Karlı dağların çağrısı
Doğada yapılan en zevkli sporlardan biri kayak. Aylardır karın yolunu gözleyenler için kayak merkezlerine bir göz atmanın zamanı geldi. Batı Karadeniz bölgesinde, Bolu’nun güneydoğusunda bulunan Kartalkaya (www.kartalkaya.org) ile başlayalım. Sadece üç otel ve tam 35 kilometre pistin olduğu Kartalkaya, müdavimlerine ve işletmecilerine göre bir eğlence destinasyonundan çok gerçek bir kayak merkezi. Kartalkaya’nın bu kadar övgü alması boşuna değil, kaliteleri hemen göze çarpıyor. 1978’de ilk açılan Kartal Otel’den beri sadece iki otel daha inşa edilmiş. Burada inşaata değil pist alternatiflerini çoğaltmaya, yeni liftler (teleski, telesiyej, baby lift gibi ) açmaya ve dağı bütünüyle bakımlı tutmaya çaba gösterilmiş. Bu da iyi sonuç vermiş ki, Kartalkaya daha çok gerçek kayak tutkunlarının seçimi haline gelmiş. Kartalkaya’nın sezonu Aralık’tan Mayıs’a kadar. Kayak için en ideal zaman Mart ve Nisan. Günler uzun, bol kayak yapmak mümkün. Üstelik bu mevsimde kar yağışına ya da tipiye rastlanmıyor, hatta hava güneşli bile olabiliyor. Kartalkaya, Türkiye’ye yağış getiren hava kütlelerini ilk karşılayan engeller olan ve bu özelliğiyle de ülkenin en çok yağış alan bölgelerinden, tamamı kayağa elverişli Köroğlu Dağları’nın sadece beşte biri. Burası kayak merkezlerinin en büyük kabusu lodostan da fazla etkilenmiyor, bu sayede genellikle kaliteli bir kar var. Ancak bölgenin en belirgin dezavantajı, aynı zamanda ılıman bir iklime sahip olduğundan karın kaliteli, toz özelliğini koruması fazla uzun sürmeyebiliyor.

Aynı aile tarafından işletilen Kartal Otel ve Grand Kartal’ın pistleri ortak. İki otelin de müşterileri bu pistlerden ücretsiz ve sınırsız çıkış hakkına sahip. Dorukkaya’nın pistlerinden de otelin kendi müşterileri ücretsiz ve sınırsız olarak yararlanıyor. Bu sistem çok kayanlar için avantajlı, her çıkışta kuyruk beklemekten ya da bilet işlemlerinden kaynaklanan zaman kaybı önlenmiş oluyor. Sıra beklemeden liftlere binen, iyi bir kayakçının burada günde 30- 40 kilometre kayabilmesi mümkün. Kayağı hiç bilmeyenler içinse baby liftler var. Kartalkaya’nın hem pistleri kalabalık değil hem de doğa örtüsü etkileyici. Bolu ormanlarıyla kaplı bu coğrafyada çam ağaçlarının arasından kayıyorsunuz. Sık ağaçlar ve sisli havalar riskli olsa da kaybolma olayları pek yaşanmıyor. Pistler otellere dönük olduğundan, sis basınca aşağı doğru kaymak otellere ulaşmayı kolaylaştırıyor. Kayak sporu, piste çıkıncaya kadar zahmetlidir. Kartalkaya’nın avantajlarından biri de, hiç kayak taşımadan ya da yürümeden, otellerin kayak kiralama odalarından doğrudan kayak pistine çıkılıyor olması. Kayak dönüşünde de bazı pistler yine otelin kayak odasının kapısında son buluyor. Kartalkaya’da düzen ve güvenlik önemli; kayanların arasında yürüyenlere rastlanmıyor ve pistler özel kar araçlarıyla ezilerek düzeltiliyor. Burada snowboard’cuları ilgilendiren bir yenilik de; Avusturya'dan gelen mühendisler tarafından projelendirilerek Dorukkaya Oteli’nde açılan, Türkiye'nin ilk profesyonel snowparkı.

