|
“Barselona en güzel yüreyerek gezilir” der şehrin sakinleri. Şehir yüzyıllar boyunca dairesel bir genişleme göstermiştir ve bu da gezmeyi kolaylaştıran bir etkendir. Böylece gezinizi merkezden başlayıp uzaklaşacak şekilde planlayabilirsiniz. Gezinizi kolaylaştırmanın ve kısa sürede en çok yeri gezebilmenin en iyi yolu; şehrin gelişmiş metro hattını kullanmaktır.
Modernista ve Antoni Gaudi
Modernist mimariden en çok etkilenmiş şehirlerden biridir Barselona. Şehirde göreceğiniz yapıların çoğu modernist yapılardır. Bu akımda şehre en çok eser vermiş ve etkisi yadsınamayacak kadar büyük olan mimar; Antoni Gaudi’dir. Gaudi Barselona’yı adeta yeniden yapılandırmış ve şehrin 20. yüzyılda başlayan ızgara modelindeki şehirleşmesinin temellerini atmıştır. Gaudi’nin Barselona’daki görülmesi gereken en önemli eserleri ise şunlardır:
Sagrada Familia (Kutsal Aile)
Yapımına 1882 yılında başlanan ve hâlen tamamlanamamış olan bu katedral Barselona’nın simgesi olan yapılardan biridir. Yapıya damgasını vuran mimar Antoni Gaudi’dir. 1883’te katedralin yapımını üstlenmesinin ardından hayatını ölene dek bu yapıyı tamamlamaya adamıştır. Gaudi, 40 yıl boyunca bu proje için çalıştıktan sonra 1926’da öldüğünde, toplamda 18 kuleden oluşması planlanan neo-gotik tarzdaki katedralin sadece bir kulesini ve doğuya bakan Nacimiento cephesini tamamlayabilmiştir. Tamamen halkın yaptığı bağışlarla bugüne kadar gelebilen binanın yapımı hâlen bağışlarla devam etmektedir.
Henüz tamamlanamamış olsa da Sagrada Familia, çoktan Barselona’nın simgesi ve en çok turist çeken yapısı olmayı başarmıştır. Çevresinde hâlen iskeleleri duran fakat yapımı tamamlanan kulelere çıkıp bu devasa yapıdan Barselona manzarasını izleyebilirsiniz. Katedralin içini dilerseniz bireysel olarak dilerseniz de farklı dillerde hizmet veren rehberler eşliğinde gezebilirsiniz.
La Sagrada Familia’nın her ayrıntısı bir sembol taşır. Gaudi’nin bütün eserleri Hristiyan semboller ve doğadan esinlenilmiş figürler ihtiva eder ama bunun en yoğun örneği Sagrada Familia’dır. Bu yapıda İsa’nın hayatı ve ona inanışın tarihi ufak ayrıntılarla sembolize edilir. Yapının tamamlandığında 18 adet birbirinden farklı yüksekliklerde olması planlanan kulelerinden; merkezdeki İsa’yı, apsid üzerindeki Meryem’i, dördü İncil Yazarları’nı ve on ikisi de Havarileri sembolize eder. Mimari mükemmeliğinin yanı sıra yapının süslemesine de büyük önem verilmiştir, özellikle heykeller oldukça dikkat çekicidir.
Gaudi’nin hayatı boyunca tamamlayabildiği tek cephe olan Nacimiento Cephesi doğuya yani güneşin doğduğu tarafa bakar ve İsa’nın doğumunu sembolize eder. Bu cephede Gaudi, İsa’nın insan yanını, doğumunu, çocukluğu ve gençliğini işlemiştir. Katedralin bu cephede bir ana ve iki yan olmak üzere üç girişi vardır. Sarkıtı andıran bu üç giriş; Umut, Sadakat ve Merhamet’i temsil eder.
