|
Mavi cenneti ararken...
Herkesin kendine sakladığı, başkalarından sakındığı sığınakları vardır. Yeşil ya da mavi cennetlere ulaşabilmek için yollar kat edilir, bir yaşam boyu en derin mavinin en dingin yeşilin peşinden gidilir. Bu yazıda Türkiye’nin en güzel koy ve kumsallarını bulacaksınız. Tüm doğallığıyla kabul ettiğiniz ve koruduğunuz sürece, mavi cennetinize bir adım daha yaklaşmış sayılırsınız.

Dünyada sadece iki yerde, güneybatı Ege’de ve Kanada’da bulunan, yağı şifa dağıtan, doğal klima özelliğine sahip günlük (sığla) ağaçlarının adını taşıyan Günlüklü Koyu, Fethiye ile Göcek’in tam ortasında büyülü bir yer. Koyun bir yanı günlük ağaçları bir yanı çam ormanlarıyla kaplı. Sahilin kumu ince, yüzerken koyda avlanmaları yasak olan ve buraya yumurtalarını bırakan lagos balıklarıyla karşılaşmanız an meselesi. Fethiye’ye 16, Göcek’e 15 km mesafedeki Günlüklü Koyu aslında özel bir koy. 200 bin metrekarelik bir alana yayılan koydaki tek yerleşim The Bay Beach Club (www.thebaybeachclub.com). Günlük ağaçlarının altında ahşap bungalovların bulunduğu tesis, havuzu, şemsiyeli ve şezlonglu kumsalı, hamakları ve özellikle sığla yağının kullanıldığı spa’sıyla, ıssız doğanın içinde lüks bir sığınak. Otelde tavuklar, horozlar, tavus kuşları ve güvercinler dolaşıyor. Gölde ise yabani ördekler ve su kaplumbağaları... Burada dalış, yelken, olta balıkçılığı, plaj voleybolu, yelken, at safari ve trekking gibi aktivite seçenekleri var. Çam ormanlarında trekking yapmak isteyenler için, işaretli patikalar bulunuyor. Ayrıca koyda 16 yat kapasiteli özel bir marina da hizmet veriyor. Buradayken; günlük ağaçlarının altındaki patikalardan yürüyün, hamakta limonata için, Sığla Gölü kıyısında kitap okuyun, civardaki koylara ve 12 Adalar’a yapılan tekne turlarına katılın, Göcek çarşıda gezin, terkedilmiş mübadele köyü Kayaköy’ü görün...

Cunda Adası’nın batısında yer alan, mavi bayraklı Ortunç, doğası ve sakinliğiyle bu bölgenin en özel koylarından. Koy, Türkiye Çevre Vakfı’nın 15 günde bir düzenli olarak yaptığı ölçümlere göre Balıkesir bölgesinin en temiz denizlerinden birine sahip. Kuzey Ege’nin bu ilk mavi bayraklı koyu, adını bu ıssız koyun tamamına hakim olan Ortunç Club’dan (www.ortuncclub.com) alıyor. Cunda Adası’nın bakir bölümünü tamamıyla içine alan Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın çam ormanlarının arasına gizlenmiş tesisin plajı müşterilerinin yanısıra günübirlik gelenlere de ücret karşılığında açık. Su sporları yapmak isteyenler için kano ve deniz bisikleti kiralama imkanının yanı sıra, dalış meraklıları için tesisin özel dalış okulu bulunuyor. Toplam 22 adaya sahip Ayvalık, dalgıçlar için keşfedilmeyi bekleyen bir bölge. Ortunç Koyu’nun çevresindeki yaklaşık 35 dalış noktasındaki mercan oluşumları ve anforalar görmeye değer. Bölge tüm dalış seviyelerine uygun. Tesis çevre duyarlılığı konusunda da öne çıkıyor. İncirden çınara, begonvilden iğdeye 45 değişik bitki ve ağaç türünden oluşan 4 bin metrekarelik alana yayılmış zengin bir peyzajla birlikte kendi arıtma tesisine ve yangın müdahale tertibatına sahip. Midilli manzaralı Taraça Bar- Restaurant’ında otelin kendi zeytinyağıyla yapılmış mezelerini ve şarabını tatmak mümkün. Ayrıca kahvaltısındaki ürünlerin birçoğu, tesisin kendi çiftliğinden geliyor. Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda orman içinden geçen 4 km’lik asfalt yol boyunca yürüyebilir ya da patikalardan adanın tepesine çıkıp Cunda manzarasını seyredebilirsiniz. Ortunç Club’ın fizyoterapi ve masaj seçeneklerinden yararlanın, civar koyları, adaları tekne turlarıyla gezin, Cunda ve Ayvalık’taki tarihi evleri, kiliseleri görün, Şeytan Sofrası’ndan günbatımını izleyin, bölgeye özgü zeytinyağını, papalinayı ve otları tadın...