Avrupa, dünyaca ünlü kayak merkezlerine sahip. Chamonix (www.chamonix.com), Fransa’nın ilk kayak merkezlerinden biri. Yerliler yükseklere bakıp Mont Blanc’ı (Batı Avrupa’nın en yüksek dağı) gördükleri günden beri burası bir dağcılık merkezi olmuş. Ardından da kayak sporuyla, klasikleşen bir kış sporları merkezi haline geldi. Chamonix çok güzel bir kasaba değil ama son derece canlı. Eklektik bir mimarisi var ancak kuşkusuz buraya kimse mimarisi için gelmiyor. Chamonix daha çok macera peşindeki kayakçılara hitap ediyor. Coğrafyası sayısız kez filmlere sahne oldu. Uzun mesafeler, güvenilir kar, tepeler, dik kayak parkurları buraya müdavimleri topluyor. Kasabada her türlü bütçeye uygun otel, dükkanlar ve otantik bir Fransız deneyimi için açık havada istridye barlar var. Yedi kayak pistinin merkeze en yakın olanı Le Brivent. Orta seviye için La Flighre, ülkenin en iyilerinden. Bu iki popüler bölge teleferikle birbirine bağlanıyor. Grands Montets, dünyanın en iddialı kayak pistlerinden biri olarak anılıyor. 3048 metreye çıkan teleferikten sonra eğer bacaklarınıza ve ciğerlerinize güveniyorsanız 121 basamak çıkıp gözlem terasından Alpler’in en iyi manzarasını görebilirsiniz. Aiguille Verte ve Dru Needles, son derece dik. Les Houches ve Le Tour gibi pistler daha kolay. Ziyaretçiler farklı türlerdeki kayak pass’larından yararlanabiliyorlar. ChamSki Pass, tüm liftlerde ve 21 kilometrelik Chamonix Vadisi otobüslerinde geçerli. Daha gezgin turistler, sınırın Fransız tarafındaki 13 resortta, 200 liftte ve İtalya tarafındaki Courmayeur’da geçerli Mont-Blanc Pass’ı tercih ediyorlar. 1066 metreden başlayıp 3840 metrede sona eren bir macera için Aiguille du Midi’ye (Mont Blanc üzerinde bir dağ) çıkan teleferiğe binmeyi göze almalısınız. Manzara son derece dramatik, burada kayak, kaya tırmanışı ve tandem paraşüt yapanlar oluyor.
Fransa’nın ve Avrupa’nın en iyileri arasında, kayak ustalarının en gözde destinasyonlarından Val d’Isere (www.valdisere.com) var. Val d’Isere ve komşusu Tignes (www.tignes.net), Fransız kayağını efsanevi yapan bütün özellikleri birarada yaşatıyor. Merkezdeki Val Village kasabası, gösterişli bir çarşının, otellerin ve dağ restoranlarının olduğu canlı bir kasaba. Pistler, her türlü seviyeye hitap ediyor. Liftlerin içinde ultra modern olan iki hızlı yeraltı treni de var. Pissaillas Buzulu’nda yazın bile kayak yapmak mümkün. Ancak iklim değişikliği nedeniyle buzulun erimesi büyük endişe yaratıyor. Üç ana bölge var. Le Bellevarde, Alpler’deki en iyi kar rampası olan Face de Bellevarde ile övünüyor. La Solaise güneşli ve kolay bir pist. Col d’Iseran’ın, yükseklerde, harika manzaralar eşliğinde, bakımlı alan ve pist dışı alanları var. Pist dışı alanların rehbersiz denenmesi tehlikeli olabilir.

Türkiye’nin doğusundaki en popüler kayak merkezi Palandöken (www.palandoken.info). Yüksek irtifa, kaliteli kar, uzun kış ve uzun pist gibi özellikleri var. Önemli bir özelliği daha, kayak merkezi Erzurum’a sadece 5 km. mesafede. Yani uçak, otobüs ya da trenden indiğiniz andan itibaren ilk yirmi dakika içinde, kendinizi pistte kayarken bulabiliyorsunuz. Kentten kayak merkezine çıkan yol, en sert hava koşullarında bile ulaşıma açık. Kasım’dan Mayıs’a tam altı ay kayak mevsimi sürüyor. Ocak’tan Nisan’a, kayak için en uygun zaman. Normal kış şartlarında iki ya da üç metre kar yağdığı gibi iklimi sayesinde sezon boyunca kar kalitesi toz kar özelliğini de koruyor. Yatırımların yetersizliği ve büyük kentlere olan uzaklığı nedeniyle, daha önceki yıllarda Palandöken gelişememiş bir kış tatil merkeziydi. İlk kez 95’te Dedeman Grubu burada bir otel açtı. Bugün artık dağda dört otel var. Palandöken otellerinin hepsi birbirlerinin pistlerinden yararlanabiliyor. Oteller kayakçılara küçük pist haritaları dağıtıyor. Haritalarda pistlerin başlangıç ve bitiş noktaları, uzunlukları, irtifaları ve zorluk dereceleri belirtilmiş. Palandöken pistleri genel olarak ağaçsız olsa da beş yıldızlı Polat Renaissance’a ait olan, orman içinden geçen pistleri de var.