Gaudi’nin ölümünden sonra katedralin yapımına bir süre ara verilmiş ama daha sonra farklı mimarlarla yapının inşasına devam edilmiştir, fakat Gaudi’den geriye çok az plan kaldığı için yapıyı onun tarzında devam ettirmek oldukça zorlu ve tartışmalı olmuştur. Zorluklara rağmen yapımı devam eden binanın Gaudi’nin ölümünün 100. yıldönümü olan 2026 yılına yetiştirilmesi planlanmaktadır. Yapının bitmiş hâlinin nasıl olacağını görebileceğiniz modeller ise müzede sergilenmektedir.
Gaudi’nin mezarı günümüzde Sagrada Familia’nın zemin katında bulunmaktadır. Burada ayrıca Gaudi’nin heykellerinin ve çalışmalarının sergilendiği bir müze de vardır.
Adres: La Sagrada Familia C. Mallorca, 401, 08013, Barselona
Ziyaret saatleri: Ekim – Mart 9.00 - 18.00, Nisan – Eylül 9.00 - 20.00
Not: Girişte oluşan bilet kuyruğundan etkilenmemek için biletlerinizi www.telentrada.com adresinden alabilirsiniz.
Casa Batlló
Gaudi’nin sadece dış cephesini ve iç tasarımını yaptığı Casa Batllo, Passeig de Gràcia’nın dikkat çekici bir yapısıdır ve 2005’te UNESCO Dünya Mirasları arasına girmiştir. Modernizmin baş yapıtlarından biri kabul edilen bu yapı, ön cephesinde pek çok sembol barındırır. Yapının süslenmesinde Gaudi, genelde en çok kullandığı materyalleri kullanmıştır; çatıda seramik parçacıkları ve ön cephede mozaikler. Gaudi’nin tarzını en iyi yansıttığı yapılardan biri olan Casa Battlo kıvrımlı dış hatları, kullanılan farklı dokuları, malzemelerin kullanılışı ve parlak renkleriyle önünden geçenlerin dikkatini hemen üzerine çeker. Dış cephede deniz sembolize edilmiştir, sanki güneş ışınları bir havuza vurmuş gibi bir görüntü elde edilmiştir. Parabolik şekilli çatısı ve bacalarıyla inanılmaz bir görünüme sahip bu yapıyı özellikle gece ışıklandırıldığında görmelisiniz. Yapının giriş katı ve ilk katındaki odalar ziyarete açıktır ve büyük beğeni toplar, buraları da mutlaka gezmelisiniz. Ayrıca Casa Battlo’nun süslemelerindeki sembolleri ve göndermeleri anlamak için rehberli turlara katılmanızı tavsiye ederiz.
Ziyaret saatleri: 9.00 – 20.00
Adres: Passeig de Gracia 43 08007 Barselona
Web: www.casabatllo.es
Casa Mila ( La Pedrera)
Passeig de Gràcia’daki bir diğer Gaudi şaheseri de Casa Mila’dır. Casa Mila, Sagra Familia’dan sonra en çok dikkat çeken ve en çok övgüyü hak eden modernist yapıdır. 1912’de yapımı tamamlanan Casa Mila, La Pedrara olarak da bilinir. Yapının dış cephesi kireç taşından yapılmıştır, dalgalı bir yapıya sahiptir ve hiç düz duvarı yoktur. Ferforjeden yapılmış balkonları vardır. Casa Mila’nın çatısı ve bacaları Barselona’nın simgelerinden biri hâline gelmiştir. Yapı 1980’lerde oldukça bakımsız kalmış, dış cephedeki seramik parçacıkları kirlenmiş, çoğu kaybolmuş ve kireç taşı hava kirliliğinin etkisiyle is tutmuştur. 1990’ların ortasında bina bakıma alınmış, bütün seramikler tek tek temizlenmiş, kaybolan taşların benzerleri yerine yerleştirilmiş ve dış cephedeki is lekeleri temizlenmiştir. Ayrıca yapının muhteşem bir tavan arası bölmesi vardır ama bu bölme 1950’lerde odalara bölünerek kullanılmıştır. Restorasyon çalışmalarında da bu odalar yıkılmış ve tavan arası orijinal mimarisine kavuşturulmuştur. Burada günümüzde Gaudi’nin eserleri sergilenmektedir. Odaların Gaudi’nin tasarımı olan mobilyalarla, kapılarla, kapı kollarıyla ve süslemelerle dekore edilmiş olması oldukça dikkat çekicidir. Tavan arasından, hava yağışlı değil ise, terasa çıkılır. Buradaki havalandırma kuleleri, bacalar ve merdivenler de sıradışı bir mimarinin eseridir. Yoldan görünmemelerine rağmen bu yapılar için bile mozaik süslemeler kullanılmıştır. Terasın tasarımında da dış cepheyle uyumlu dalgalı bir tasarım uygulanmıştır. Terasta 12 adet baca bulunur. 12 adet olmalarının sebebi ise; Gaudi’nin 12 Havari’ye gönderme yapmasıdır. Terastan muhteşem bir Barselona manzarası izlenir. Ayrıca yazları burada caz performansları dinlenebilir.
