Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Valizimden Dökülenler > Reyan Tuvi > Maviye Açılma Zamanı
 
  Skip Navigation LinksMaviye Açılma Zamanı

Maviye açılma zamanı

‘’Deniz mavi mavi yanıyordu’’ demiş Halikarnas Balıkçısı. Sürgünde bu maviye teslim olmuş, yelken açtığı denizde özgürlüğünü bulmuştu. Mavi Yolculuk, Cevat Şakir’in fikriydi, Bodrum’da doğdu. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu gibi aydın dostları ve o, birçoğu karadan ulaşılması imkansız, sahipsiz koyları keşfettiler. Mavi yolculuğun ruhuna yakışır bir yaşam tarzı benimsediler. Güvertede yattılar, balık avladılar, daha önce hiç dikkati çekmemiş arkeolojik kalıntıları araştırdılar. Bu yolculuklardan şiirler, romanlar, antik kentler üzerine yazılar ürettiler.



Mavi yolculuğun o günlerine ancak nostaljiyle bakıyoruz şimdi. Denize olan o tutku, doğanın verdikleriyle yetinilen o yaşam yok artık; koyları dolduran tur tekneleri var... Ancak yine de mavi yolculuğun yerini tutabilecek başka bir seyahat şekli de yok.

Mavi yolculuğa çıkmak için en iyi zaman Mayıs- Haziran ve Eylül- Ekim ayları. Bodrum’un güneyine ve doğusuna doğru uzanan Gökova Körfezi ya da Göcek- Fethiye güzergahı, sadece doğası ve coğrafyasıyla değil arkeolojik kalıntılarıyla da mavi yolculuğa uygun rotalar.



Gökova Körfezi

Hepsi tek bir mavi yolculuğa sığmasa da, Bodrum- Gökova- Bodrum rotasında en çok tercih edilen yerler; Mersincik Koyu, Orak Adası, Çökertme, Kargılı, Yedi Adalar, Küfre, Karacasöğüt, Sedir Adası, Söğüt, Tuzla Koyu, İngiliz Limanı, Akbük, Kerme Koyu, Karaada, Knidos antik kenti, Çatı, Çiftlik, Poyraz Limanı, Pabuçburnu...

Gökova Körfezi’ndeki Kargılı ya da daha yaygın olarak bilinen ismiyle Löngöz Koyu için Azra Erhat, ‘’ince, uzun, dibi sığ fakat Günlük ağaçları ile kokular saçan Löngöz büküne girmeyi pek az denizci göze alır’’ demiş. Bugün burası birçok tekne alabilen korunaklı bir koy. Sazlıkları ve çam ormanlarının içlerine uzanan yürüyüş patikalarıyla dingin bir koy. Gökova Körfezi’ni karadan dolaşanlar günbatımı için Yedi Adalar’da dururlar. Buradan 7 km mesafede Club Amazon (www.klupamazon.com) ve Bördübet Koyu var. Bördübet adının, eskiden bölgede saklanan İngiliz askerlerinin, buraya ‘’bird the bed’’ yani kuş yatağı demesinden kaynaklandığına inanılıyor. Golden Key Bördübet (www.goldenkeyhotels.com) oteli de bu bölgede. Bahçeli evleriyle, bir sayfiye yeri olan Karacasöğüt Limanı’nda ise Martı Marina’nın olması burayı yatların uğrak yeri yapıyor.



Hikayeye göre; Mısır Kraliçesi Kleopatra, Romalı Antonius’u ziyaret etmek için Tarsus’a geldiğinde Kedrai Adası’na çıkmış ve bu koyda kum bulunmamasından yakınmış. Bunun üzerine sevgilisi de Mısır’dan gemiler dolusu kum getirtmiş. Bugün Sedir Adası ya da bir diğer adıyla Kleopatra Adası’ndaki, kraliçenin güzelliğini borçlu olduğu söylenen kumun bu kum olduğuna inanılıyor. Ege ve Akdeniz’de, Girit Adası dışında, sadece burada görülen, koruma altındaki, ‘‘pizolit’’ ya da ‘’oolit’’ adı verilen tropikal özellikli bu beyaz kum, tatlı suyun, deniz suyuna karışarak, incecik bir kum tanesinin etrafında karbonatını biriktirmesiyle meydana geliyor. Çok yavaş ve az miktarlarda oluşuyor bu nedenle kumun adadan çıkmaması için önlemler alınıyor. Kalıntıları ormana yayılmış bir Karya kenti olan Kedrai’yi de gezmek mümkün.



