Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Valizimden Dökülenler > Reyan Tuvi > Kış Kasabaları
 
  Skip Navigation LinksKış Kasabaları

Köyler, kasabalar ve kış keyifleri

Köyler, kasabalar kışın en doğal hallerine bürünürler. Ziyaretçiler azaldıkça yalnızlıklarına gömülür ama en saf yüzlerini de o zaman gösterirler. Yağmurla toprağın kokusu ortaya çıkar, karla kaplandıklarında yepyeni bir yere ayak basmışsınız hissi verirler. Yemeğin buharı başka türlü yayılır etrafa, soğuk gecelerde odun sobası başında sohbet edilir, şömineler yakılır... Köyler ve kasabalar kitle turizminden uzak kalabildikleri için ilgi çekerler. Üstelik küçük, tipik konaklama seçenekleri ve aktiviteleriyle de yöreyi gerçek anlamda yaşamak isteyenler için doğru yolu gösterirler.

İç Anadolu’nun görkemli dağı Erciyes’in karlı zirvesiyle hakimiyeti altına aldığı Kayseri’nin çevresinde görülmeye değer köy ve kasabalar var. Kentin modernliğiyle tezat oluşturan bu küçük yerleşimler, geçmişten izler taşıyor. 16. yüzyılın başlarından beri varolan Ağırnas, bir zamanlar Müslüman, Rum ve Ermeniler’in birlikte yaşadığı, Doğu kültürüyle yoğrulan tipik bir Anadolu köyü. Yeraltı şehirleri, oyma evleri, mezarları, dehlizleri ve kaya kiliselerinin yanında Ağırnas’ın en büyük özelliği Mimar Sinan’ın burada doğmuş olması. Bugün ustanın evini gezmek mümkün. Şarkılara ilham olmuş, yemyeşil ağaçları ve bol sularıyla, meşhur Gesi Bağları’nda Gesi Kuş Evleri hemen ilginizi çekecektir. Bugün işlevlerini yitirmiş olsalar da eskiden güvercin gübresi toplayabilmek için kullanılıyorlardı. Kayseri kökenli bir Rum ailenin çocuğu olan ünlü Amerikalı yönetmen Elia Kazan’ın annesinin doğum yeri olan Germir de karakteri olan bir köy. 150- 200 yıllık taş evleri, kapı önü yaşamı, 427. ve 428. sokakları ve bir süre ahır olarak kullanılan Germir Kilisesi dikkatinizi çekecektir. Talas’ta ise Harman Mahallesi, Tablakaya Mahallesi ve Çeşme Sokak civarında dolaşın. Burasıyla özdeşleşmiş Talas Kayadibi Restaurant (Atatürk Bulvarı No: 95, 0352 437 11 11), kayaya oyulmuş bir mekan. Hamur kayanın içinde yoğruluyor, tatlı taş fırında pişiyor. Mantarlı kuzu etinden yapılan Kayseri tavası ve pidesi meşhur.

Kuzey Kıbrıs’ta kış, yağmurlarla birlikte de güzeldir. Özellikle etrafınızı güzel bir coğrafya çevreliyor ve zevkli bir mekanda kalıyorsanız. Girne’ye 10 km mesafedeki dağ köyü Bellapais’te (Beylerbeyi) tarihi Haçlı Yolu üzerinde bulunan, 800 yıllık Gotik Bellapais Manastırı’nın gölgesinde, yarı botanik bir bahçe içinde, Bellapais Gardens Hotel (0392 815 60 66, www.bellapaisgardens.com) adanın en güzel konuma sahip konaklama yerlerinden. Otelin Girne’yi kuşbakışı gören bir terası, Kıbrıs yemeklerinin sunulduğu bir restoranı, kışın samimi sohbetlerin yapıldığı bir şöminesi, Kıbrıs köy tipi hasır çatılı dubleks odaları ve yeşilliklerle çevrili bir havuzu var. Misafirler, doğa yürüyüşleri ve yarım gün Lefkoşa turu gibi aktivitelere katılabiliyorlar. Ayrıca haftada bir kez, Kıbrıs yemekleri ziyaretçilerle birlikte uygulamalı olarak pişiriliyor. Manastırı Girne’ye bağlayan taş döşeli yolda yapılan bir saatlik yürüyüş keyifli. Adanın en turistik noktalarından olan ve aynı zamanda estetik mimarisiyle insanın gezmeye doyamadığı Haçlılar’dan kalma, gotik Bellapais Manastırı ve manastırın en eski bölümü olan loş, büyüleyici kilisesi görülmeli. Manastırın hemen yanındaki Kybele Bar & Restaurant (0392 815 75 31, www.kybele.biz), aynı gotik atmosferi andıran, hurma ve portakal ağaçlarına bakan, manzaralı, şık bir restoran. Bir gün önceden haber verilirse, gruplara Kıbrıs’a özgü Küp Kebap hazırlanıyor.