Palandöken Dağı’nda yaklaşık otuz pist bulunuyor. Türkiye’nin en yüksek rakımlı pisti, 3125 metredeki Ejder Pisti, iyi kayakçılar arasında üne sahip. Palandöken’in bu en zor pistinin zirvesinde, mola için, şömineli Ejder Cafe var. Yazları zirvedeki televizyon vericisinin yolu olarak kullanılan, kışınsa karla kaplanan 27 No’lu pist ise sekiz kilometreye varan uzunluğuyla, Türkiye’nin en uzun pistlerinden. Palandöken’de 3125 metreden 2100 metre rakıma hiç durmadan kaymak mümkün. Ayrıca Palandöken’de snowboard’cular için, teleski ya da telesiyejlerle ulaşılabilen, ezilmemiş, doğal pistler var. Kapalı kabin sistemiyle kayakçıları pistlere taşıyan Gondol Lift ise, Türkiye’de yalnız Palandöken’de bulunuyor.

Alpler'de daha bol kar ve etkileyici dağları olan kayak merkezleri olabilir. Ancak Kitzbühel (www.kitzbuehel.com), Tiroller’in güzelliği, canlılığı ve önemli bir kavşak kentine kolay ulaşımıyla özel yerini korur. Karayoluyla Münih’e yaklaşık iki saat mesafede olan Kitzbühel’de haftasonu için gelen kalabalığın yanısıra, tatilciler de vardır. Burası geleneklerine bağlı Avrupalılar’ın yanısıra gece hayatına öncelik veren genç kayakçıları ve snowboardcuları da çeker. Kayak okulu uluslararası bir üne sahip olan Kitzbühel, üç kayak merkezinin bulunduğu geniş bir vadide yer alıyor. Bunlar, Jochberg-Pass Turn, Kitzbühlere Horn ve Hahnenkamm. Dünya Kupası’yla akıllarda kalan Hahnenkamm pisti dik ve zorludur. Kitzbühel'in, Kitzbüheler Horn ve Bichlalm gibi daha kolay kayak bölgeleri de vardır.
Batı Avusturya’daki Arlberg de kayak sporu için önemli bir bölge. Beş pitoresk kasabaya ve onları birbirine bağlayan yaklaşık 85 lifte ve kayak pistlerine verilen isim bu. St Anton
(www.stantonamarlberg.com) en büyükleri. Dik yamaçlarda bulunan şalelerden (dağ evleri) başlayan liftleri var. Genç ve gözüpek kayakçı ve snowboardcular arasında populer. Valluga, dik zirvesi ile Arlberg’in en meydan okuyan bölgesi. Gece hayatıyla da biliniyor. Arlberg'deki en otantik atmosferi ve en ucuz otelleri olan küçük köy Stuben. Lech ve Zürs diğer merkezlerle bağlantılı olsa da onlardan çok uzak. Olağanüstü bir güzelliğe sahip bu yerlerde klasik şaleler Arlberg'in üzerine adeta bir kuş yuvası gibi konmuşlar. İki merkez de lüks atmosferi ve Alpler’in stiline uygun beş yıldızlı otelleriyle ünlü. Bu köylere en yakın, Madlock, Trittkopf ve Kriegerhorn gibi dağların her seviyede kayakçılar için pistleri var.

