Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Valizimden Dökülenler > Reyan Tuvi > Berlin Duvarı
 
  Skip Navigation LinksBerlin Duvarı
‘’Duvar’’ın yıkılışının 20. yılında 20 öneri…

2009, ‘’Utanç Duvarı’’nın çöküşünün 20. yılı. Almanya’nın başkenti Berlin’i ortasından bölen ve bölünmüş bir kentin simgesi haline gelen Berlin Duvarı sadece insanların kaderini değiştirmemiş yaşamlara da mal olmuştu. Kentin sembolü Brandenburger Tor, Berlin’in 18 kent kapısından en etkileyici olanı. 1987’de ABD Başkanı Ronald Reagan, bu görkemli kapının önünden Gorbachev’e ‘’Bu duvarı yıkın Mr. Gorbachev’’ diye seslenmiş, bu tarihi sözlerin üzerinden iki yıl geçtikten sonra da duvar yıkılmıştı.

Soğuk Savaş’ın sonunda yıkılarak kimileri tarafından hatıra eşyası olarak satılan, bazı bölümleri sergilenmek üzere dünyanın farklı müzelerine götürülen ve büyük bir bölümü yol yapımında kullanılan duvardan geriye kalanlar bugün artık Berlin’in turizmine hizmet ediyor.

Bu yıl Berlin’e gitmek, doğru bir zamanlama olur. Kasım 1989’daki olayları anmak için kentte yıl boyunca birçok etkinlik düzenleniyor. 14 Kasım’a kadar, Berlin Alexanderplatz’da büyük bir açık hava sergisi yer alacak. Konusu; Berlin Duvarı’nın çöküşü ve ardından gelen barışçı devrim... Ekim ayında şehrin sokaklarında 13 metrelik kuklalarla bölünme ve birleşme temasını işleyen bir oyun sahnelenecek... 9 Kasım günü, Brandenburg Kapısı önünde büyük bir havai fişek gösterisi yapılacak ve ardından 20 yıl öncesinin tarihi olaylarının anılacağı konserler verilecek. Berlin’de bu yıl, her ay, gün be gün neler olup bittiğini www.mauerfall09.de internet sitesinden detaylı olarak öğrenmek mümkün. Bu sitede ayrıca ziyaretçiler için birçok tematik tura da yer verilmiş. Bunlardan biri Berlin Duvarı’nın geçtiği güzergahı izleyen navigasyon destekli bir tur. Bu tur bir taraftan duvarın izini sürerken bir taraftan da önemli noktalarda duvarın tarihçesi hakkında kaydadeğer bilgiler veriyor. Bir başka yürüyüş turu, 1989’da Almanya’nın birleşmesinin sembolü olan Glienicke Köprüsü’nden başlıyor. Dikenli teller ve 3.60 metre yüksekliğinde bir duvar bu güzel manzarayı bozmakla kalmamış burada yaşayan Almanlar’ın yaşamlarına da Batı ve Doğu kavramlarını getirmişti. Turun güzergahında tarihi bahçeler ve binalar gezilirken duvarın ayırdığı insanlarla tanışma ve onlarla sohbet etme imkanı da tanınıyor. Duvar yıkılmadan önce politik mahkumların tutuklu olduğu Doğu Almanya’daki eski hapishane de bugün artık turları ağırlıyor. Binanın, mobilyaların ve hapishaneye ait eşyaların zarar görmeden bugüne kalması, ziyaretçiler için gerçeğe yakın bir atmosfer yaratırken mahkumların yaşam koşulları konusunda da önemli ipuçları veriyor. Hapishaneyi gezdiren rehberlerin çoğu duvarın yıkıldığı 1989’a kadar politik mahkum imiş. 1961’den 1985’e, Doğu Berlin’de yaşayanların Batı Berlin’e kaçabilmesi için yaklaşık 70 tünel kazılmıştı. 20. yıl etkinliklerinde bu tünellerin hikayelerini dinleyebileceğiniz bir tur da düzenleniyor. Batı’ya geçmek isteyenlerin hangi noktalarda duvarı aşmaya çalıştıklarını gösteren bir başka tur da, sınırı izleyen gözetleme kulelerinden birine çıkabilir, ünlü Checkpoint Charlie üzerine korkunç hikayeler dinleyebilir, insanların Demir Perde’nin ardında nasıl yaşadıkları ve 20 yıl içinde nelerin değiştiği konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.

