Skip Navigation LinksSeyahat Rehberi > Şehir Rehberi > Atina > Nereler Gezilir ?
 
  Skip Navigation LinksNereler Gezilir ?
Atina çok geniş bir alana yayılmıştır. Dünyaca ünlü Akropolis’e çıkıp şehre baktığınızda birbirine geçmiş caddeleriyle ve sokaklarıyla şehir tam bir labirenti andırır. Yine de bu durum gezginlerin gözünü korkutmasın çünkü şehirde gezilip görülmesi gereken belli başlı yerler birbirlerine yürüme mesafesi uzaklığındadırlar. 2004 Olimpiyat Oyunları’nın hazırlığı kapsamında kentin ulaşım sisteminde önemli düzenlemeler ve iyileştirilmeler yapıldı, böylece metro ve otobüs hatları da daha verimli kullanılır hâle getirildi. Ayrıca bütün ören yerleri yaya yollarıyla birbirine bağlandı.

Akropolis

Atina gezilerinin geleneksel başlangıç noktası, M.Ö. 5. yüzyıldan kalma tapınakların bulunduğu Akropolis’tir. Antik Atina’nın kuruluşu da Akropolis’in eteklerinde başlamıştır. Kasabadan 90 m yükseklikteki , Yunan mimarisinin en önemli örneklerden biridir. Atina şehrinin hemen her yerinden Akropolis’teki tapınaklar görülebilir. Özellikle gece ışıklandırmalarıyla Akropolis, şehrin gözbebeği olmayı gerçekten hak ettiğini kanıtlar bir güzelliğe bürünür. Bir an bile gözden kaybolmayan Akropolis’in bulunduğu Akropol tepesine çıkıp şehri izlerken kendinizi bir an Antik Yunan’da bir tanrı veya tanrıça gibi hissedersiniz.

Akropolis’in ismi, Yunanca’da akro “yüksekte olan” ve polis “şehir” kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Antik Yunan’daki şehir planlamasının en temel amacı, tanrıların oturacağı yerler inşa etmekti ve bu amaçla da akropoller yapılırdı. Bu akropoller arasında en çok bilineni Atina’daki Akropolis’tir. Şehrin koruyucu tanrıçası olarak kabul edilen Athena için inşa edilen Akropolis’in bir tepe üstünde olması hem dini hem de askeri açıdan önemliydi. Şehirden 90 m yüksekteki bu kayalık alandaki ilk tapınaklar M.Ö. 6. yüzyılda yapılmış ama Persler tarafından yıkılmıştır. Atinalılar uzunca bir süre bölgede çalışma yapmamışlar ama M.Ö. 5. yüzyılda Pericles halkını ikna edip bölgede yeniden tapınak yapımına başlamış. Pentelikon Dağı’ndan çıkarılan özel bir mermerle, bölgede, Athena Nike Tapınağı, Parthenon, Erekhtheion ve Propylaion inşa edilmiş. Ancak zamanla Roma İmparatorluğu’nun güçten düşmesiyle bu yapılar saldırıya açık hâle gelmiş. Osmanlı döneminde bu kayalık alan kale olarak kullanılmış ve kale yapımında tapınakların taşlarından faydalanılmış. 19. yüzyılda Yunan ların bağımsızlıklarını elde etmeleriyle birlikte bölgede orta çağ ve Osmanlı‘dan kalan her şey kaldırıldı ve antik kalıntılar üzerinde restorasyon çalışmaları başlatıldı.

Akropolis’e girişte bir kereye mahsus ödeme yapılıyor ve bu şekilde alan içerisinde, müze de dâhil olmak üzere, her yer gezilebiliyor. Bölge Atina’nın en çok görülmek istenen ören yeri olduğu için kalabalık oluyor ama sabah ve akşam saatlerinde biraz tenhalaşıyor. Geziniz için bu saatleri tercih edebilirsiniz. Akropolis’e ulaşmak için dik bir yolu tırmanmanız gerekiyor, bölgenin içi de yüzyıllar boyu aşınmış ve kayganlanmış taşlarla dolu. Bu yüzden ayağınıza kaymayacak rahat ayakkabılar giymenizde fayda var. Ayrıca açık havada gezeceğinizi göz önünde bulundurarak, özellikle yaz mevsiminde, üzerinize güneş yanıklarını önleceyek kıyafetler giymenizi ve güneş kreminizi yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz.