Okyanusa yayılmış ada ülkeleri havasında egzotik bir ‘’resort ada’’, Ege ya da Akdeniz kıyılarında rastlanmayan bir görüntü. Dikili’nin Bademli Koyu’nda bulunan Kalem Adası, hem İzmir’in Bademli köyü kıyılarına hem de Midilli Adası’na hakim. Kalem Adası, denizin ortasında, Garip Adası ile Bademli köyü kıyıları arasında, denizcilerin sığınağı Bademli Koyu kıyılarında uzanıyor. 480 bin metrekarelik bir alana yayılıyor ve anakaraya 400 m mesafede. Midilli Adası’na ise sadece 13 deniz mili uzaklığında. Kalem Adası’na yaklaşık 45 dakikada mesafede bulunan bu Yunan adasına Dikili ve Ayvalık’tan tekneler kalkıyor. Bir adanın denizinin ne denli berrak olabileceğini söylemek gereksiz belki ama denizin dibindeki yosunlarla bu turkuaz daha da çarpıcı oluyor. Adadaki tek konaklama, tam bir ada resort atmosferine sahip Oliviera Resort Hotel (www.olivieraresort.com). Yeşilliğe, taş ve ahşap kullanımına verilen önem yerinde. İskeleler, platformlar, kumsal, bahçe hamakları, kumda tüllerle çevrili yataklar, doğal kayalıkların arasındaki beach club, avlular, deniz manzaralı lounge, teknelere hizmet veren mavi bayraklı marina, dalış kursları, geceleri yakılan kumsal ateşi ve barbekü geceleri, tesisin bir ada oteli olması konusunda donanımlı olduğunu gösteren özellikleri. Resortun özel iskelesinin bulunduğu anakarada otelin otoparkı var. Arabanızı burada bırakıp otelin özel teknesi tarafından karşılanarak üç dakika içinde adaya getiriliyorsunuz. Helikopter ya da deniz uçağıyla ulaşım da mümkün. Midilli’ye karşı günbatımında şarap için, tekneyle civar koy ve adalara yapılan gezilere katılın, Ilıca’da çamur banyosuna girin, ıssız doğal patikalarda yürüyüş yapın...

Marmaris’ten uzaklaşmak, 20 km uzağında Hisarönü gibi bir yer olunca, insana akıllıca geliyor. Arkanızı çam ormanlarına ve el değmemiş yamaçlara verip kiremit rengi kumsala ayak bastınız mı, önünüz açık... Her yanı begonviller sarmış. Japon gülleri kırmızı sarı göz alıyor. Datça yönünden Hisarönü Koyu’na gelen esinti aşırı sıcakları ve nemi engelliyor. Temiz suyunun ve nemsiz havasının astım ve kalp rahatsızlıklarına iyi geldiğine inananlar buranın müdavimleri olmuş. Kumsalın kızılı kolay rastlanır türden değil. Deniz sakin ve sığ. Mayıstan eylül sonuna kadar denize giriliyor. Koy büyük olduğundan açıkta sörf, yelkenli, katamaran yapmak, kurslara katılmak mümkün. Koyda fazla yapılaşma yok. Golden Key (www.hisaronu.com.tr), Marmaris Resort Hotel (www.marmarisresort.com), Hisarönü Oteli (www.hotelhisaronu.com) ve birkaç pansiyon var. Ayrıca Türkiye'nin en büyük çadır kamplarından biri olan Çubucak Kampı ve karavan kampları olan Evcan Kamping ile Hisar Kamping de koyun bozulmamış doğası içinde konumlarıyla güzel kamp alanları. Marmaris Resort Hotel’de dışarıdan da gelenlerin yararlanabileceği bir dalış kulübü var. Golden Key’den bisiklet kiralamak mümkün. Köy yolunda veya çevredeki patikalarda trekking yapılıyor. Ayrıca Hisarönü’nden çevreye tekne turları düzenleniyor. Kızkumu’nu, Selimiye’yi görün, Bördübet ve Amazon koylarında ormanın derinliklerinde kano yapın, civardaki koy ve adalara tekneyle gidin, Emel Sayın Koyu’nda denize girin, Hisarönü köylülerinin çam balını tadın...

