|
Tuna Nehri’nin tam ortasından geçerek ikiye ayırdığı Budapeşte şehri, Macaristan’ın incisi; Orta ve Doğu Avrupa’nın kültür başkentlerinden birisidir. Ne tam anlamıyla gri, yüksek binaların işgaline uğrayan bir şehir gibi ne de yıkık dökük bir kent gibidir. Tarihinin getirdiği güzellikleri en iyi şekilde korumuş, dahası tüm bunların yanına çağdaşlığı da ekleyerek enfes bir mimari örneği yaratmıştır.

M.Ö. 1. yüzyılda Romalılar’ın burada Aquincum yerleşimini kurmasıyla Budapeşte’nin tarihi başlamıştır. Ardından bölgeye 9. yüzyıl civarında Macarlar yerleşmiş fakat 13. yüzyıldaki Moğol istilasına engel olamamışlardır. 1541’e gelindiğinde ise Macarlar yeni bir tehlikeyle karşılaşmış ve Osmanlılar, Buda ve Peşte şehirlerini ele geçirmişlerdir. Şehirdeki Osmanlı hâkimiyetine, 1686’da çeşitli milletlerden oluşan Hristiyan güçleri son vermiştir. Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nun yönetimindeki şehir, II. Dünya Savaşı’nda yerle bir olmuş, adeta kaderine terk edilmiştir. Fakat bilinçli restorasyon çalışmaları sayesinde Budapeşte, eski soylu ruhuna tekrar kavuşmuştur.
Budapeşte; şimdilerde klasik müzik, bale ve opera gibi sanatların sokaklarda hissedildiği, ışıl ışıl Tuna kıyılarının tarihe tanıklık etmiş yapılarla çevrelendiği görkemli bir şehir görünümündedir.

1873 yılında Buda, Óbuda ve Peşte şehirlerinin birleşmesiyle oluşmuş olan bu genç kent, olgunluğuna dinamiklik eklemiş ender Avrupa kentlerindendir. Batıdaki Buda ile doğudaki Peşte keşfedilmeyi beklemekte, keyifli bir şehir turu vadetmektedir. |