|
Güney Amerika'nın sessiz hazinesi: Kuzey Peru
Duyduğum andan itibaren, Chiclayo'daki Büyücüler Pazarı bir mıknatıs gibi çekmişti beni. İlk kez Peru'da büyücülerin dünyasına adım atacaktım. Pazarda dolaşırken, dertlere deva olduğuna inanılan bu kadar çok ''hokus pokus'' malzemesi görmek beni şaşırtmadı. Peru öyle bir ülke; yaşamı etkileyen ve kolaylaştıran batıl inançlara kolay kaptırıyor insan kendini. Burası gördüğüm en eğlenceli ve kafa karıştırıcı tezgahlarla satıcılara sahip sokak pazarlarından biriydi. İster inanın ister inanmayın; mide sorunlarına otlar, başağrısına bitki kökleri, kadınların şikayetlerine tozlar, iksirler... Her yer, ne olduğunu ancak bir bilenin anlatabileceği gizemli şişeler ve paketlerle dolu. Satıcılara göre, bazı durumlarda doktorlar bile hastalarına bu pazara uğramalarını tavsiye ediyor. ''Kedi Tırnağı'' iksirine rastlarsanız, satıcı AIDS'i tedavi ettiğini söyleyecektir. Çekip giden aşıkları geri getirmek için de iksirler var. Ev sahibi olmak ya da iyi yaşamak için minik kavanozlara göz atın. Suyun içinde, bir kadın ya da erkek figürü yaşamda isteyebileceğiniz birçok şeyle birlikte ufacık şişelere sıkıştırılmış. Islak kuartz taşını korkularınızdan kurtulmak için yüzünüze ya da fazla terlemekten şikayetçiyseniz vücudunuza sürebilirsiniz. Eğer korkularınızı başka yöntemlerle yenerseniz bu taşı suyu arıtmak için de kullanabiliyorsunuz. Her yerde şans muskaları var. Bir toz vardı, iyi gelmediği yoktu; iş hayatına, lanetlenmeye, kötü şansa, zafer kazanmaya, hasatlara, dingin ve mutlu bir hayata... Üzerindeki notta, etkisini en iyi şekilde görebilmek için salıları ve cumaları kullanmak gerektiği ve ancak belirli bir duanın üç kez tekrarlanmasının ardından işe yarayacağı yazıyor!

Gezginler arasında, Güney Amerika'nın en popüler ülkelerinden, ününü büyük ölçüde Inka uygarlığının şaheseri Machu Picchu'ya borçlu olan Peru'nun kuzey kıyısı ile kuzeydeki dağlık alanlar, ülkenin en az dikkat çeken ancak coğrafi ve kültürel açıdan en bol alternatif sunan bölgesidir. Kumsallar, dağlar, vadiler, çöller, sıradışı arkeolojik alanlar ve ilginç müzeler bu bölgede. Burası bir taraftan da ülkenin turizm açısından en az gelişmiş bölgesi olduğundan seyahat zaman ve sabır gerektirse de bunu avantaja çevirmek mümkün. Aklınızın bir köşesinde Machu Picchu efsanesi vardır elbet, ancak kuzeyde otobüs dolusu turiste rastlamayacağınıza ve turizmin henüz yıpratmadığı saf bir konukseverlikle karşılaşacağınıza emin olabilirsiniz. Bu doğal atmosfer sizi şaşırtırken, kentleri, kasabaları, arkeolojik kalıntıları, müzeleri ve yemekleriyle Kuzey Peru'nun yabana atılmayacak kalitelere sahip olduğunu teslim edeceksiniz. İklimi de cabası; bölgede kıyılar yıl boyunca yağış almaz. Yüzmek ya da sörf yapmak için en iyi plajlar da yine bu bölgede.