Deniz bir kanal gibi çam ormanlarının içine giriyor, derinliklere doğru ilerliyor, orman gittikçe sıklaşıyor ve tam bir cangıla dönüşüyor. Datça Yarımadası’nın Gökova Körfezi'ne bakan yüzünde yer alan Bördübet, medeniyetten soyutlanmış ıssız bir koy. Yöre sakinlerine göre, bir zamanlar bu koyda saklanan İngiliz askerleri, buradaki kuşların çokluğu ve çeşitliliği karşısında şaşkınlıklarını dile getirerek buraya “bird the bed” (kuş yatağı) adını vermişler. Çam ağaçlarıyla çevrili koy, ormanlık olduğundan yazın en sıcak zamanlarda bile gölgelik ve serin. Etraf bakir, doğanın kendi sesleri duyuluyor. Özel Çevre Koruma Alanı içindeki Bördübet'te yapılaşma minimum düzeyde. 4 km mesafedeki Amazon Club’a (www.klupamazon.com) kadar, tek konaklama seçeneği dereyle denizin kesiştiği noktada, çam ağaçlarının arasında, başına buyruk bir bitki örtüsünün ve coşkun çiçeklerin arasına gizlenmiş Golden Key Bördübet (www.bordubet.com.tr). Girintili çıkıntılı koyun 1 km’lik bir kumsalı var. Hiçbir tesisin olmadığı plaja, Golden Key’nin yolu üzerindeki sapaklardan inmek mümkün. Otelinse 10 dakika mesafede sadece otel müşterilerinin alındığı, kendine özel plajı var. Derede sazanlar, su kaplumbağaları, ördekler ve kuğular geziyor. Kano ya da deniz bisikletleriyle plaja servis yapılıyor. Plajda sörf dersleri veriliyor, deniz kayağı imkânı da var. Civarda işaretlenmiş yürüyüş parkurları yok ancak trekking yapmak isteyenlere ücretli rehber temin ediliyor. Golden Key’nin doğal sebze bahçesinden kahvaltınızda yemek istediğiniz sebzeleri seçin, balıkçılık ve arıcılıkla geçinen köy halkının taze balıklarını, bal ve reçellerini tadın. Cesaretiniz ve güvendiğiniz bir aracınız varsa, işaretlenmemiş Amazon Koyu- Yedi Adalar- Martı Koyu- Löngöz- Karacasöğüt- İngiliz Limanı güzergâhında Gökova’yı karadan gezin. Duraklayarak, 2,5-3 saat süren ve Muğla asfaltında sona eren 52 kilometrelik yoldan ayrılmadan önce ünlü denizci Sadun Bora’nın İngiliz Limanı’na hediye ettiği denizkızı heykelini görün...