Berlin bir turist için geçmişi ve bugünüyle başdöndürücü bir kent. Mimarisi, meydanları, semtleri, müzeleri, sanat galerileri, parkları, gece hayatı, gastro turları ve yürüyüş rotalarıyla gerek eski rejimin gerekse 21. yüzyılın şaşırtıcı bir sentezi. Duvar artık kenti ikiye ayırmıyor belki ama gerek Berlinliler gerekse turistler hâlâ semtleri, Doğu ve Batı Berlin olarak tanımlıyorlar. Berlin’e gelen ziyaretçi zamanının çoğunu Mitte’de geçiriyor. Berlin bir haftasonundan çok daha fazlasını hak eden bir kent. İşte size duvarın yıkılışının 20. yılında atlamamanız gereken 20 öneri...

1) ‘’DUVAR’’ı ziyaret edin: Berlin’e gelip de duvarla ilgilenmeyen turist herhalde yoktur. Orijinal duvardan kalanlar ‘’Terörün Topografyası’’ adlı bir sergiye paralel olarak geziliyor. Duvarın hemen yakınında, Niederkirchner Strasse üzerinde, Nazi Almanyası’nın en dehşet veren kurumlarından olan, Holokost planlarının yapıldığı, hapishanesinde birçoklarının işkence gördüğü ve öldürüldüğü Gestapo’nun merkezi var.

2) POSTDAMER PLATZ’daki mimariye teslim olun: Birleşmenin ardından, Berlin’de başlayan ve tüm hızıyla devam eden yapılaşmanın en somut göstergesi Postdamer Platz. Kentin yeni yüzünün en belirgin sembolleri burada. II. Dünya Savaşı’nın ve duvarın semti ikiye bölmesinin ardından, birleşmeye dek, bu semt toparlanamadı. Oysa şimdi 21. yüzyıl mimarisinin en çarpıcı örnekleriyle dolu. Binalara bakarken boynunuz tutulabilir. 1998’de tamamlanan DaimlerCity, 2000’de açılan Sony Centre ve Beisheim Centre, meydandaki en dikkat çekici yapılar.

3) Soğuk Savaş’ın sembolleri CHECKPOINT CHARLIE’yi ve EAST SIDE GALLERY’i (Doğu Galerisi) görün: Soğuk Savaş dönemine kaydadeğer bir bakış için artık iyice turistikleşmiş olsa da, Friedrichstrasse ile Zimmerstrasse’nin kesiştiği yerdeki Checkpoint Charlie’ye uğramalısınız. 1961’den 1990’a, müttefiklerin, yabancıların ve diplomatların, Batı ile Doğu Berlin arasında geçiş yapabilmelerini sağlayan bu yegane Amerikan kontrol noktası, bugün artık etrafında Rus askerlerinin şapka ve uniformalarının, Rus bebeklerinin ve çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı tezgahlarla çevrili. Burası aynı zamanda, Ekim 1961’de, Amerikan ve Rus tanklarının burun buruna gelerek, neredeyse dünyayı III. Dünya Savaşı adlı bir felaketin eşiğine sürükledikleri yer. Nöbetçi kulübesinin her iki tarafına yerleştirilmiş iki dev fotoğrafta, doğuya bakan bir Amerikan askeri ile batıya bakan bir Rus askeri görülüyor. Berlin Duvarı’nın en uzun ve en iyi korunmuş kalıntısı East Side Gallery’de. Yaklaşık 1.2 km’lik duvardan oluşan bu açık hava müzesinin en ilginç yanı, farklı ülkelerden farklı sanatçıların duvarla ve o dönemle ilgili duygularını yansıttıkları graffitiler.

