|
Değişik mimarisi ve rengârenk binalarıyla Santiago, bir renk cümbüşü içindedir. Düzenli şehir planlaması ile bir Latin Amerika şehrinden çok Avrupa şehrinde olduğunuz hissini verir.
1947 yılında 12 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan büyük depremde tüm şehir, yerle bir olmuştur. Bu nedenle çok sayıda tarihi yer ve binaların yok olmasına karşın, 1930’larda başlayan modernleşme ve endüstri sayesinde Santiago; gelişmiş bir kent hâline gelmiştir. Gezilecek birçok doğa parkları, meydan, bulvar, cadde ve müze bulunmaktadır.
Santiago’nun en büyük meydanı Plaza de Armas, insanların buluşma noktasıdır. Burada bulunan Katedral Metropolitana depremlere rağmen ayakta kalmayı başarabilen en eski yapılardan biridir. Yan tarafında, Municipalidad (Belediye Binası) ve Correo Central (Merkezi Postane) yer alır. Alt caddede bulunan Dışişleri Bakanlığı çok ihtişamlı bir yapıdır. Bu bina eskiden Şili Parlementosu olarak kullanılmış, ancak parlementonun Valpariso’ya taşınmasıyla bakanlık olarak kullanılmaya başlamıştır.
Dışişleri Bakanlığı ‘nın hemen yanında Adalet Sarayı ve onun karşısında da muhteşem bir müze olan Chileno de Arte Precolombino (Ulusal Tarih Müzesi) (www.museoprecolombino.cl) bulunur. 4500 yıllık uygarlıkların izlerini bulabileceğiniz bu müze, şehirde kesinlikle görülmesi gereken yerlerdendir.

Şehrin modern ve zengin yüzünü görmek isteyenlerdenseniz Providencia ve Las Condes tarafına gitmelisiniz. Şık caddeler, büyük alışveriş merkezleri, lüks oteller, restoranlar ve barlar sizi karşılayacaktır. Buradaki Suecia ve El Bosque bölgeleri size gece hayatının tüm renklerini sunacak. Özellikle Suecia barların en fazla bulunduğu yerlerin başında gelmektedir. Atatürk için yapılan ve üzerinde ona övgülerin bulunduğu anıt da şehrin bu yeni ve güzel bölgesinde yer alıyor.
Adres: Ataturk Scala, 751, Lo Prado, Santiago, Şili
Restoran, bar ve gece kulübü için tercih edeceğiniz bir diğer bölge ise içinde Türk restoranı İstanbul’un da olduğu Barrio Bellavista. Adı “Güzel Manzara” anlamına gelen bu bölgenin arkasında San Cristóbal parkı bulunuyor. Parktan And Dağları’nı da görebiliyorsunuz.
İlginizi çekebilir: Şehirdeki asayiş, Londra’daki gibi atlı askerler tarafından sağlanıyor.
Katedral Metropolitana

İnşası 240 yıl süren kilise; gotik, barok ve neoklasik mimari stillerinin karışımından oluşmaktadır. Güneş Tapınağı olarak da bilinen kiliseyi 1791’de mimar Manuel Tolsa alarak restore eder. Büyük kilisenin diğer kısımlardan daha yüksek olan uzun, dar orta kısmı altın renkli demir işiyle süslenmiştir. Katedralin iki kulesinde 16 tane çan bulunur. En büyüğü 12 ton ağırlığındadır. Katedralin içinde birçok resim, heykel, sunak ve antika bulunur.
Ahumada Caddesi
Santiago’nun kalbinin attığı caddelerden biridir. Caddede bulunan rengârenk kafeler sizi durup bir kahve içmeye davet eder. Caddede performans gösteren çocuk tiyatrocular, büyükleri eğlendirir. Değişik alışveriş pasajları bulunan bu caddede çok renkli hediyelik eşyalar, takılar ve kıyafetler bulabilirsiniz. Gün doğarken ve batarken caddenin manzarası inanılmaz güzelliktedir. Bu caddenin sonunda Plaza de Armas’a ulaşılır.
Plaza de Armas
Huerfanos Yolu, Taksim’deki İstiklal Caddesi gibi yayalara özel cıvıl cıvıl bir yoldur. Uluslar arası pansiyonlar, çeşitli restoranlar, müzeler ve doğal güzellikler; meydanın etrafında konumlamıştır. Bu meydan, insanların bir araya gelmesine olanak sunmak için özenle düzenlenmiştir.