Ege- Akdeniz kıyı bandında Karaot Kumsalı kadar çevresinde bu denli doğal güzellik barındıran bir yere rastlamak kolay değil. Kumsalın gerisi büyük oranda betonlaşmadan korunmuş. Ayrıca burası koruma altındaki caretta caretta kaplumbağalarının üreme alanı. Kumsalın batısında yer alan Akgöl tatlı su gölünde ve civarındaki geniş sazlık alanda birçok canlı ve endemik bitki bulunuyor. Kumsalın batısında narenciye bahçeleri yer alırken doğu tarafını ise deniz kıyısına kadar inen endemik Sığla Ağacı Ormanı kaplıyor. Bölge doğal SİT olarak koruma altına alınmış. Köyün içlerine doğru, korunmuş geleneksel Akdeniz sahil köyü yaşamının izlerini de sürmek mümkün. Yanıklar köyü, Muğla istikametinde, Fethiye’den 15 km uzaklıkta bir sahil köyü. Köyde sebze ve meyve yetiştiren bazı çiftçiler uluslararası sertifikalı organik tarım yapıyor. Toprak köy yollarından yürüyerek narenciye bahçeleri arasına yayılan köyü keşfetmek mümkün. 6 km uzunluğundaki kumsalın batı tarafı ince kum. Kenardaki kayalıklar şnorkelle dalışa uygun. Kumsalın büyük bölümünde tesis yok. Küçük bir iki kamp yeri, bir tatil köyü ve küçük bir otel olan Yonca Lodge (www.yoncalodge.com) bulunuyor. Köyün yerlisi bir aile tarafından işletilen, geniş bir meyve bahçesi içinde kurulu Yonca Lodge’un bir yanında Sığla Ağacı Ormanı var diğer yanından ise doğal yaşamın sürdüğü küçük bir dere akıyor. Manzara güzel, çevre doğal. Deredeki ördekler, yaban saz tavukları, kurbağalar neşeli. Ağaçların gölgesinde şezlongların, kumsalda köşklerin bulunduğu plajı özellikle sakin. Yonca Lodge’da yemekler kumsalda, bahçede ve dere kenarında ağaçların altında veriliyor. Yumurtalar kümesten, yeşillikler ve birçok sebze ve meyve bahçeden, balıklar hemen önünde uzanan denizden, organik ve doğal ürünler kullanılıyor. Restoranda bir piyano, akordu yapılmış olarak bekliyor. Bazı günlerde tuşların başına ekipten biri, bazı zamanlarda ise misafirler oturuyor. Meyve ağaçları arasındaki klimalı odalar içinde çocuklu aileler ve denize daha yakın olmak isteyenler için farklı seçenekler var. Kumsalda samanyolu ile yıldızları izleyin, dolunayda geceyi kumsalda geçirin, sıcak bir günde Batı Toros Dağları’nın derin kanyonlarından gelen su ile beslenen ve Yanıklar köyünün içinden geçip kumsaldan Akdeniz’e karışan Kargı Çayı’nın kaynağına doğru vadide kısa bir yolculuğa çıkıp buz gibi sularda serinleyin, köydeki at çiftliğinin atlarıyla kumsalda gezin...

Amasra’dan devam ederek Batı Karadeniz’in koy ve kumsallarını geride bırakan virajlı yol, 13. km’de Bozköy Plajı’ndan, 1 km sonra Çakraz’dan, 10 km daha ileride ahşap tekne yapımında Türkiye’nin en önemli iki koyu olan Tekkeönü ile 8 km sonra da Kurucaşile’den geçer. Cide’ye 13 km kala yolun tepesinden kendini gösteren Gideros Koyu ise bu rotanın sürprizi sayılabilir. Gideros’a önce yüksekten bakmak gerek. Her türlü havada dalgaya korunaklı bu limanda zamanında