Alana girmeden önce gişede ödeme yapılır ve bir patikayla zirveye doğru çıkılır. Bu yol “Kutsal Yol” olarak bilinir. Ödenen ücrete tabi olarak gezilecek yerler ise Proplyleia, Athena Nike Tapınağı, Parthenon ve Erekhteion’dur.

Propylaia (Propylaea)

Akropolis’in anıtsal giriş kapısıdır. Akropolis’e ulaşmak için çıkılan yol ziyaretçileri Proplyaia’ya ulaştırır. Proplyaia, ziyaretçileri Beule Kapısı’nda karşılar. Yapının çok büyük boyutlardaki kemerleri Pentelik mermerinden yapılmıştır. Kutsal Yol sütunlarla çevrilidir. Sütunların arasından yürüyerek Akropolis platosuna ulaşılır. Propylaia’nın mimarisi Parthenon’un mimarisiyle çok benzerlik gösterir ve Yunan mimarisinde dorik ve iyonik özelliklerin bir arada kullanılmasının ilk örneklerinden biridir.

Athena Nike Tapınağı

Propylaia’nın güney kanadından sola dönüldüğünde Athena Nike Tapınağı görülür. M.Ö. 5. yüzyılda yapılmış olan yapı, Yunan askerlerinin zaferlerini betimleyen frizlerle süslü bir alınlık ve onu destekleyen altı sütundan oluşmaktaymış ama Osmanlı döneminde yıkılmış ve yerine bir su bataryası kurulmuş. 19. yüzyılın başlarında bu batarya kaldırılmış ve altında kalan orjinal yapının kalıntılarıyla tapınak yeniden inşa edilmiş. Atina ve Nike (zafer tanrıçası)’ye adanmış ufak bir tapınak olan bu yapı, konumu gereği güzel bir manzara sunuyor.

Parthenon

Akropolis’in en büyük tapınağı olan Parthenon aynı zamanda dünyanın en ünlü arkeolojik kalıntılarından biri. Atina denildiğinde hemen herkesin gözünde canlanan, sütunlar üzerinde duran ve frizlerle süslenmiş bir alınlık görüntüsü Parthenon’dur.

Tanrıça Athena’ya ithafen inşa edilen Parthenon, “Bakirenin Tapınağı” anlamına gelir. Yapı tamamen beyaz Pentelik mermerinden yapılmıştır. M.Ö. 4. yüzyılda yapılmış tapınak ruhani özelliğinin yanında kentin hazinesini de barındırırdı. 6. yüzyılda Parthenon, Bizanslılar tarafından kilise olarak, 15. yüzyılda Osmanlılar tarafından da cami olarak kullanmış. Yine Osmanlı döneminde barut deposu olarak kullanılmış ve Venedik toplarının sebep olduğu büyük bir patlamada tapınağın merkezi, pek çok sütunü ve frizi yok olmuş. 1802 – 1811 yılları arasında ise Osmanlı sultanının da izniyle, Lord Elgin, Parthenon’dan söktürebildiği frizleri ve heykelleri İngiltere’ye taşıtmış. Günümüzde bu eserler Elgin Mermerleri olarak bilinir ve British Museum’da sergilenirler. Yunanistan bu eserleri geri alabilmek için çabalamaktadır ama henüz bir başarıya ulaşamamıştır.

Parthenon, yıkılmadan ve içindeki heykeller ve frizler taşınmadan önce Yunan mimarisinin en iyi örneği olarak Akropolis tepesini süslüyordu. Renkli kaplama tahtaları, gösterişli heykelleri, ahşap çatısı ve benzersiz frizlerle süslü alınlığıyla inşa edildiği dönemin mimarisinde “mükemmelliğin” hayat bulmuş hâli olarak tanımlanır. Tapınağın yaklaşık 160 m boyunca duvarlarının üst kısımlarını ve yatay yüzeylerini süsleyen resimlere friz denilmekteymiş ve bu frizlerde dört yılda bir tanrıça onuruna düzenlenen dini tören betimlenirmiş. Dünyaca ünlü bu frizlerin de bir kısmı günümüzde British Museum’da sergilenmektedir. 46 dış ve 19 iç sütundan oluşan yapının tamamı iki odadan oluşuyormuş. Büyük odaya cella denilmekteymiş ve bu oda iki sıralı dor tarzında kolonlarla çevriliymiş. Bu odanın arkasında, kolonlar arasında, 12 m yüksekliğinde, gözleri değerli taşlarla işlenmiş bir Athena heykeli bulunurmuş ve rahipler bu heykele tapınırlarmış. Günümüzde sütunların ve tapınak kalıntılarının içinde yürümeye izin verilmemektedir.

