslenmesini istedi. 1867’de yapımına başlanan şato, Ludwig’in birçok projesi gibi tamamlanamadı, Wagner öldü, Ludwig ise bu muhteşem mekanda sadece 170 gün geçirebildi. Tabanı 2 milyon parça mozaikle yapılan, Bizans kilisesi tarzındaki taht odası, gotik kilise kulelerine benzetilmeye çalışılan yatağın üst kısmı için 14 ahşap ustasının dört yıl boyunca çalıştığı kralın yatak odası, 100 farklı kuğunun tasvir edildiği oturma odası, Ludwig’in Wagner’in Tannhauser efsanesi üzerine yazdığı operadan esinlenerek şatonun içine yaptırdığı mağara, şatonun 4. katını kaplayan ve Tannhauser’in efsanevi şatosunun bir kopyası olan, tavanı 96 parçadan oluşan Şarkıcılar Salonu şatonun en can alıcı bölümleri. Şatonun uzaktan en güzel görüntüsü, Ludwig’in annesi için inşa ettirdiği demir Marien Köprüsü’nden.

Her yıl 13 Haziran’da Starnberg Gölü’nün doğu kıyısındaki Berg’de etkileyici bir tören olur. Önünde basit bir çelenk olan küçük bir tekne hemen kıyıda bulunan bir haça doğru ilerler. Bavyera’nın en sevilen kralı II. Ludwig’in anısına yapılan bu ritüelden tekne geri dönerken sadece bir borazan sesi duyulur. Haç, 1886’da, gizemli bir şekilde 40’lı yaşlarının başında ölen II. Ludwig’in ölü bulunduğu yeri gösterir. Annesi Marie ile babası II. Maximilian tarafından hiç anlaşılamadığından yalnız ve mutsuz bir çocukluk geçiren, romantik ve idealist Prens Otto Ludwig Friedrich Wilhelm, 1864’te 18 yaşında kral oldu. Hiç evlenmedi. Sadece kısa bir süre için Avusturya İmparatoriçesi Elizabeth’in (Sisi) kızkardeşiyle nişanlı kaldı ancak erkeklerin dostluğundan daha fazla keyif alıyordu. Hayran olduğu ünlü besteci Richard Wagner’ın Bayrouth opera binasının inşasını finanse etti. Başlangıçta Ludwig tutkulu bir liderdi. Ancak Bavyera’da krallık yönetimi son günlerini yaşıyordu. 1871’de Alman Reich’ının kurulmasından sonra kral olarak hiçbir etkisi kalmamıştı. Ancak şansölye Bismarck Ludwig’e yüksek bir geçim parası veriyordu. Ludwig bundan sonra kendini içkiye, şato planları çizmeye, özel olarak konser ve operalar düzenlemeye verdi. Fransız kültürüne ve "Güneş Kral" Louis XIV’e olan hayranlığı onu Nueschwanstein gibi olağanüstü şatolar inşa ettirmeye yöneltti. Genel kanının aksine II. Ludwig devletin iflasına neden olmamış sadece kendisi beş kuruşsuz kalmıştı. 1886’da borçları artmış, davranışları da dengesizleşmişti. Ludwig’in artık hizaya sokulması gerektiğine inanan bazı bakanlar ve akrabaları, Ocak 1886’da, alelacele bir psikiyatrik test hazırlayarak Ludwig’in ruhi dengesinin yönetimde kalmasına yetersiz olduğuna karar verdiler. Aynı yılın Haziran ayında, sürgün II. Ludwig Staunberg Gölü’ndeki Schloss Berg şatosuna gönderildi. Bir akşam, Ludwig ve doktoru, göl kenarında yürüyüşe çıktıktan kısa bir süre sonra, gölün sığ kısmında boğulmuş olarak bulundular. O akşamın hiçbir tanığı olmadığı gibi, doğru dürüst bir soruşturma da yapılmadı. Kanıtlar yetersiz ve çelişkiliydi, raporlar ve belgeler değiştirildi, yok edildi ya da kayboldu. O yaz, Ludwig’in büyük borçlarının ödenebilmesi için Neuschwanstein Şatosu halka açıldı. 2000 yılında Füssen’de sahnelenmeye başlanan II. Ludwig müzikali ilk yılında iflas etti. Müzikalin sonunda Ludwig boğuluyordu. Şimdilerde son sahnesinde kralın vurulduğu müzikal popülerliğini koruyor. Müzikalin en etkileyici anlarından biriyse antraktta fuaye penceresinden görülen romantik kralın aydınlatılmış şatosu...

Ne zaman gidilir?
Romantik Yol’un en iyi zamanı Nisan- Ekim dönemi. Ancak kış aylarında, karlıyken bile bu yol oldukça keyifli olabiliyor. Yolların kapanmasından da endişe etmenize gerek yok.

Nasıl gidilir?

maximiles.com.tr veya 444 02 02 numaralı Maximiles Seyahat Hattı’ndan, MaxiMillerinizi kullanarak hatta Avans MaxiMil kullanarak ya da isterseniz İş Bankası kredi kartınız ile peşin veya taksitli olarak Frankfurt veya Münich’e uçak bileti satın alabilirsiniz.

Würzburg’dan Frankfurt Havaalanı’na Deutsche Bahn (Rezervasyon: +49 1805 996 633, www.bahn.de) ile direkt tren seferleri var. Yolculuk 1 saat 50 dakika sürüyor.

Romantik Yol’u özel olarak bu güzergahta işleyen bir otobüsle (www.romantic-road-coach.de) de gezebilirsiniz. Füssen and Würzburg’da (Tren İstasyonu, Fahrradstation Am Hauptbahnhof, +49 (0) 931/ 5 74 45) bisiklet kiralayabileceğiniz yerler var. Ancak bisikletleri aldığınız yere teslim etmeniz gerekiyor. Romantik Yol üzerinde otobüs ulaşımını ayarlayan seyahat acentesi Deutsche Touring’den (Am Roemerhof 17, Frankfurt, +49 (0) 69 7903-261, www.deutsche-touring.com.) otel rezervasyonunuzu yaptırdığınız taktirde bisiklet de kiralayabiliyorsunuz. Bisikletinizi otobüse yüklemek isterseniz, 3 çalışma günü öncesinden +49 (0) 69 7903-50 telefonuna bildirmeniz gerekiyor. Gideceğiniz mesafeye göre bisiklet başına ücret değişiyor ve buna bisiklet başına bin avroya kadar sigorta da dahil.

Romantik Yol Merkez Ofis
Buradan Romantik Yol üzerindeki duraklarda konaklama için rezervasyon yaptırabilir, İngilizce bilen rehber talep edebilirsiniz.

Touristik Arbeitsgemeinschaft Romantische Strasse, Dinkelsbuehl. 09851 5513-87 www.romantischestrasse.de

 
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.