|

Yüzü Pasifik Okyanusu’na dönük, sırtı ise Chillon, Rimac ve Lurin nehirlerinin birleştiği bereketli vadiye dayalı muhteşem bir coğrafya içerisinde yer alan Peru’nun başkenti Lima, aynı zamanda ülkenin en büyük şehri olma özelliğini de taşımaktadır.
15. yüzyıl İnka Medeniyetleri’nin varlığından bile önceki zamanlarda, Lima şehrinin bulunduğu bölgede, yerli halk için oldukça kutsal sayılan bir kâhin yaşamaktaymış. Bölgeye de bu yüzden yerlilerce, “konuşan kişi” anlamına gelen limaq adı verilmiş. Zamanla bu isim değişikliğe uğramış ve Lima olarak bugünlere ulaşmıştır.
18 Ocak 1535 tarihinde, İspanyol kâşif Francisco Pizarro tarafından keşfedilmiş olan Lima şehri, yaklaşık 300 yıl İspanyol kolonilerinin hâkimiyeti altında bulunmuştur. Peru Bağımsızlık Savaşı ile İspanyol hâkimiyetinden kurtulan şehir, yeni kurulan Peru devletinin başkenti konumuna getirilmiştir. İspanyol koloni döneminden kalan muhteşem mimarileriyle göze çarpan pek çok yapıyı içerisinde barındıran Lima şehri, günümüz modern şehirlerinin havasını tropik bir ada havasıyla birleştiren, kendine özgü farklı bir atmosfere sahip olan ender bulunan şehirlerdendir.
İspanyolların şehri keşfinden önce uzun zamandır bölgede yaşayan Moche, Chavin, İnka ve Andes medeniyetleri; Lima şehri ve çevresine görülmeye değer mimari eserler bırakmışlardır. Şehrin çevresi, dünyaca ünlü arkeolojik kazı alanlarıyla doludur. Bu zengin arkeolojik bölgeye, İspanyolların kendine has mimari eserleri ve kültürü de eklenmiş; böylelikle Lima, kültür seyahatlerinin odak noktası olan bir merkeze dönüşmüştür.
Hareketli ve çok kültürlü geçmişini farklı açılardan ele alarak anlatan pek çok tarih ve sanat müzesini içerisinde barındıran Lima şehri, ziyaretçilerini bir zamanlar Mayaların ve İnkaların yürüdüğü mistik topraklarda ağırlamakta ve ilginç tarihi hikâyeleriyle büyülemektedir. |