Erekhtheion ve Karyatidler

Akropolis’te yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ ayakta kalabilmiş son yapı Erekhtheion’dur. Halkın Athena ve Poseidon’a tek çatı altında tapınmasını sağlamış olan bu yapı, adını, yarı insan yarı yılan olarak tasvir edilen efsanevi kral Erekhteus’tan almıştır. Parthenon’un kuzeyindeki bu tapınağın doğudaki kolonları iyonik tarzda inşa edilmişken, güneydeki kolonlar yerine kadın figürlü karyatidler (heykeller) kullanılmıştır. Tapınakta görülen heykeller kopyadır, farklı surat ifadelerine sahip bu 6 karyatidin orijinalleri Akropolis Müzesi’nde sergilenmektedir.

Akropolis Müzesi

Akropolis platosunun güneyinde bulunan bu müzede, Osmanlı’nın bölgeden çekilmesinden sonra hâlâ burada bulunan heykeller, frizler ve Erekhtheion’un orjinal karyatid heykelleri sergilenmektedir. Ayrıca tapınakların süslemeli alınlıkları ve iç tapınaktaki Athena adakları da bu müzede görülebilir.

Müze, Antik Yunan kültürünün zenginliğini somut olarak gözler önüne seren pek çok esere ev sahipliği yapıyor. Odalara ayrılmış müzede, 1 numaralı odada sergilenen boğayı parçalayan bir aslanın resmedildiği M.Ö. 6. yüzyıldan kalma alınlık; 2 numaralı odadaki üç başlı iblis alınlığı; 6 numaralı odada bulunan Kritikos Çocuğu ve Sarışın Çocuk heykelleri; 8 numaralı odadaki Parthenon’un dünyaca ünlü iyonik tarz frizleri ve 8 numaralı odada sergilen orijinal karyatid heykelleri özellikle görülmesi gerekenler eserlerdir.

Müze ziyaret saatleri: (Salı – Cuma 08.00 – 19.00, Ptsi 11.00 – 19.00)
Giriş ücreti: Akropolis girişindeki ücrete dâhildir.

Akropolis tepesindeki gezi müzenin de gezilmesiyle tamamlanmış olur. Akropolis’in surlarından Atina şehrinin manzarasını izleyebilir ve şehirdeki diğer arkeolojik alanları görebilirsiniz. Akropolis’in bütün şehre yukardan bakan konumu sayesinde Plaka, Kolonaki ve sahil bölgesi gibi şehrin önemli yerleşkelerini de buradan kolaylıkla görebilirsiniz ki şehrin bütününü görmenin en güzel yolu da budur.

Akropolis’ten dönerken gezilebilecek bir kaç önemli yapı daha vardır. Bunlar; yaz festivallerinde temsillerin düzenlendiği Heredos Atticus Tiyatrosu ve Dionysos Tiyatrosu’dur.

Akropolis sahası ziyaret saatleri: 08.00 – 19.30 (giriş ücretli)

Plaka

Akropolis gezisinden sonra tekrar Kutsal Yolu takip ederek şehre dönülür. Dönüş yolunun üzerinde, Akropolis’in bulunduğu tepenin hemen eteklerinde Atina’nın en eski yerleşim yerleri bulunur. Daracık sokaklarında günlük hayatı görebileceğiniz bu iki bölge sırasıyla Anafiotika ve Plaka’dır.

Anafiotika, Akropolis’in hemen altında yer almaktadır. Bölgenin karakteristik özelliği, çoğu Yunan yerleşiminde de görülen, beyaz boyalı yazlık evler ve pencerelerin, kapıların önlerini süsleyen sardunyalardır.

Anafiotika’dan biraz yol aldığınızda ise Plaka bölgesine ulaşırsınız. Bölgede geniş meydanlara veya antik kalıntılara çok rastlanmaz ama tavernaları, daracık taş sokakları, sokaklardaki satıcıları, sardunyalı cumbalı evleri, antika dükkânları, galerileri ve yemekleriyle Plaka bölgesi, Atina’da mutlaka görülmesi gereken kültürel zenginliklerinden biridir. Gündüzleri sokaklarında dolaşıp satıcılardan ufak tefek alışverişler yapabilirsiniz. Plaka’nın en yoğun olduğu zaman ise güneş battıktan sonra başlar. Atina’nın gece hayatının canlılığını burada görebilirsiniz. Tavernalar canlanır ve sokakları Yunan melodileri doldurmaya başlar. Atina’ya gelenler en az bir akşam buraya gelip tavernalardaki eğlencelere katılırlar. Rembetiko, uzo ve lezzetli Yunan yemekleri eşliğinde eğlence sabaha dek devam eder. Türkiye’den gidenler iki ülkenin kültürü arasındaki benzerliği en iyi burada gözlemleyebilir.