Gökova’nın ünlü limanlarından biri de, II. Dünya Savaşı’nda, Alman savaş gemilerinden kaçan İngiliz filosunun gizlendiği İngiliz Limanı. Buradan 5- 10 dakikalık bir mesafede, ünlü denizci Sadun Boro’nun körfeze armağan ettiği denizkızı heykeli üzerindeki yazıyla denizcinin Gökova tutkusunu hatırlatıyor; ‘’Bu denizkızı, düşlerini süsleyen cennete erişebilmek için, nice engin denizler, ufuklar aştı... Kıtalar, adalar, koylar dolaştı... Ta ki Gökova’ya ulaşana kadar’’. İngiliz Limanı’nda demirleyen teknelerin uğrak yeri Yat Limanı Rest. (Otluk Koyu, 0252 465 52 28) ve Captain Rest. & Market (Değirmenbükü, 0252 465 52 40).

Ağa Han ödüllü Mimar Nail Çakırhan’ın, geleneksel Anadolu mimarisinde yaptığı evleriyle özdeşleşmiş Akyaka, Gökova’nın en bakir ve temiz koylarına sahip. Örneğin çam ağaçları ve zeytinlikler arasındaki Akbük Koyu, Özel Çevre Koruma Bölgesi kapsamında. Akyaka’nın bir de Azmak’ı var. İçinde ördeklerin ve kazların dolaştığı, yosun hareketlerinin izlenebildiği berrak suyuyla Azmak, balık lokantalarının yanından geçerek ve hatta evlerin, otellerin bahçelerine girip çıkarak denize ulaşıyor. Halil ‘in Yeri (0252 495 84 40), Azmakkapı Rest. (0252 243 58 78) ya da Cennet Rest. (0252 243 55 96), hem yemekleri hem de Azmak kıyısındaki konumlarıyla uğramaya değer mekanlar.



Göcek’ten Fethiye’ye…

Mavi yolculukların en çok tercih edilen çıkış noktalarından biri dünyaca ünlü bir yatçılık merkezi olan Göcek. Sert rüzgar ve dalgalardan uzak bu bölge bir iç deniz ya da lagün kadar korunaklı. Göcek’ten Fethiye’ye uzanan rota, üzerinde popüler tatil beldeleri olduğu kadar turistik olandan uzaklaşmaya imkan veren durakları da içeriyor.

Hemen karşısındaki kumsal tatilcilerle dolu olsa da Denizler Azizi Aya Nikola’nın yaşadığına inanılan Gemiler Adası, ıssız kalıntıları ve manzarasıyla görmeye değer. Eskiden denizcilerin sefere çıkmadan önce kiliselerinde dua ettiği bu adanın tepesinde hem kalıntılar iyi durumda hem de manzara özellikle günbatımında etkileyici. Adanın etrafındaki deniz oldukça temiz. Kumsala geçmek isterseniz, Kayaköylü dondurmacı Güray’ı (0533 610 37 31) arayın. Sizi kumsala bırakabilir ve istediğiniz zaman da gelip alır.