Aslında ortak bir avluya açılan iki ayrı binadan oluşan Casa Mila, tek bir ortak dış cepheyi paylaşır ve böylece tek bir binaymış gibi görünür. Bu sayede ferah ve açık alanı fazla bir yapı inşa edilmesi sağlanmıştır. Bu tasarım yapıldığı dönemin mimarisi üzerinde devrim niteliğinde bir etki yaratmıştır. Ön cepheden bakıldığında bina sanki kayanın içine oyulmuş hissi verir, binanın La Pedrera adı da buradan gelir; “la pedrera” Katalanca’da taş ocağı demektir.
Ziyaret saatleri: 10.00 – 20.00
Park Guell
Guell ailesinin soyluluk göstergesi olarak Gracia bölgesinde Gaudi’ye yaptırdığı Park Guell, şehrin en büyük parklarından biridir. Gaudi’ye özgü kıvrımlar ve seramik parçalarından yapılmış mozaikler parkın tasarımında göze çarpan özelliklerdendir. Passeig de Gracia’nın arkasındaki tepede yükselen parktan muhteşem bir Barselona manzarası izleyebilirsiniz. Park, UNESCO Dünya Mirasları arasında yerini almıştır.
Şehrin ortasında olmasına rağmen doğayla içiçe bir atmosfer yaratılması için satın aldığı 6 hektarlık arazide, Eusebi Guell, tasarımla ilgili her şeyi Gaudi’ye bırakmış ve Gaudi tam 14 yıl sadece bu park için çalışmış. Ama parkın bugünkü tasarımında Josep Maria Jujol’un katkısını da göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.
Park Guell içerisinde sıradışı taş yapılar, sütunlar ve mozaikler barındırır. Parkın ana girişinde, büyük bir ejderha heykelinden yapılmış çeşme ziyaretçileri karşılar. Bu ejderha Gaudi tarzı mozaiklerle süslenmiştir ve bir efsaneden fırlayıp gelmiş gibi durur. Bu çeşmenin her iki yanında masal evlerine benzeyen, renkli ve kubbeli iki yapı bulunur. Bu yapılardan birinin mavi- beyaz mozaiklerle süslenmiş ilginç bir kulesi vardır.
Parka girildiğinde bir avlu ve merdivenler karşınıza çıkar. Bu merdivenler sizi 86 adet sütunun bulunduğu hole (Salo de les Cent Columnes) çıkarır. Bu devasa sütunlar parkın asıl meydanını destekler. Burada, tavandaki mozaik süslemeler oldukça dikkat çekicidir. Ayrıca bu alanın akustiği oldukça iyidir ve burada genelde İspanyol bir müzisyen gitar çalar ve şarkı söyler.