Alaçatı’nın yıllar içindeki gelişimini izleyen bir Çeşmeli olarak, bir zamanlar Çeşme’de yaşayanların ya da yazlığı olanların pazarından taze sebze, meyve almak için uğradığı, kendi halinde küçücük bir kasaba olan Alaçatı’nın artık en güzel halinin ne zaman olduğuna karar vermekte zorlanıyorum. Buranın en saf halini yakalamayı denemek için kış bir seçenek olabilir. Bir taraftan yerli halk kasabanın eski hali hakkında hiçbir ipucu bırakmadan kendi kabuğuna çekilirken bir taraftan da onları hala Alaçatı ya da Çeşme pazarlarında en doğal halleriyle yakalamak mümkün. Alaçatı aslında bir açıdan Çeşme’nin bir kış destinasyonu olmasında ön ayak oldu. Alaçatı’da yıl boyunca açık kalan bazı oteller sayesinde Çeşme kışın da canlanmaya başladı. Çeşmeliler yazlık evlerine kalorifer tesisatı kurarak ya da şöminelerini yakmaya başlayarak bu eskinin hayalet kasabasını hareketlendirdiler. Alaçatı, meydanı, kahvesi, pazar yeri, kiliseden dönüştürülen camisi ve bozulmadan bugüne kalabilmiş Rum mimarisiyle, bugün tüm istila edilmiş görüntüsüne rağmen, hâlâ Ege’nin en güzel kasabalarından biri. Alaçatı’nın ayaklandırılması sürecinde, taş binalar restore edildi, gerçekten de şaşırtıcı güzellikte otel, pansiyon, kafe ve restoranlar haline getirildi. Bu sayede kışın haftasonları ve bayramlarda da Alaçatı hareketlenir oldu. GEO Dergisi tarafından ‘’Türkiye’nin En Güzel 10 Oteli’’ arasında sayılan ve eski bir Rum evi olan Alaçatı Taş Otel (0232 716 77 72, www.tasotel.com) yıl boyunca açık. Aslı korunarak restore edilmiş bu taş ev, doğal malzemesi, sadeliği ve detaylarıyla, Ege tarzını zevkli bir şekilde yansıtıyor. Taş Otel’de şömine başında şarap keyfi yapın ve caz dinleyin, güneşli kış günlerinde poyraza kapalı bahçede havuza karşı kahvaltı edin, güneşlenin, yaz kış açık Ayşe’nin Dolabı’ndan keten ev tekstili alışverişi yapın, Çeşme limonu ile yapılan reçeli ve Köşe Kahve’nin müthiş limonlu merengini tadın, yeni restore edilen kiliseyi ziyaret edin, zeytinliklerde yürüyüş yapın, Alaçatı balıkçı barınağındaki Fahri’nin Yeri’nde yarımadanın en lezzetli balığı ve Ege otlarından yiyin, Alaçatı ve Çeşme marinalarında tekne keyfi yapın...

İzmir’e 140 km mesafede, Bozdağ’ın eteğinde bulunan Bozdağ kasabasından dağın zirvesine doğru kıvrılarak ilerleyen yol, yaklaşık 20 dakika sonra Bozdağ Kayak Merkezi’ne varır. Kayak meraklılarının Ege bölgesindeki tek alternatifi burası. Daha çok günübirlik ya da haftasonu için tercih edilen, ulaşımı kolay, bozulmamış, şirin Bozdağ kasabasına 9 km mesafedeki kayak merkezinde aralık ayından mart ortalarına kadar kaymak mümkün. Yaklaşırken karlar altında çok güzel bir manzarayla karşınıza çıkan Bozdağ’ın ünlü güveç ve katmerini kasabanın fırınlarında tadıp pazarından patates, ceviz, kestane, bal gibi Bozdağ’ın meşhur ürünlerini alarak bu mütevazı kasabanın havasına girebilirsiniz. Ancak bu civarda konaklamak için tek otel, 2156 metredeki zirvesiyle Bozdağ’ın kuzey yamacında, 1528 metrede kurulan kayak merkezindeki Bozdağ Kayak Merkezi Oteli (0533 664 11 51, 0232 259 14 00, www.bozdagkayak.com). Tesiste kayak hocalarının yanısıra snowboard hocalarından da ders almak mümkün.