Özel günlerde yerel itfaiye orkestrası, o günün önemini anlatan parçalarla performans sergiler. Meydanda ressamlar ve seramikçiler sanatlarını yapar. Katolik Kilisesi Katedrali’nin tam önünde sokak tiyatrocuları çeşitli komedi oyunları sergiler. Ama Santiago’lular tarafından ilgiyi toplayan genellikle elindeki çanıyla papaz olur.
Şehrin ana meydanı olan Plaza de Armas, önemli bir buluşma noktasıdır. Oldukça hareketli olan meydanda, yan yana dizilmiş ressamlar; resim yapıp eserlerini sergilemektedir. Etkileyici kuleleriyle Katedral Metropolitana ve Ulusal Tarih Müzesi, meydanı çevreleyen kolonyal dönemden kalma yapılar arasındadır.

En büyük yaya plazasında pek çok eğlence alternatifi bulabilirsiniz: satılık sanat eserleri, canlı müzikler, sokak dansları, satranç kulüpleri… Aynı zamanda bu plazada şehrin en büyük katedrali olan Santiago Katedrali de bulunur. Başbakanlık sarayı La Moneda da şehrin sayılı eski binalarından biridir.
Cerro san Cristóbal Tepesi
Cerro San Cristóbal Tepesi, şehri panoromik açıdan en güzel görebileceğiniz yerdir. Bellavista’dan fünikülere binerek ya da teleferikle tepenin zirvesindeki 14 m’lik Meryem Ana heykeline ulaşabilirsiniz.

Güneşli bir günün akşamında, gecenin şehre düşüşünü izlemek muazzam bir manzaradır. Cerro San Cristóbal Tepesi, şehre hâkim geniş bir manzara sunmaktadır. And Dağlarının çevrelediği bu şehri izlemek için sisin yoğun olmadığı günleri seçmelisiniz.
La Chascona
Şili’li şair Pablo Neruda’nın 3 evinden biridir. La Chascona dağınık saç anlamına geliyor. Üçüncü eşi olan Matilda’nın saçları gür ve karışıkmış, ona ithâfen evin adını La Chasconakoymuş. Evin birçok yerinde birbirine geçmiş P ve M harfleri görülür. Dünyanın her bir köşesinden toplanmış, aklınıza gelebilecek her şey kullanılarak dekore edilmiştir. Renkli camlar, deniz kabukları, Neruda’nın özel eşyaları, yakın arkadaşları olan Savalor Dali ve Picasso’nun resimleri, gelen hediye ve ödüller, Nobel edebiyat ödülü…
Evrensel ozanın hayatını kaleme aldığı ‘Yaşadığımı itiraf ediyorum’ eserinde; 'Benim anılarım, hayaletlerle dolu bir galeridir. Belki ben kendi hayatımı değil de, başkalarının hayatını yaşadım. Bu sayfalarda geriye bıraktığım anılar arasında bazıları sararmış yapraklar gibi yere düşecek, ölecektir. Oysa bazı anılarım zamanla yeniden canlanacak, yeniden hayat bulacaktır. Benim hayatım, bütün hayatlardan oluşmuş bir hayattır... Bir şair hayatıdır' diyerek yaşamını özetlemiştir. Şairin tüm dünyayı etkileyen dizelerini yazdığı yeri ziyaret ederek şairin anılarını canlandırabilirsiniz.
Okyanusu çok seven ancak denize açılmaktan korktuğu için denizcilikle ilgilenmeyen şairin evindeki bazı odalar (özellikle yemek odası), sizi bir gemideymiş gibi hissettirecek şekilde dekore edilmiştir ve şehir manzaralarını evin pencerelerinden görebilirsiniz.
Neruda’nın diğer iki evi Santiago’dan uzak değildir. Biri Valpariso, diğeri Negra’da bulunur. Hepsi görmeye değer yerlerdir.
Bir not: Gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gerekiyor.
Adres: Fernando Marquez de la Plata 0192 Bellavista Santiago
Tel: (56) 02 777 87 41
Providencia
Providencia daha çok orta ve yüksek gelirli kimselerin ikâmet ettiği, içerisinde Cerro San Cristóbal, Barrio Suecia, Berrio Bellavista ve birçok elçilik binasını bulunduran büyük bir bölgedir.
Cerro Santa Lucia Tepesi
Santiago Centro’nun içinde bulunan Cerro Santa Lucia Tepesi’ne tırmanıp şehir manzarasını görmeniz 15-20 dakikanızı alacaktır. Burada birçok fresk, heykel ve göletler göreceksiniz. Zirveye ulaşmak için birçok farklı yol bulunuyor, gittiğiniz her yolda farklı bir şeyler keşfedeceksiniz.