Gece hayatı pek de olmayan Chiclayo'da otelinizde bir Pisco Sour (pisco brandy, limon suyu ve şekerden oluşan Peru'nun tipik içeceği) içerek Peru deneyiminize bir başlangıç yapın. Merkezi konumdaki Gran Hotel Chiclayo'nun, servisi iyi, odaları büyük ve ferah. Otel, sadece civarı gezmek isteyen turistler tarafından değil aynı zamanda iş bağlantıları için gelen kalabalık gruplar tarafından da tercih ediliyor. Havuz başı barı, açık hava şöminesi ve yerel yemekler sunan restoranı olan Garza Hotel'de sergilenen geleneksel Peru sanatı ilginizi çekebilir. Ancak burada dünyanın herhangi bir yerinde konaklıyormuşsunuz hissine kapılabilirsiniz.

Gerçek Peru mutfağının lezzetleri için tipik restoranlardan birine uğrayın. Kuzey Peru mutfağını incelemek başlı başına mesai gerektirir. Sosları ve çeşitleriyle asla sıkılmayacağınız masalarda vakit geçireceğiniz garanti. Típico Fiesta (Salaverry 1820) listenizin başında olsun. Iştah açıcılar "Fiesta Hot Round"dan sonra comida norteña (Kuzey Peru'nun tipik yemeği) ile devam edin. Haftasonları kahvaltısı da kayda değer. La Parra'nın (Manuel María Izaga 752) uzmanlığı parrilladas'da (barbekü). Menüsünde dananın aklınıza gelen her parçası var. Bunu pek iştah açıcı bulmazsanız ızgara etlere bakın. Hebrón'da (Av. Balta 605) ise özel bir kahvaltı, ücretsiz internet, gelip geçeni seyredebileceğiniz geniş pencereler ve çocuklar için bir oyun alanı var.

Peru, Inka Krallığı dönemiyle özdeşleştirilse de Chiclayo civarında Inka dönemi öncesine ait birçok arkeolojik kalıntı bulunuyor. Vaktiniz varsa, bunların arasında M.S. 3. yüzyıla ait kraliyet mezarlarının bulunduğu Sipan'ı görün. Yağmalamaların ardından geriye kalanlar bile yeterince etkileyici. Zamansızsanız, Chiclayo'nun 11 km kuzeyinde, Lambayeque'te bulunan ve mezarlardan çıkanların sergilendiği, görkemli Museo Tumbas Reales de Sipán'ı (Sipan Müzesi) mutlaka görmelisiniz. Burasının Güney Amerika'nın en etkileyici müzelerinden biri olduğunu söylemek abartı olmaz. Müzeye girmeden önce çanta, kamera ve cep telefonlarınızı dışarıda bırakmanız gerekiyor.

1700 yıl önce eski Peru'da savaşçı rahip, lider ve vali olan Sipan hükümdarının mezar buluntularının sergilendiği müze, İnka öncesinin en önemli kültürü Moche'nin üstün seviyesini, organizasyon yeteneğini ve dini inanışlarını gözler önüne seriyor. Müze, Moche'nin tapınaklarından esinlenerek piramit şeklinde yapılmış. Sipan hükümdarının sonsuzluğa olan yolculuğuna götürdüğü her parça dikkatle temizlenip orijinaline uygun restore edilmiş. 1987'de bulunan Sipan'ın mezarında büyük miktarda altın ve gümüş objeler, mücevherler, seramik ve kıymetli tahta oyma eşyalar bulunmuş, mezarda ayrıca altın kalkanlı genç bir muhafızın iskeletine rastlanmıştı. Ahşap bir lahitin içinde bulunan Sipan hükümdarı, yanında iki genç kadın, bir köpek ve iki lama iskeletiyle bulunmuştu. Altın, gümüş ve bronzla kaplı göğsü, kıymetli taşlar ve altın kolyelerle süslenmiş Ayrıca bu mezara yakın bir yerde, Rahip ve Sipan'ın İhtiyar Efendisi mezarları bulunmuştu. Müze, arkeologların mezarları tam olarak nasıl bulduklarını temsil edebilmesi açısından da son derece başarılı.