Sütunların desteklediği meydan Barselona’ya tepeden bakan bir balkon gibidir. Burada Gaudi’nın dalgalı tasarımlı ve mozaiklerle süslü rengârenk bankları bulunur. Bu oldukça büyük meydanda kültürel etkinlikler de düzenlenir. Park, bu meydanı merkez alarak genişlemiştir. Parkı dolaşmak için kıvrımlı yürüyüş yollarından yürünür. Bu yolların inşasında da farklı yöntemler kullanılmıştır. Örneğin; yolları desteklemek için bazı taş sütunlar kullanılmıştır ama bu taşlar, parkın doğallığını bozmamak için, ağaç gövdelerine benzetilmiştir.
Parkın içinde tamamlanmış 5 villa vardır ve bunlardan birinde Gaudi, ailesi ile birlikte uzun yıllar yaşamıştır. Bugün burası Gaudi’nin eşyalarının ve kendi tasarladığı mobilyaların sergilendiği bir müze olarak (Casa Museu Gaudi) hizmet vermektedir.
Parka eğer metroyla gelirseniz en az 20 dakikalık bir yürüme yoluna hazırlıklı olmalısınız, bununla birlikte yolun yaklaşık 200 metresi yokuş çıkmanızı gerektirecek şekildedir. Yürümek istemezseniz buraya taksiyle veya otobüsle gelmenizi tavsiye ederiz.
Ziyaret saatleri: Park sabah 10.00’da açılır, kapanış saatleri mevsime göre farklılıklar gösterir ama genellikle 19.00’a kadar açıktır. Giriş ücretsizdir.
Bir not: Modernist mimariyle ilgilenenler ve daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler “Modernist Yapılar” turuna katılabilirler. Tur, Turisme de Barcelona’nın merkez ofisinden hareket eder.
Las Ramblas
Las Ramblas, Barselona’ya gelen turistlerin ilk durağıdır ve günün her saati, özellikle de turizmin yoğun olduğu dönemlerde, kalabalığın eksik olmadığı bir caddedir. 1-2 km uzunluktaki bu cadde, kuzeyde Plaça de Catalunya’dan başlar ve denize doğru devam ederek Port Vell’de sonlanır. Sırtınızı Port Vell’e, yüzünüzü ise Plaça de Catalunya’ya döndüğünüzde sağınızda kalan bölge eski şehir Barri Gotik, solunuzdaki ise El Raval’dır.
Las Ramblas 5 adet küçük caddenin birleşmesiyle oluşmuş uzun bir caddedir. Bu küçük caddeler, Plaça de Catalunya’dan Port Vell’e olmak üzere sırasıyla, Rambla de Canaletes, Rambla dels Estudis, Rambla de Sant Josep, Rambla dels Caputxins ve Rambla de Santa Monica’dır. Her bir ramblanın kendine özgü özellikleri vardır. Rambla de Canaletes adını Font de Canaletes çeşmesinden alır ve Plaça de Catalunya yönünden caddenin ilk bölümü olduğu için, Las Ramblas’a gelenler burada büyük bir kalabalık oluşturur. Rambla dels Estudis, kuşların satıldığı bir açık hava pazarı gibidir. Çeşit çeşit rengârenk kafesler yol boyunca alıcılarıyla buluşur. Rambla de Sant Josep’e gelindiğinde çiçekler sarar dört bir yanınızı. Sant Jordi Günü’nde (23 Nisan) burada toplanan insanlar birbirlerine çiçek ve kitap hediye ederler (bkz. Festivaller). Mercat de la Boqueria da bu rambladadır.
Mercat de la Boqueria
Las Ramblas’ın en renkli ve en keyifli yerlerinden biridir Mercat de la Boqueria. La Boqueria ve Mercat de Sant Josep olarak da bilinen 19. yüzyıldan kalma bu pazar, yemek düşkünlerini sevindireceği gibi fotoğraf çekeceklere de çok güzel kareler sunar. Metal bir tavanı olan pazarda alışveriş yapmadan sadece dolaşmak bile çok keyiflidir ama hepsi birbirinden taze yiyecek ve içeceklerin çağrısına da hayır denilemez. La Boqueria’da; taze ve salamura balıklar, deniz mahsülleri, et, salam, sosis gibi şarküteri ürünleri, sebzeler, meyveler, tatlılar, hamur işleri, ev yapımı şaraplar, taze kesilmiş İtalyan makarnaları ve çeşit çeşit baharatlar gibi saymakla bitmeyecek kadar çok ve lezzetli yiyecek ve içecekleri tadabilir ve satın alabilirsiniz. Pazar, günün ilk ışıklarında kurulmaya başlar ve akşam hava kararana kadar açık kalır.