İznik Gölü kıyısındaki küçük yerleşim İznik, hiçbir zaman turistik açıdan çok popüler bir yer olmadı. Ancak dağ ve göl manzaraları, göl kıyısında kilometrelerce devam eden yaşamı, surları ve kilise, cami, medrese, hamam ve türbelerinden geriye kalanlarla, zevkli bir iki gün geçirmeye imkan tanıyor. İznik’in ve gölün en güzel manzarasının görüldüğü yer Abdülvahap Sancaktari’nin türbesinin bulunduğu tepe. Ayrıca Aya Sofya, İznik Müzesi ve İznik Çini Fırınları, bugün İznik’e geleneksel çini sanatını yeniden kazandırmak amacıyla, çoğunda kadınların üretim yaptığı, atölyeler ve satış yerlerinin bulunduğu Süleyman Paşa Medresesi görülebilir. İznik’ten uzaklaşıp köylere doğru da gitmeli. Özellikle eski İznik evlerinin olduğu İnikli köyü ve Karadeniz doğasını andıran Elmalı köyündeki 1884 tarihli, çivi kullanılmadan yapılmış ahşap cami gezilebilir. İznik’e 12 km mesafedeki Çamoluk köyünde, dağdan gölü gören, kalın kestane ağacından yapılmış, asırlık Gürcü evi Salıcı Evi (0532 315 45 36), özellikli bir mekanda konaklamak isteyenler için bir seçenek. Son derece doğal ve zevkli döşenmiş şömineli evin, iki yatak odası var. Mutfağı da, yemek pişirmekten hoşlananları mutlu edecek türden. Evin her köşesinde ve bahçesinde vakit geçirmekten keyif alacaksınız. Dağ evinin civarında yürüyüşler yapabilirsiniz. Bir başka ev tarzı konaklama da Kriska’s Home (0536 687 20 49, 0224 589 10 25, www.kriskashome.com). Burada biri üç diğeri dört odalı iki göl evi bulunuyor. Doğal malzemenin hakim olduğu evlerde şömine ve yemek pişirmek için kuzine var.

Kazdağı, doğası ve kültürel değerleri ile meşhurdur. Taş evleri korunan köyleri, yöresel müzeleri, Türkmenler’i ve yörükleri bu beldeye büyük zenginlik katar. Kışın da Kazdağı, küçük ve tipik oteller (www.kazod.com), sağlıklı yemekler, şömine başında sohbet ve ertesi sabah yürüyüş demektir. Trekking güzergahlarında dere vadileri vardır. Kış aylarında bu derelerin suları coşkundur ve arazinin yapısı nedeniyle şelaleler oluşur. Kazdağı’nın birbirine yakın köylerinden geçilir, çınarlı kahvelerde çay içilir, sucuk- ekmek, helva ve peynirle piknik yapılır. Yürüyüş yolunda bol bol kekik, adaçayı, nane toplanır, bitki fotoğrafları çekilir. Trekking dışında yörede görülecek birçok yer var; Türkiye’nin ilk özel köy etnografya müzesi, BM Unesco ödüllü Tahtakuşlar Köyü Özel Etnografya Galerisi, Cumhuriyet öncesinde, zeytin ve hayvancılıkla geçinen Türkler ile Rumlar’ın birlikte yaşadıkları Adatepe, Edremit Körfezi’ne nazır Zeus Altarı, köyle aynı adı taşıyan ve eski bir zeytinyağı fabrikasından dönüştürülmüş Adatepe Zeytinyağı Fabrikası ve Müzesi, konumları çarpıcı butik otellerin, taş evlerin ve kafelerin bulunduğu, Ege’nin en güzel köylerinden biri Yeşilyurt, yeryüzündeki en kaliteli atmosferlerden birine sahip Altınoluk, Assos’un taş evleri, küçük antik limanı ve Athena Tapınağı...

Yaz turizminin Karadeniz’deki en popüler noktalarından biri olan Uzungöl, kar altında başkadır. Üstelik yaz aylarındaki bina kirliliği, toz ve kalabalığın yerini bol bol kar manzaraları alır. Of’tan güneye Çaykara yönüne doğru yol boyunca Karadeniz yavaş yavaş yüzünü gösterir. Her yerde çay tarlaları ve olağanüstü güzellikte köprüler karşınıza çıkar. Of’tan itibaren sıfırdan 1090 metrelik bir yüksekliğe çıkıldığından kış şartlarında yolculuk biraz daha zor ve zahmetli olabilir. Uzungöl’e varınca önce karşınıza kocaman bir cami çıkıyor ve yol çatallaşıyor. Soldaki yol, iki tarafa dizilmiş irili ufaklı otellerin ve ahşap bungalovların ortasından geçip bir süre sonra stabilize oluyor. Bu yol Demirkapı (Haldizen) Yaylası’na gidiyor. Caminin sağından giden yol ise Şerah köyünün artık sayıca azalan ahşap evlerinin yanından geçip Soğanlı (Hopşera) Yaylası’na çıkıyor. Yayla yolları bu mevsimde kapalı. Merkezden uzaklaştıkça doğa bakirleşiyor. Aşağıdaki karmaşadan uzaklaşıp, gölü tepeden görüyorsunuz. Doğa muhteşem, göl dingin ve kar beyazı normal koşullarda gözü yoran çirkin binaları kaplıyor. Otel, motel ve pansiyonların çoğunun ahşap bungalovları var. Bazıları da Haldızen Deresi’nin yanında. Bütün yıl açık olan, en köklü işletmelerden biri İnan Kardeşler (0462 656 62 60, www.inankardeslerotel.com) Açık hava şömine başında, alabalık, muhlama ve sütlaç yiyebilirsiniz. 

Fotoğraflar:
Birol Üzmez- Bülent Bacı- Talas Belediyesi Arşivi- Alaçatı Taş Otel Arşivi- İdaköy Çiftlik Evi Arşivi

 

 
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.