Kuzey Peru'nun en güzel kentlerinden birini görmek için Libertad bölgesinin başkenti Trujillo'da birkaç gün geçirmelisiniz. Trujillo, kenti çevreleyen bereketli toprakların arasından sivrilir. Zarif kent, kolonyal mimarinin ülkedeki en iyi örnekleriyle karşınıza çıkar. Kent, çatıları ve kuleleriyle ortaçağın, zarif San Martin Kilisesi'nin bulunduğu Plaza Mayor gibi meydanlarıyla ise Rönesans'ın görkemini sergiler. Trujillo'nun kuleleri üzerindeki leylek yuvaları, adeta kentin sembolüdür. Geçmişi Roma devrine uzanan kent, 13. yüzyılda Araplar'dan alınmış ve birkaç ileri gelen askeri aile tarafından koloni haline getirilmiş. Birçok zarif, kolonyal ev bugün artık müze olarak ziyaret ediliyor. Zenginliğin göstergesi bu evlerden birini mutlaka görmelisiniz. Trujillo'nun en güzel kilisesi, gotik Santa Maria la Mayor Kilisesi. Kilisenin içine 16. yüzyıldan beri dokunulmamış. Üst kısımdaki koro yerinin harikulade oyulmuş bir korkuluğu var. Kuleye çıktığınızda kentin en güzel manzarasını görebilirsiniz.

Kentin kalbi, Plaza de Armas. Meydan, günbatımına yakın en canlı halini alır, kavuşanlar, öpüşenler, ayrılanlar ve geçip gidenler buraya uğrar. Meydanı çevreleyen binalar akşamüstü daha da çarpıcı olur. Meydandaki Hotel Libertador ( www.libertador.com.pe ) merkezi konumu, kolonyal mimarisi ve Kolomb öncesi detaylarıyla kentteki en isabetli konaklama seçeneği. İnsan manzaralarıyla ilgileniyorsanız, sokağa bakan, balkonlu bir oda sizi mutlu edebilir. Otelin restoranı Las Bóvedas, yorgun geldiğiniz bir turun ardından, sakin ve kaliteli bir yemek için uygun. Kentin dinamik gece hayatına katılmak isterseniz, El Mochica (Bolívar 462) hoş bir restoran. Yemeğe baharatlı bir cebiche de lenguado (limonda marine edilmiş çiğ balık) ile başlayıp camarones (karides) ya da mariscos'lu (kabuklu deniz mahsülü) pilav ile devam edebilirsiniz.

Peru'nun kuzey kıyılarının Güney Amerika'nın Mısır'ı olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Trujillo'nun civarı, olağanüstü bir beceriyle inşa edilmiş, Inka öncesi kültürlerin kalıntılarıyla dolu; Chan Chán ve Huaca de la Luna ve Huaca del Sol Moche piramidleri. Trujillo'dan 5 km mesafede, Chimú Krallığı'nın başkenti Chan Chán, dünyanın en büyük toprak kenti olarak adlandırılıyor. Geniş bir alana yayılmış kerpiç kalıntıların arasında bir zamanlar bulvarlar, su kemerleri, bahçeler, saraylar ve 10 bine yakın konut olduğu biliniyor. Her ne kadar kent, Moche medeniyetiyle başladıysa da, 300 yıl sonra, Chimú halkı bölgeyi ele geçirerek bugünkü boyutlarına getiriyor. 1470'te kendilerini fetheden İnkalar'dan daha az tanınan Chimú'lar, aslında Güney Amerika'da Kolomb öncesi yaşamış olan ikinci en büyük halktı. İmparatorlukları Lima'dan Tumbes'e, 1000 km boyunca Pasifik kıyılarında uzanıyordu. Unesco Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Chan Chán'ı gezmeye başlamadan, harabelerin keşif ve restorasyon öncesi fotoğraflarına göz atın. Turunuza, Tschudi kompleksinin bulunduğu, tören ve şenliklerin yapıldığı dev Plaza Principal'den başlayabilirsiniz. Senyör Chimú'nun sarayının yakınlarında, bu halkın denizi ne kadar önemsediğini gösteren balık ağlarının betimlendiği koridoru, o dönemin yol işaretleri yerine geçen ve gagalarıyla kentin önemli noktalarını gösteren pelikanların tasvirlerini göreceksiniz. Yağmur ve rüzgar Chan Chán'a büyük zarar vermiş olsa da, bu toprak kent 20 kilometrekarelik alana yayılan boyutuyla herkeste büyük hayranlık uyandırıyor.