La Boqueria’yı gezdikten sonra Las Ramblas’a geri dönülür. Pazarın çıkışı metronun Liceu durağına çok yakındır. Burada zeminde, ressam Miro’nun her gün binlerce insanın üzerinden geçtiği küçük seramik parçalarından oluşmuş dikkat çekici bir eseri vardır. Ayrıca Avrupa’nın en büyük opera salonlarından birisi olan Gran Teatre del Liceu da Liceu’dadır.
Metronun Las Ramblas üzerinde; Plaça Catalunya’da, Liceu’da ve Columbus heykelinin yakınında olmak üzere 3 durağı vardır. Liceu durağından sahile doğru devam eden kısım, sokak göstericileri, sanatçıları, ressamları, hokkabazları, canlı heykelleri ve falcılarıyla Las Ramblas’ın en hareketli yeridir. Burada her köşede farklı şeylerle uğraşan insanlarla turistler birbirine karışır ve 24 saat hiç azalmayan bir kalabalık oluşur. Yine bu civarda görebilecekleriniz arasında; Gaudi’nin Kont Guell için tasarladığı malikâne Palau Guell ve kare şekilli bir meydan olup Gaudi’nin tasarımı olan ilginç sokak lambalarına ev sahipliği yapan Plaça Reial bulunur.
Las Ramblas boyunca sahile doğru yürüdüğünüzde en sonunda sizi Kristof Kolomb’un heykeli karşılar. Bu devasa heykelin tepesine çıkıp liman manzarasını izleyebilirsiniz. Ayrıca buraya çok yakın olan ve üç yüzden fazla bal mumu heykele ev sahipliği yapan bir müze de vardır; Museu de Cera de Barcelona. Buradan biraz daha ilerlediğinizde ise; Olimpiyat Oyunları için yeniden yapılandırılan ve adeta yeniden hayat bulan sahil şeridine ulaşırsınız.
Las Ramblas adının hikayesi işe şöyledir: ‘Rambla’ Arapça’da kumlu dere yatağı anlamına gelen bir kelimeymiş ve 14. yüzyıla kadar burası gerçekten de kumlu bir dere yatağıymış. Zamanla çevredeki yapılaşma arttıkça dere yatağı kapatılmış ama Rambla adı sabit kalmış.
Museo Picasso (Picasso Müzesi)
Barselona’nın en çok ziyaret edilen ve mutlaka görülmesi gereken müzelerinden biri Museo Picasso’dur. Carrer Montcada üzerindeki beş adet Orta Çağ sarayının birbirine bağlanmasıyla kurulmuş olan müzenin 3 sarayı sürekli sergi olarak Picasso’nun 3000‘den fazla eserini barındırır. Diğer iki sarayda süreli sergilere yer verilir. Bu müze, Paris’tekinden sonra, en büyük Picasso müzesidir.
Picasso, 1895-1904 yılları arasında Barselona’da yaşamıştır ve bu dönemde empresyonizm ve sembolizm akımının etkisinde kalmıştır. “Mavi dönemim” dediği eserlerini de yine Barselona’da yaratmıştır. Müzede bu dönemlerden eserleri görmek mümkündür.
Müze 1962 yılında ressamın eserlerinin erken dönem örneklerinin toplanmasıyla kurulmuştur. 1981 yılında Picasso’nun eşinin müzeye Picasso’nun seramik çalışmalarını bağışlamasıyla müzenin içeriği genişlemiştir.