korsan gemileri demirlermiş. Bir havuz şeklindeki Gideros, bir boğazdan girince oval şeklinde, iki dağ arasında bir koy. Aşağıda kestane, ıhlamur, beydin ve çam ağaçlarının arasında bir pansiyon, iki restoran, koruma altına alınmış bir taş cami var. Gideros’un plajı pek yok, sahil taşlı ve çakıllı. Biraz serin olsa da denizi berrak ve kapalı bir koy olduğundan dingin. Sandalla koyun dışına açılabilir, denize girebilir, balık tutabilirsiniz. Ahşap masa ve sandalyeleriyle koyun mütevazılığına ayak uyduran, Nisan- Ekim arası açık Gündoğdu Pansiyon'un (0366 871 83 05- 0543 390 74 21) sahibi Nurcan Ünal, doğma büyüme buralı. Cin gibi bir kadın. Misafirlerini koyda sandalla gezdiriyor, Hamam isimli mağaraya götürüyor. Beş odalı 17 yataklı pansiyon, koyun sessizliğiyle uyum içinde, televizyon yok, internet var. Pansiyonun önünden denize girmek mümkün. Akşamüstleri taksiyle ya da yukarı yoldan geçen otobüslerle sarı yazması ve aynalı sandığıyla ünlü, Rıfat Ilgaz’ın kenti Cide’nin çarşısına gidebilir ya da patika yollarda gezinti yapabilirsiniz. Sit alanı olduğu için koydaki spor aktiviteleri kısıtlı. Bazen trekking için dışarıdan gelen turlar oluyor. Nurcan Hanım dalış yapmak isteyen misafirlerine sandalını ödünç veriyor, gerek duyan olursa da profesyonel dalgıç yeğenini yolluyor. Pansiyonun restoranındaki sebzeler, Ünal ailesinin tarlasında yetişiyor. Balıkları kendileri tutup pişiriyorlar. Ortam öyle samimi ki, konaklamakta olan misafirler yeni gelenleri pansiyona buyur ediyorlar. Dolunayda ayaklarınız denizin içindeyken sessizliği yaşayın. Nurcan Hanım’ın bahçeden topladığı ısırgan, ebegümeci ve pazı gibi otlarla yaptığı bulgurlu köy yemeğini ve ekmeklerini tadın...

Marmaris’e 24 km mesafede, bakir kalabilmiş Kumlubük Koyu, burayı sarmalayan muhteşem coğrafyasıyla civardaki diğer yerleşimler arasında sivriliyor. İmara açık olmadığından yeni yapılaşmaya izin verilmeyen koyun içinde, arkasında görkemli dağların ve kanyonların yükseldiği 2 km’lik plaj olabildiğince sakin. Plaj kum, deniz temiz. Kendi malzemelerinizi getirirseniz dalış yapabilirsiniz. Ayrıca koy içinde su sporları merkezleri var. Jet- ski, banana, ringa yapmak mümkün. Marmaris’ten kalkan gezi tekneleri bu koyda bir saat mola veriyor. Koyda toplam dört otel ve üç de restoran var. Otellerden dağ yamacında olan Dionysos Hotel haricinde diğerleri denize sıfır. Hepsinin şezlong ve şemsiyeleri var. Restoran seçenekleri arasında özellikle Dionysos Sea Club Restaurant ile Hollandalı Ahmet Yat Club, İstanbul’un gözde restoranlarını aratmayacak kadar kaliteli. Oteller arasında da, denize çıkıntı yapan kayalık kütlenin üzerinde koya hakim manzarası olan, gerek taş ve ahşap doğal mimarisi ve muhteşem manzaralı teraslarıyla koyun tam ortasındaki Villa Florya (www.villaflorya.com) göze çarpıyor. Otelin zeytin ağaçları, zakkumları, palmiyeleri ve çim alanlarıyla yoğun bir bahçesi var.