Eğer tarihe bir ara vermek isterseniz, Trujillo'nun yakınında güzel kumsallar ve sörfle ünlenmiş plajlar var. Hoş bir kıyı kasabası olan Huanchaco'yu kaçırmayın. Huanchaco'ya özgü sazdan yapılmış, sal benzeri kayıklarla denize açılan balıkçılar, kumsallarda sıradışı görüntüler sunar. Kumsalın sonuna doğru, sazlıkları da göreceksiniz. Balıkçılar, birbirlerini korurlar, bu sazlıkların uzun ömürlü olması ve herkesin yararlanabilmesi için gerekli önlemleri alırlar. Huanchaco'da, biraz turistik olsa da, deniz manzaralı harika bir restoran var. Bir deniz mahsülleri mabedi olan Restaurant Big Ben'de Kuzey Peru mutfağının çeşitlerine doyamayacaksınız. Bir başka öneri de; Club Colonial (Av. La Rivera 171). Burası Kuzey Peru'nun en iyi restoranlarından olmakla kalmıyor, günbatımı için ideal bir konuma sahip. Bask stilinde levrekten, tropikal meyveli kreplereher şey leziz. Los Tumbos Plajı'nın hemen karşısında okyanus manzaralı Las Palmeras, iyi bir konaklama seçeneği.

Moche İmparatorluğu'nun tanrıları temsil eden muhteşem kabartmalarını görmeden Kuzey Peru'dan ayrılmayın. Trujillo'ya sadece 8 km mesafedeki Moche, hiçliğin ortasındaki çamur ve kerpiç piramitleriyle, bölgenin en önemli arkeolojik alanlarından. Piramitlerin 3 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu göz önüne alınınca çok etkileyici olduklarını kabul etmeliyiz. Mocheler, etkisini kuzey kıyılarında yaygınlaştıran ve onları izleyen Chimú ve Inka medeniyetlerini de etkileyen ilk halktı. İki piramitten küçüğü Ay Piramidi olarak adlandırılan, insan ve hayvan benzeri kabartmalarla bezenmiş Huaca de la Luna. Bu kerpiç yapıdaki birçok figür, Moche tanrısı Ai-Apaec'i, diğerleri ise ejderha gibi fantastik yaratıkları canlandırıyor. İçlerine kadar ilerleyerek ilk katlarını görün. Yakınında bulunan Huaca del Sol, yani Güneş Piramidi, Mocheler'in kraliyet sarayıydı. Bir zamanlar efsanevi hazinelere sahip olan piramit, asırlar boyunca yağma edilmiş.

Bölgeden hemen ayrılmayın. Huaca de la Luna'nın yakınındaki köyde Moche'nin geleneklerini daha yakından tanıyabilirsiniz. Restaurant Campestre'deki konuksever aileyle birkaç saat geçirin, hacienda'larının (konaklama da yapılabilen çiftlik) kapılarını size ardına kadar açacaklardır. İlginç bir detay: aile gine domuzları besliyor. Meraklıysanız görebilirsiniz. Ama en hoş olan, haftasonları düzenlenen Marinera (Peru'nun kıyı bölgesine özgü bir dans) ve Caballos de Paso (salınarak yürüyen özel atlar) gösterileri. Hafta içi gelseniz bile Marinera dansı öğretmeni olan ailenin alımlı kızı Senobia, erkek kardeşiyle birlikte sizin için spontan bir dans gösterisi sunmaktan çekinmeyecektir. Bu samimi aile merak ettiklerinize cevap verirken onlarla geçirdiğiniz her an sizi Peru yaşamının içine daha çok çekecektir.
Güney Amerika'nın sessiz hazinesi Kuzey Peru'ya Maximiles'ınızla birikmiş MaxiMillerinizi 2 kat değerli kullanarak uçabilirsiniz.

|