Ziyaret saatleri: Salı – Pazar 10.00 – 20.00
Adres: Montcada, 15-23, 08003, Barselona
Web: www.museupicasso.bcn.cat
Barri Gotik
Las Ramblas’ın hemen batısında yer alan bölge eski şehir Barri Gotik’tir. Ciutat Vella olarak da bilinen bölge, şehrin en eski yerleşim yeridir. Burada Orta Çağ saraylarını, manastırlarını ve kiliselerini görebilirsiniz. Barri Gotik, labirenti andıran dar sokaklarıyla ünlüdür, bu sokaklarda keşfedilecek çok sayıda tarihi yapı, kafe ve restoran bulunur. Bu yüzden Barri Gotik ve çevresini dolaşmanın en güzel yolu yürümektir.
Katedral (La Seu Katedrali)
Barri Gotik’te görülmesi gereken ilk yapı Katedral’dir. Yapımına 1298 yılında başlanan Katedral’in dikkat çekici gotik ön cephesi, 19. yüzyılda yapıya eklenmiştir. Katalan gotik mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Katedral’in kuleleri, Barri Gotik bölgesine girer girmez dikkatleri üzerine çeker. Katedral, La Seu Katedrali olarak da anılır ve Barselona’nın en etkileyici katedrallerinin başında gelir.
Katedral’in yapıldığı yer her zaman dini amaçlar için kullanılmıştır. İlk yapılan yapı bir Roman tapınağıymış, daha sonra bir cami yapılmış, ardından da bir kilise.
Katedralin tasarımında Rönesans ve Orta Çağ mimarisinin etkileri hissedilir; sivri uçlu gotik tarz çan kulelerde, yüksek kemerlerde, gotik koro sıralarında, şapellerde ve sunakta bu etki rahatlıkla görülür. Özellikle sunağın arkasındaki şapellerdeki altar panoları mutlaka görmelisiniz. Sunağın altındaki Santa Eulalia’nın kaymak taşından yapılmış mezarı da oldukça etkileyicidir.
Katedralin en çok beğenilen yeri ise kemerli yoludur. Burası portakal, manolya ve palmiye ağaçlarının olduğu, kuşların uçuştuğu sakin bir sığınaktır. Buranın sakinlerinden olan beyaz kazların ise katedrale ne zaman ve ne şekilde geldiği hakkında bir bilgi yoktur.
Şapelden bir asansörle Katedral’in terasına çıkabilir, buradan Barri Gotik manzarasını seyredebilirsiniz. Ayrıca her Pazar öğleden sonraları Katedral’in önünde sardana (Katalan halk dansı) gösterilerini izleyebilirsiniz.
Adres: Plaça de la Seu s/n, Barri Gotic
Ziyaret saatleri: Katedral 9.00 – 13.00 ve 17.00 – 19.00 saatleri arasında; Kemeryolu 10.00 – 13.00 ve 16.00 – 18.30 arasında; teras ise Pztsi – Ctsi 10.30 – 13.30 ve 13.30 18.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.
Barri Gotik’te görülmesi gereken diğer önemli yapılardan bazıları şunlardır:
Plaça Sant Jaume’deki Belediye Binası olan Ajuntament ve Meclis Binası olan Palau de la Generalitat. Her iki binayı da resmi tatillerde ve hafta sonları randevu alarak ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Plaça Sant Jaume’de Eylül ayında, La Merce Festivali kapsamında devasa maskeli figürlerin (gegants) geçit törenini ve insanların üstüste çıkarak oluşturdukları kuleleri (castells) görebilme imkânı bulursunuz.
Plaça del Rei’deki Museu d’Historia de la Ciutat (Şehir Tarihi Müzesi) ve meydanı çevreleyen saray Palau Reial (Kraliyet Sarayı). Buradaki yapılar Roma dönemi kalıntılarının üzerine inşa edilmiştir ve müzede, kazı çalışmalarından çıkan eserler de sergilenmektedir. Asansörle Antik Roma kenti de gezilebilir. Ayrıca, Plaça del Rei meydanı yazın renkli gösterilere ve konserlere de sahne olur.