Kaş’tan ancak yürüyerek ya da tekneyle ulaşılabilen doğal koy Limanağzı, 3. derece doğal SİT alanı olması sayesinde merkezdeki plajların yapılaşmadan gördüğü zarardan kendini uzak tuttu. Koyda bulunan tesislerin plajları genel olarak çakıl taşı. Tesislerin kano ve deniz bisikletleri var. Olta balıkçılığı yapanlar kaya sokarı ve sabah erken kalamar avlayabiliyorlar. Şnorkel de yapmak mümkün. Kaş’tan kalkan ve 20 dakikada buraya ulaşan tur tekneleri sırasıyla Nuri’s Beach (0538 899 32 72, www.nurisbeach.com) - Don Quijote (0532 437 20 22)- Otağ Otel (0532 363 89 95) - Bilal’in Yeri (0535 395 81 82, www.kasbilalsbeach.com) tesislerine uğrar. Önceden haber vermek şartıyla bahçesinde kamp da kurabileceğiniz Nuri’s Beach, buranın en eskisi. Klimalı bungalovları da var ve ayrıca iskelesine gelen yatlara ücretsiz bağlama ve elektrik servisi veriyor, su temin ediyor. Ballı meyveli yoğurdu ünlü ve kendi yaptıkları zeytin ve zeytinyağından ikram ediyorlar. Bir aile işletmesi olan Bilal’in Yeri, özellikle denizi, Selime Hanım’ın zeytinyağlıları, zeytinyağında yaptığı patates kızartması ve avcı böreğiyle ün salmış. Bilal Bey 10 dakikalık bir yürüyüşle varılabilen Hıdrellez Mağarası için size yol gösterebilir. Bunların arasında, kaya mezarlarını gören Don Quijote, mavi beyaz, ahşap dekorasyonu, taş platformları, gölgelik çardakları, kayalıkların arasına yerleştirilmiş locaları ve barıyla koyun en şık ‘’beach club’’ı. Deniz ürünleri, kalamar ve ahtapot ızgarası, deniz ürünleri spagettisi taze, günlük malzemeden. Koya bakan verandalı, klimalı ve cibinlikli yatakları olan sekiz odası var. Limanağzı’na Likya Yolu’ndan da gidiliyor. Çok iyi bir yürüyüşçü olmak gerekmiyor ve Küçük Çakıl’dan başlayıp Büyük Çakıl’dan geçen işaretli patikadan bir saat sonra Limanağzı’nda Nuri’s Beach’e varıyorsunuz. Likya Yolu yürüyüşçüleri, yine bu kırmızı- beyaz işaretleri izleyerek, Limanağzı’ndan Kekova’ya devam ediyorlar. Plajlardan uzakta kayalıkların üzerinde kitap okuyun, Limanağzı akşam güneşini almaya başlayıp deniz göl gibi olduğunda sahildeki masalarda balık keyfi yapın, Türkiye’nin en ünlü yürüyüş yollarından Likya Yolu’nda yürüyün...

Hemen bir ucundaki “kafana göre takıl, kafana göre giyin, kafayı hiçbir şeye takma” felsefesini esas almış kamp yeri Sundance (www.sundancecamp.com) ile birlikte anılan Phaselis Koyu, gerek bir yanında onu koruyan Phaselis antik kenti gerekse hiçbir zaman bakir ve vahşi arazilerini feda etmeye yanaşmamış iki kardeş sayesinde insandan çok doğaya kaldı. Sundance ile konumuyla Akdeniz’in en güzel antik kentlerinden biri olan Phaselis arasındaki koy, ancak rüyanızda görebileceğiniz bir coğrafya adeta. Anahtar kelime; sabah erken... Sundance’ten henüz güneş doğanın kokularını bozmadan yola çıkarsınız. Ahşap köprüden geçip ormana doğru ilerleyince üzerinde Phaselis yazan ahşap tabelayı göreceksiniz. Ormanın derinliklerine girmeden ve önünüzdeki kayalıklara çıkmadan önce Akdeniz’e açılan koyun bir bölümünü göreceksiniz. Burası sabahları çıplak denize girilecek kadar sakindir. Öğlene doğru tur teknelerinin uğradığını hatırlatmakta yarar var. Sundance’in koyun bir parçası olan taşlık sahiline göre burası daha düzgün bir kumsala sahip. Su Akdeniz’in medar-ı iftaharı berraklıkta, kum ince, deniz yavaş yavaş derinleşiyor, genelde çok fazla dalga olmuyor ve alabildiğine bakir. Şezlong, şemsiye