Alpler’deki toz kristal kar, pistlerinde bir kez deneyenin bir daha dilinden düşürmediği, Türkiye’nin doğusundaki bir kayak destinasyonunda da var. Türkiye’nin en kara kışlarına ev sahipliği yapan Sarıkamış’ın, kar kalitesi ve pistleriyle dünyanın en iyileri arasında yeri olduğuna da inanılıyor. Türkiye’nin ücra bir köşesindeki bu ıssız kayak merkezinde öne çıkan gösterişli tesisler ya da gece eğlenceleri değil, Sarıçam Ormanları’nın içinden geçerek son derece kaliteli bir toz karın üzerinde kayabilme imkanı. Ayrıca Sarıkamış’ın Türkiye’nin ünlü kayakçılarının ve kayak hocalarının yurdu olduğunu ve en iyilerin burada yetiştiğini hatırlamakta da yarar var. Sarıkamış’ta kayak sezonu Kasım ortasından Nisan ortasına kadar sürüyor. İklim kuru ve soğuk olduğundan kar nemlenmiyor ve kristal halini koruyor. Rüzgarı kesen çam ağaçları sayesinde de kar birikiyor. Sarıçam Ormanları’yla kaplı olan bölgede heyelan ya da çığ tehlikesi de yok. Buranın Türkiye’nin diğer bölgelerindeki kayak merkezlerinden bir farkı da tesislerin 2000 metre yükseklikteki Sarıkamış ilçesiyle yaklaşık aynı rakımlarda, iki farklı tepe üzerine kurulmuş olması. Sarıkamış’ın girişinde, 2169 metredeki Cıbıl Tepe’de üç yıldızlı Çamkar Hotel var. Otelin tek mekanik tesisi, saatte ortalama iki bin kişi taşıyabilen, her sandalyesi dört kişilik, özel izolasyonlu, üşütmeyen telesiyej. Bunun bir benzeri Türkiye’de başka bir merkezde yok. Merkezin ikinci tesisi, beş yıldızlı Toprak Hotel de bu kayak merkezinin yıllardır sıkıntısını çektiği konaklama sorununa çözüm oldu. Buradan 5 km. mesafedeki eski tesis, 2100 metre rakımdaki Osman Yüce’nin 960 metre uzunluğunda bir pisti ve bir teleskisi var.
Sarıkamış’ın toplam pist uzunluğu 25 km. Cıbıl Tepe’nin önündeki pistin zirvesi 2900 metre. Telesiyej iki etaplı. Birinci etap 1750 metre. Çam ağaçlarının çevrelediği pistin eğimi az ve acemiler için uygun. Sucuk ekmek ve sıcak şarap için buradaki Sarıçam Kafe’ye uğranabilir. İkinci etap olan 2900 metredeki zirvede dört pist seçeneği var. Buradaki Zirve Kafe’de, Kars, Sarıkamış, Allahuekber Dağları ile Güney Aras Dağları ayaklarınızın altında. Sarıkamış’ta ayrıca 200 metrelik bir snowboard pisti ve 5 km’si Uluslararası Federasyon tarafından tescilli 50 km’lik Cross Country alanı bulunuyor.

İyi pistleri olmasaydı da, İsviçre’nin önemli kayak merkezlerinden biri olan Zermatt’ı (www.zermatt.ch) olağanüstü manzarası için görmeye değerdi. Bu etkileyici zirve büyüleyici bir fon. Uzun vadinin sonundaki bu ıssız kasaba, araçların giremediği ilk kayak merkeziydi. Bugün buraya trenle varılır, ziyaretçiler ve eşyaları geleneksel atlı kızaklarla ya da daha modern elektrikli arabalarla götürülürler. Zermatt’ta 40 lift için ve farklı bölgelerde kullanabileceğiniz bir pass geçerli. Kolay, orta seviye ve ileri seviye pistler Sunnegga-Blauherd-Rothorn bölgesinde. Tarihi Gornergrat treniyle yapacağınız bir yolculuk, sadece kayak için değil ayrıca tepedeki istasyonda bulunan otelden inanılmaz manzarayı seyretmek için de denemeye değer. Schwarzsee-Trockner Steg-Klein Matterhorn, en etkileyici bölgeler. En yüksek liftin olduğu yerde, 360 derecelik panoramada efsanevi Matterhorn görmeye değer manzaralardan sadece biri. Manzaranın dışında burada orta ve iyi seviyede kayanlar için pistler var. Aynı pist daha ustaları Plateau Rosa’ya götürür. Buradan dikey olarak, 1430 metre aşağıya, Italya’daki Cervinia’ya doğru kaymak mümkün. Çoğu kayak tutkunu, burasının Alpler’de, iki ülkede birden kayak deneyiminin yaşandığı en ideal bölge olduğu konusunda hemfikirdir.
Fotoğraflar: Reyan Tuvi- Agence Nuts/Office du Tourisme Val d'Isere- Kitzbühel Tourismus- Skiclub Arlberg