4) BERGAMA MÜZESİ’nde Zeus Sunağı’nı görün: Müze meraklıları Berlin’de her şeye yetişemeyeceklerini önceden kabul etmeliler. Kentin içinden geçen Spree Nehri üzerinde, küçük bir ada olan ve Paris’in Louvre’uyla rekabet edebilecek nitelikteki MUSEUMINSEL (Müzeler Adası), büyük bir tarihi zenginliğin sergilendiği beş eski müzeden oluşuyor. 18. yüzyılın sonlarında, Avrupa’daki soyluların koleksiyonlarını halka açmak istemeleri sonucu bu müzeler topluluğu ortaya çıkıyor. Paris’te Louvre, Londra’da British Museum ve Madrid’te Prado gibi müzelerle aynı dönemde bu gelenek Berlin’de de başlıyor. Zamanınız kısıtlıysa Bergama Müzesi’ni (Pergamon Museum) kaçırmayın. 1930’da tamamlanan binada sergilenen farklı dönemlere ait hazine niteliğindeki arkeolojik eserlerin arasında bir parça var ki sadece Türkleri değil bütün dünyayı yakından ilgilendiriyor; Bergama (Zeus) Sunağı (M.Ö. 165).

5) Demokratik Alman Cumhuriyeti dönemi mimarisi ve estetik anlayışıyla tanışın: ALEXANDERPLATZ meydanında eski rejimin mimari tarzıyla halkı üzerinde kurduğu baskıyı, paranoyayı ve ezici gücü hissedebiliyorsunuz. Alexanderplatz, Doğu Berlin’in ticaret merkeziyken, II. Dünya Savaşı’nda bombalanmış ve bugünkü görüntüsüne ancak 1960’taki yeni yapılaşmayla kavuşmuştu. Bugün meydanda, Demokratik Alman Cumhuriyeti döneminin kent planlamacılarının eserleri duruyor; Televizyon Kulesi, 123 metre yüksekliğindeki Interhotel (bugün Park Inn) ve doğunun en büyük alışveriş merkezi Warenhaus (bugün Kaufhof)… Bu meydan bu otoritenin yıkımında rol oynamış, 1989 Kasım’ında, 700 bin kişi burada toplanarak yürüyüş yapmış ve beş gün sonra da duvar yıkılmıştı. 6) 3.5 km’lik KURFÜRSTENDAMM’da yürüyün: Kısaca Ku’damm olarak bilinen Kurfürstendamm caddesinde alışveriş yapmak için buraya uğranabilir. Modern dükkanların sıralandığı caddede savaşın hatırlatıcısı olan 1895 tarihli Kaiser Wilhelm Gedachtniskirche kilisesi, 1943’te büyük hasar görmüştü. Bugün yarı yıkık batı kulesi, Berlin’e dair en akıllara kazınan görüntülerden biri. Kilisenin savaş öncesi görkemine dair ipuçlarını içeride bulacaksınız.

7) SCHEUNENVIERTEL’in butiklerinde dolaşın: Kentin en canlı semtlerinden. Restoranların, sanat galerilerinin ve gece hayatının yoğun olduğu semtte, Berlin tasarımcılarının ürünlerine göz atmaya değer. Ayrıca semt, birleşmenin ardından, kentteki Yahudi yerleşimlerinden biri olarak da gelişti.

8) Eski rejimin görkemli mimarisini KARL MARX ALLEE’de görün: Karl Marx Allee Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin sosyalist ve anıtsal mimarisinin sergilendiği bir açık hava müzesi gibidir. Rejimin bu ilk sosyalist bulvarı, eski Doğu Berlin mimarisinin örneklerine sahip. Genişliği 90 metreye ulaşan bulvarda yürümelisiniz. Bugün Ku’damm batı için ne ifade ediyorsa, 1970’lere kadar kafeleri, restoranları ve bin kişilik Kino Kosmos sinemasıyla Karl Marx Allee de doğunun sosyal yaşamının nabzını tutuyordu.