Teatre Museu Salvador Dali
Barselona’nın kuzeyinde, Fransa sınırına yakın bir kasaba olan Figueres’teki Salvador Dali Müzesi de mutlaka zaman ayrılması gereken, dünyaca ünlü müzelerden bir tanesidir. 20. yüzyılın ve sürrealist akımın en tanınmış ressamı olan Dali’nin kara kalem çalışmalarının, yağlı boya tablolarının, kısa filmlerinin ve üç boyutlu çalışmalarının sergilendiği müzeye günübirlik gezilerle gidebilirsiniz.
Adres: Gala-Salvador Dalí Square, 5 E-17600, Figueres
Web: www.salvador-dali.org
Montjuic
Montjuic, Barselona’nın güneybatısında 210 metre yüksekliğinde bir tepedir. Tepeye teleferikle, fünikülerle veya otobüsle çıkabilirsiniz ama teleferiği tercih ederseniz Barselona’yı bir de tepeden görme imkânı bulursunuz. Montjuic’e çoğunlukla, spor etkinlikleri için inşa edilmiş alanlar ve müzeler hakimdir. Ayrıca Barselona’nın ayaklar altına serilmiş manzarasını izlemek için de ziyaretçiler Montjuic’e çıkarlar. Montjuic’in kelime anlamı “Yahudi Tepesi”dir.
Montjuic, 1992 Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapması için büyük çaplı yenilemelerden geçirilmiştir. Örneğin; 1929 yılında inşa edilmiş olan Estadi Olímpic Stadyumu yenilenmiş ve Anella Olimpica (Olimpiyat Halkası) adıyla Olimpiyat’ın görkemli açılış ve kapanış törenine ev sahipliği yapmıştır.
Tepedeki belli başlı gezilecek yerler şunlardır:
Museu Nacional d’Art de Catalunya (Ulusal Katalan Sanatı Müzesi)
1929 yılında düzenlenen Uluslarası Fuar için yapılan ve bugüne kadar gelebilen Palau Nacional’ın görkemli binasının kubbesinde yer alan Museu Nacional d’Art de Catalunya’da, Orta Çağ sanatının en güzel örneklerini görebilirsiniz. Romanesk tarzda inşa edilen kiliselerin iç mekânları, altar panolar, kiliseleri süsleyen eserler, İncil’in bölümleri, freskler ve para koleksiyonları müzede göreceğiniz eserlerden bazılarıdır. Kubbeye çıkmak için binanın dışındaki asansörü kullanabilirsiniz.
Ziyaret saatleri: Sa – Ctesi: 10.00 – 19.00, Pazar: 10.00 – 14.30
Palau Nacional bünyesindeki bir diğer müze ise; modern sanat eserlerinin sergilendiği Museu d’Art Modern de Catalunya’dır.
Bir not: Palau Nacional’ın hemen önündeki havuz Font Magica, özellikle ışıklandırıldığında, oldukça etkileyicidir.
Fundacio Joan Miro (Miro Müzesi)
Çoğu ziyaretçinin Montjuic’e gelmesinin asıl nedeni; Fundacio Joan Miro müzesini gezmektir. Bu müzede ünlü sürrealist Katalan ressam Joan Miro’nun eserleri, erken dönem eserlerinden başlayıp kronolojik olarak sergilenmektedir. Bu sayede ressamın sanatını nasıl geliştirdiği gözler önüne serilir. Müzede Miro’nun karakalem çalışmalarına, heykellerine ve duvar halılarına yer verilmiştir.
Müzenin binası da başlı başına bir sanat eseridir. Bina, ünlü mimar Josep Lluis Sert tarafından yapılmıştır. Tasarımda amaç, eserlerin doğal gün ışığında ziyaretçilere sunulmasının sağlanmasıdır ve başarılı da olunmuştur. Böylece eserler binanın içerisinde olsa da, sanki dış mekânda sergileniyormuş izlenimi yaratır.
Ziyaret saatleri: Salı - Ctsi: 10.00 – 19.00 Perş: 10.00 – 21.30 Pazar: 10.00 – 14.30
Web: www.fundaciomiro-bcn.org
|