|

Kanada’nın Quebec eyaletinin en büyük şehri olan Montréal (eski ismi ile Ville-Marie), bugünün gökdelenleri ile geçmişin katedral, kilise ve meydanlarının, alabildiğine geniş bahçe ve parkların, semt pazarlarının, iddialı kafe ve restoranların, tekne gezisi yapabileceğiniz su kanallarının ve kozmopolit bir sosyal hayatın bir arada bulunduğu bir destinasyon olarak çıkıyor karşımıza.
Bugünkü adını; şehrin göbeğinde bulunan üç tepeli dağ olan Mont Royal’dan alan bu şehrin tarihi, 1500’lü yıllarda Avrupalıların bölgeye gelmesinden çok çok öncelere dayanıyor.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Amerika’da içkinin yasaklanmasıyla alkol kullanımının serbest ve gece hayatının hareketli olduğu Montréal, eğlence tutkunlarının başkenti hâline gelirken, bu sayede ekonomisini de büyük ölçüde canlandırmış oluyor.
1970 yılına gelindiğinde, çoğunlukta olan Fransız asıllılar ve azınlıkta olan İngiliz asıllı Kanadalılar arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkıyor ve Quebec’in Kanada’dan bağımsızlığını isteyen partinin başa geçmesiyle pek çok şirketin ve insanın şehirden göç ettiği görülüyor. Bu yıllarda ekonomisinde dalgalanmalar oluşan Montréal, bugün tekrar hareketlenen ticari hayatın etkisiyle, geleneksel olmanın yanı sıra şık, lüks ve “modern”, canlı ve hoşgörülü bir şehir olarak varlığını sürdürüyor.
|