Bu kumsala karadan 7 km mesafede, dünyanın korunması gereken 100 dağından biri olan Babadağ’ın eteklerindeki Kayaköy var. Bir zamanlar, Türklerle Rumlar’ın birlikte yaşadığı Kayaköy, bugün Fethiye ile Ölüdeniz arasındaki tepenin yamacına ve onun önündeki Kaya Çukuru denilen ovaya yayılmış bir hayaletkent. 1923 mübadelesinde burada yaşayan Rumlarla Batı Trakya’da yaşayan Türkler yer değiştirmek için, göç etmek zorunda bırakılmış. Likya uygarlığı kalıntıları antik Karmylassos’un üzerindeki Kayaköy, seksen küsur yıldır terkedilmiş görüntüsünü sürdürüyor. Rumlar, burada yaşarken nar, erik ve üzümden meyve şarabı üretirlermiş. Çiftçi Türklerse buradaki çevre koşullarına uyum gösteremeyip, dağ başında aç kalınca bu evleri terk ederek aşağıdaki düzlüğe yerleşmişler. Bugün 2 bin yapı harabe halinde ve buraları sahiplenen sadece kırk aile var.



Sağında Kaş- Kalkan- Fethiye, solunda ise Kekova- Üçağız- Demre bulunan Sıcak Yarımadası ya da bir diğer adıyla Aperlai, Likya Yolu üzerinde, sadece tekneyle ulaşılabilen bir koy. Teknecilerin yanısıra burada Likya Yolu yürüyüşçülerine de rastlamak mümkün. Koyun ıssızlığı içindeki kalıntılar gerçekten turistik güzergahların dışında olduğunuzu hissettiriyor. Bundan 20 yıl önce burada birkaç aile yaşarmış. Üçağız yakınındaki Kılıçlı köyüne su elektrik gelince bir aile hariç bütün aileler Aperlai’yi terk etmiş. Bugün genç Rıza burayı terk etmeyen balıkçı dedesinden kalan arsada bütün yıl yaşıyor ve buraya yolu düşenleri zeytin ağaçlarının arasındaki kampinginde (www.aperlai.com, 0539 859 91 96) taş evlerde ya da çadırlarda ağırlıyor. Annesi mutfakta, muhacirlere özgü kapama usulü güveç yapıyor ya da Rıza’nın avladığı balıkları pişiriyor.



Aperlai gibi Kekova bölgesindeki Kaleköy’e de ancak tekneyle ulaşmak mümkün. Bölgenin antik adı Simena. Burada bir adacıklar topluluğu ve bir ortaçağ kalesi var. Yolunun sapa olması burası için avantaj olmuş, yapılaşmada göze batan fazla bir şey yok. Suya gömülmüş bir lahitin arkasında balkonlarından çiçekler taşan evler, pansiyonlar var. Tepedeki kaleye mutlaka çıkmak gerek. Buradan bölgeye ismini veren Kekova Adası görünüyor. Akdeniz kıyılarının bu kısmının yaklaşık 2 bin yıl önce bir deprem ya da bir çökme sonucu sulara gömüldüğüne inanılıyor. Kaleye çıkarken muhtemelen Türkiye’nin en güzel manzaralı ilkokulu Rahmi M. Koç İlköğretim Okulu da dikkatinizi çekecektir.



Bu mavi yolculuk güzergahında Kaş, Kalkan, Patara ve Tlos da görülebilir. Kaş’ın çarşısında gezin, toprak seramik bardaklarda buzlu karadut, nar, böğürtlen ya da vişne şarabı içmek için Sumanu’ya (Sandıkçı Sok. No:10) uğrayın… Adeta bir İngiliz kolonisi haline gelen Kalkan’ın bozulmadan kalabilmiş birkaç dar sokağında akşamüstü serinliğinde dolaşın… Likya’nın en önemli ve eski kentlerinden biri, ana limanı Patara’nın bitki örtüsüyle içiçe geçmiş kalıntılarını gezin, kumullarına çıkın… Xanthos (Eşen) Vadisi’ne hakim tepedeki en eski Likya kentlerinden biri olan Tlos’un kalesini ve mezarlarını görün, Yakaköy’de şelalelerin arasında alabalık yiyin… Maviye açıldığınız zaman bütün kıyılar, koylar, köyler, kasabalar sizin oluyor, güneş üzerinize doğuyor, sabahları deniz suyu sizi uyandırıyor...




 
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.