Santa Lucia tepesi Santiago’nun ilk kurulduğu yerleşim yeridir. Tarihî bir kalenin yıkıntılarının üzerine kurulmuş yeni binalar, güzel bir park ve hayvanat bahçesinden oluşuyor. İngiliz doğa tarihçisi Darwin de burayı ziyaret etmiş olanlar arasındadır. Evrim teorisiyle tanınan Darwin’in San Lucia hakkındaki gözlem ve düşüncelerini kaleme aldığı yazı, bu parkta sergilenmektedir.
La Moneda Sarayı

1973 yılında Pinochet’in yaptığı darbenin izlerini La Moneda Başkanlık Sarayı’nda görebilirsiniz. Hava saldırılarından kısmen yıkılan bina 1981 yılında restore edilmiş. Her sabah saat 10’da askerlerin nöbet değiştirme törenini izleyebilirsiniz. Bu tören, koyu yeşil renkli üniformalar giyen kadın ve erkek askerler tarafından yapılan mütevazı bir törendir. Törenden birkaç dakika sonra saraya girebiliyorsunuz. Girişte kimlik ya da belge sorulmaz. Yalnızca havaalanlarındaki gibi metal dedektörlerden geçilir. Buraya gitmeden önce de rezervasyon yaptırmanız gerekiyor.
Armasa Meydanı
Meydanda bulunan renkli çiçekler şehrin ortasında gizli bir bahçe sunuyor. Eski tip fotoğraf makinaları ile nostaljik bir Santiago Hatırası fotoğrafı çektirebilirsiniz. Onlarca satranç masası vardır ve bu masalar öğleden sonraları hep doludur. Her yaştan insan satranç oynamak için toplanır.
Parque de Esculturas

Macopocho Nehri’nin etrafında bulunan heykeller parkı, Şilili sanatçılar tarafından yapılmış 30 heykelini bünyesinde barındırır. Yaz ayları olan Ocak ve Şubat’ta parkta verilen konserleri takip edebilirsiniz.
Villa Grimaldi
Burası 1974 – 1978 yılları arasında Diktatör General Augusto Pinochet tarafından, işkence merkezi olarak kullanılan tarihi bir yerdir. Şili’deki politik işkenceler, halka ve dünyaya pek duyurulmamıştır. Eğer o zamanlara dair bir şeyler öğrenmek isterseniz gidip görmelisiniz.
Sanhattan el Golf
Santiago’nun ekonomik merkezlerinden biri olan Sanhattan el Golf; mimarisi ve heykelleriyle dikkat çeker. Santiago ve Manhattan kelimelerinin sentezinden oluşan bu kelime, Santiago’daki yüksek binaların, lüks ev işyeri ve restoranların bulunduğu bölgenin gayrıresmi adıdır. Bu bölgede boyanmış at heykelleri bulunur. Her bir sanatçı kendi tarzını yansıtan resimlerle at heykellerini boyamıştır. |