9) Yüksekten Berlin’e bakın: Regierungsviertel’de Alman Parlemontosu’nu yani Reichstag’ı ve özellikle muhteşem cam kubbesini görmelisiniz. 1894 tarihli binanın dışı hâlâ sütunlarla bir tapınak görünümündeyken içi oldukça modern. Asansörle kubbenin tepesine çıkın ve kenti buradan seyredin. Dünyanın en hızlısı olduğu bilinen asansörüyle Panorama Observation Deck’ten de ‘’Yeni Berlin’’e bakın.

10) Kentin nehir, kanal ve göllerinde TEKNE TURU yapın.

11) Berlinlilerle birlikte TİERGARTEN PARK’ta piknik yapın: Berlin yeşil bir kent.Yayıldığı 167 hektarlık alanla, dünyanın en büyük kent parklarından biri olan Tiergarten, 17. yüzyılda bir avlanma arazisiymiş. 1946- 47 yıllarında yaşanan zor kış sırasında Berlin halkı ısınmak için buradaki bütün ağaçları kesmiş. Güneşli haftasonlarında Berlinliler burada mangal yakıp piknik yaparlar. Adını bu parktan alan semt, uzun yıllar Batı Berlin’in kıyısındayken şimdi iki tarafı buluşturuyor.

12) BERLİN FİLARMONİ ORKESTRASI’nı dinleyin.

13) HOLOKOST ANITI’nı ve YAHUDİ MÜZESİ’ni gezin: Avrupa’nın en büyüklerinden olan Yahudi Müzesi, Kreuzberg’de. Müze sadece sıradışı mimarisiyle değil aynı zamanda Almanya’da yaşayan Yahudiler’in 2 bin yıllık tarihini, yaşamlarını ve kültürden bilime farklı alanlardaki katkılarını ele alması açısından da görmeye değer. Brandenburg Kapısı’nın güneyinde, savaşta katledilen Avrupalı Yahudiler anısına yapılmış Holokost Anıtı, labirentler meydana getiren yüksek ve alçak beton bloklardan oluşuyor. 8 Mayıs 2005’te, II. Dünya Savaşı’nın 60. yıldönümünde tamamlanan ve açılışı yapılan anıtın altındaki küçük müzede derlenmiş olan özel hayat hikayeleri bu soyut anıta gerçeklik kazandırıyor.

14) GEMALDEGALERİE’de Rönesans dönemi resimlerini görün.

15) UNTER DEN LINDEN’de tarihin içinde uzun bir yürüyüş yapın: Brandenburg Kapısı’ndan Schlossbrücke’e uzanan 1.5 kilometrelik Unter den Linden, Berlin’in en baş döndürücü bulvarı sayılabilir. Savaş sırasında burada çok farklı mimarilere sahip binalar tahrib olmuş ancak iyi bir restorasyonla kentin tarihi boyunca önemli mimarların iz bıraktığı bu bulvar tekrar hayata döndürülmüştü.

16) Konnopke Imbiss’te Berlin’in en lezzetli KURRYWURST’unu (köri soslu sosis) deneyin.

17) STAATSOPER UNTER DEN LINDEN’de bir operaya gidin: Opera dinlemek için en ideali, Avrupa çapında ün yapmış Staatsoper Unter den Linden devlet operası. 1743 tarihli bina, biri yangında, iki kez de savaşta olmak üzere üç kez tamamıyla yıkıldı.

18) Demokratik Alman Cumhuriyeti mekanlarından çevrilen barlarda zaman tüneline girin.

19) PRENZLAUER BERG, bugün Berlin’in en moda semtlerinden biri. Gençlerin yoğunlaştığı, kafe ve pubların her geçen gün arttığı, gece hayatıyla dikkat çeken bir bölge. Eski ucuz, perişan apartmanlara sanatçılar, yazarlar, eşcinseller ve politik aktivistler yerleşti. Kafeler ve tasarımcı butikleri için Kastanienallee’ye uğrayın.

20) ‘’GUSTO TURU’’na katılın, bir gecede beş farklı yerde Berlin’in farklı tadlarını deneyin.

Berlin hakkında bilgi; www.visitBerlin.de (Türkçe olarak da var.)
www.berlin-tourist-information.de

 
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.