Civarda el işi, nakış işleri ve tabloların sergilendiği Yunan Halk Sanatları Müzesi, onun karşısında yer alan Çocuk Müzesi ve Klasik Yunan – Roma heykelleriyle Bizans ikonalarının sergilendiği Kanellopoulos Arkeoloji ve Bizans Müzesi gezilebilir.

Monastiraki

Antik Yunan Agorası’nın kuzeyindeki bu bölge Atina’nın en renkli bölgelerinden biridir. Sokakları hediyelik eşyalar, biblolar satan dükkânlar, küçük barlar ve kahvecilerle doludur. Monastiraki denildiğinde ilk akla gelen ise aradığınız her şeyi bulabileceğiniz sokak aralarında kurulan bitpazarıdır. Pazar günü kurulan bu pazarda, uygun fiyatlı eşyalar, çeşit çeşit hediyelik eşyalar, antikalar, kıyafetler, gümüş, bakır, bronz eşyalar bulabilirsiniz. Sokaklar boyunca sıra sıra dizilen, giysilerin, eşyaların sokaklara taştığı dükkânlarda da ilgi çekici şeyler bulunur. Fiyatlar makuldur ve satıcılar pazarlığa açıklardır. Abyssinia Meydanı’nı merkez alarak kurulan bu pazara alışveriş yapmayı sevenlerin mutlaka bir kere de olsa uğramaları gerekir. Alışveriş yapmayacak olsanız da Atina’nın günlük hayatından bir kesit görmek için gelebilirsiniz bu pazara. Ama aklınızda bulunsun, pazarın olduğu gün buraya olabildiğince erken gelin çünkü öğle saatlerinde kalabalık, hareket edilemeyecek kadar artıyor.

Monastiraki Meydanı’nın güney kısmında Osmanlı döneminde kalma Tzisdarakis Camisi bulunur. Günümüzde bu yapı seramik sergisine ev sahipliği yapmaktadır. Bölgeyi ikiye bölen Ermou Sokağı’nı gezebilir, alışveriş yapabilirsiniz. Ermou’nun kuzeyine doğru yürüdüğünüzde sağınızda kalan bölge ise Psiri’dir. Son zamanlarda turistlerin uğrak yeri hâline gelen yerlerden biri olan Psiri’nin Plaka’dakilere benzeyen tavernalarında, barlarında ve restoranlarında Yunan mutfağını tadıp eğlenebilirsiniz.

Kotzia ve Omonia Meydanı

Monastiraki metro istasyonundan Athinas Caddesi’ni dümdüz takip ettiğinizde sokak boyunca sağlı sollu kurulmuş pazarı görürsünüz. Burası Atina’nın merkez pazarıdır. Bu pazarda et ve balıklar yolun sağında, sebze ve meyveler ise solunda satılır. Pazar içerisinde biraz ilerlediğiniz de Kotzia Meydanı’na gelirsiniz. Burası neoklasik tarzdaki pek çok zarif binayla çevrili bir meydandır. Eskiden turizmin merkezi sayılırken günümüzde bu özelliğini Plaka ve Monastiraki’ye kaptırmıştır. Yine de 1896’da ilk Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan mermer Panathenaic Stadyumu görülmeye değer.

Yürümeye devam ederseniz yol sizi Omonia Meydanı’na ulaştırır. Meydana gelmeden biraz önce solunuzda Belediye Binası’nı göreceksiniz. Omonia Meydanı her daim kalabalıktır. Eskiden çok popüler olan bu meydan günümüzde aşırı kalabalığı ve trafiği yüzünden pek tercih edilmemektedir. Meydanı eski sakin hâline dönüştürmek için çalışmalar devam etmektedir. Bölgede mutlaka ziyaret edilmesi gereken yer ise Ulusal Arkeoloji Müzesi’dir.