yok. Sundance’te kalmasanız da günübirlik olarak burada vakit geçirebilir ve her türlü ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Burası özel bir koy değil ancak mangal, tüp ve zıpkın getirilmemesi Sundance tarafından titizlikle kontrol ediliyor. İlk kumsalın ardından denizin içinden yüzerek ya da kayalıkların üzerinden bir patikadan koyun ikinci kısmına devam edin. Yanınıza su almalısınız. Yürüyüş yaklaşık 1 saat sürecektir. Hemen kumsalda minik yengeçler görecekseniz. Açılanlar kaplumbağa da görüyorlarmış. Şnorkel için uygun sular bunlar. Deniz mevsimi uzun, nisandan aralığa. Vardığınız yer çam ağaçlarının arasında, denize sıfır, çalılıkların taşların arasından fışkırdığı muhteşem bir antik kent. Eğer yine aynı yoldan yürümek istemezseniz Sundance’e haber verin tekneyle gelip sizi alabilirler. Sundance, eşine az rastlanır türde bir kamp yeri. Önceleri sadece ağaç evleri ve iddiasız, şirin bungalovları vardı artık daha konforlu birkaç kerpiç evi var, bazıları klimalı. Hepsi çam ağaçlarının altında. Sundance’in müdavimleri asıl buraya yaz mevsimi dışında gelenlerdir. Yaz- kış mutfakta leziz yemekler pişer. Çadırlar en muhteşem manzaralara karşı kurulur. Kampta dört köpek, beş kedi, ellinin üzerinde tavuk, güvercinler, beş at, otuz ördek ve yavruları, kazlar, ördekler devamlı etrafta dolaşırlar. Sabah serinliğinde, Sundance’ten Phaselis’e yürüyün, Phaselis Plajı’nda kendini kuma gömen yengeçleri izleyin, Phaselis güney limandan Tahtalı Dağı’na bakın, iki yanında çam ve sedir ağaçlarının sıralandığı Phaselis antik yolu yürüyün, Sundance’in barında ateşin etrafında canlı etnik müzik dinleyin, köprüde uzanıp yıldızları seyredin...

Hem Akdeniz hem de Ege’nin en güzel taraflarını almış Datça, sapa olmasıyla ruhunun naifliğini, kolay tüketilmemiş olmasıyla da doğasının bakirliğini korumayı başarabilmiş ender yerlerden. Hala çılgın kalabalıklardan uzakta koyları ve kumsalları var. Yarımadanın Akdeniz’e bakan koylarından biri olan Kargı, Datça’nın en güzel koylarından. Koy, kuzey ve güneybatı rüzgarlarına kapalı. Koyda minik bir doğal gölet, kuzeydeki yamaçlardan gelen su ile beslenen Kargı Deresi, ayakta durma savaşı veren bir kilise kalıntısı, bir yat çekek yeri, birkaç kafe ve yeni açılan bir beach club var. Club Nirva, Yeşim Bar, Celal’in Yeri, koydaki işletmeler ve buralarda isteyenlere şemsiye ve şezlong temin ediliyor. Günübirlik gezi tekneleri günlük turlarının son durağı olarak Kargı Koyu’na demirliyorlar. Kargı’nın, özellikle ıssız olduğunda, kendine özgü bir atmosferi var. Koydan Domuzçukuru’na doğru iki saat süren bir yürüyüş yapmak mümkün. Patika işaretlenmemiş olduğundan bir bilenle yürümekte yarar var. Kargı Koyu’na en yakın konaklama 1 km mesafedeki Villa Aşina (www.villaasina.com.tr). Yunan adası Simi’ye bakan otel, taş yapısı, ahşap tavanları, koleksiyon objeleri, Aşina Sokağı ve mutfağıyla, Datça’nın en samimi, sıcak otellerinden. Kalmayanlar bile, mutfağa bizzat giren otelin sahibi Bülent’in yemeklerini tatmak için buraya uğruyorlar. Dolunayda Villa Aşina’da hamurda balık ve Datça’nın hayatınızda hiç duymadığınız otlarını tadın, Knidos antik kentini gezin, Datça koylarında tekneyle gezin, taze bademini tadın, eski Datça’yı görün...
Fotoğraflar:
Faruk Akbaş- Recai Yılmaz- Bülent Sancakdar- The Bay Beach Club Arşivi- Oliviera Resort Arşivi- Golden Key Arşivi- Villa Florya Arşivi

|