Ulusal Arkeoloji Müzesi

Yapımına 1866’da başlanan ve 1889’da tamamlanan müze Yunanistan’daki en önemli arkeolojik müzedir. Aynı zamanda dünya çapında da Yunan sanat eserlerini sergileyen müzeler arasında en kapsamlı olanlarından biridir. Günümüze dek Yunan sanatını besleyen kültürlerden bugüne ulaşabilmiş her tür sanat eseri bu müzede yerini almıştır. 48 odadan oluşan müze iki katlıdır. Yunan heykel sanatının en önemli koleksiyonunu ve Avrupa’daki dördüncü en önemli Mısır sergisini (40-41 no’lu odalar) burada görebilirsiniz. Müze genel olarak heykel sanatı üzerine yoğunlaşmıştır. 7 numaralı odadan 33 numaralı odaya kadar, M.Ö. 700’lu yıllardan Bizans dönemine dek hayat bulmuş heykeller sergilenmektedir. Bu sergideki heykeller, heykel sanatının kronolojik olarak gelişimini gözler önüne serer. 3 – 6 numaralı odalarda sergilenen tarih öncesi koleksiyonda özellikle M.Ö. 1500’lerden kaldığı tahmin edilen altın Agamemnon Maskesi görülmeli. Atina gezisinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken bu çok kapsamlı müze için en az üç saatinizi gözden çıkarmalısınız.

Ziyaret saatleri: Salı – Pazar 08.00 – 19.00, Pztsi 12.30 – 19.00 (giriş ücretli)

Syntagma Meydanı

Atina’nın en önemli meydanı olan Syntagma Meydanı, Yunanca’da Anayasa Meydanı anlamına gelir. Meydanın hâkim yapısı Parlamento Binası’dır. Binanın meydana bakan ön cephesinde Meçhul Asker Anıtı yer alır. Parlamento’yu koruyan askerlerin (evzoneler) nöbet değişimi töreni oldukça ilgi çekicidir. Ponponlu ayakkabılar ve pileli etekler askerlerin geleneksel kıyafetleridir. Bir söylenceye göre, askerlerin eteklerindeki 400 adet pile, ülkenin Osmanlı yönetiminde geçirdiği 400 yılı sembolize etmekteymiş. Nöbet değişimi her saat başı gerçekleştirilir ve Atina’da mutlaka izlenilmesi gereken bir etkinliktir.

Sytangma Meydanı’na yaklaşık 10 dakika uzaklıkta, Yunan topraklarının en büyük tapınağı bulunur; Zeus Olympias Tapınağı. Bugün geriye sadece 15 sütunu kalan bu devasa tapınak Zeus’a adanmıştır. 250 m uzunluğunda, 130 m genişliğinde ve 17 m yüksekliğinde sütunları olan bu tapınağın yapımına M.Ö. 6. yüzyılda başlanmış ve yapı, Hadrianus döneminde bitirilebilmiştir. Altın ve fildişinden yapılmış dev bir Zeus heykelini koruyan tapınak, yapıldığında 108 adet sütunla çevriliymiş. Tapınak, günümüzde ilk yapım özelliklerinin çoğunu kaybetmiş olsa da hâlâ görkemli ve görülmeye değer bir Antik Yunan yapısı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Tapınak ziyaret saatleri: 08.00 – 19.00 (giriş ücretli)

Tapınağın hemen yakınlarında 2004 Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapmış olan Panathenaiko Olimpik Stadyumu bulunmaktadır.

Kolonaki

Atinanın en gözde semtlerinden biri de Kolonaki’dir. Syntagma Meydanı’nı Kolonaki’ye bağlayan bulvar boyunca konsolosluklar sıralanır. Bu bulvarda yer alan eski evlerden biri müze olarak kullanılmaktadır. Ev eskiden Yunan diasporasının ünlü ailelerinden Benakilere aitmiş. Müzede sergilenen eserlerin tarihi M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzanıyor. Helenistik ve Roma dönemine, Hristiyanlık dönemine ve Ankara, Kapadokya, Batı Ege Yunanlılarına ait eserler oldukça ilgi çekici.

Kolonaki, Atina’nın modern yüzünün görülebileceği en şık semttir. Tasarımcı butikleri, ünlü modacıların mağazaları, pahalı bar ve restoranlarıyla Kolonaki, alışveriş ve lüks yaşam severlerin mutlaka gitmesi gereken bir semt.
 
Birbirinden güzel fotoğraflar için tıklayınız.
Hemen başvurun, Maximiles'ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın.
Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
 

Bu sayfalardaki açıklamalar Bankamız kriterleri dikkate alınarak sadece bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, beklentilerinize ve tercihlerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu itibarla, anılan açıklamalarla ilgili herhangi bir garantimiz ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Kredi kartı ve MaxiMil ile alınan uçak biletlerinde, biletleme hizmetleri Entaş Turizm A.Ş. tarafından verilmektedir.