|
Güney Amerika’da bulunan ince, upuzun ülke olarak tâbir edilen Şili’nin başkenti Santiago; adını Hz İsa’nın havarilerinden aziz Santiago (diğer adıyla aziz Yakup)’dan alır.
Rio Mapocho nehrinin kıyısındaki vadi yatağında bulunan Santiago, And Dağları’yla çevrilmiştir. Ülkenin en büyük şehri olması nedeniyle şehir, kozmopolit, ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan Şili’nin merkezidir. Işıltılı sokakları, lüks mağazaları, şık ve romantik restoranları, etkileyici gece hayatı ile hareketli ve modern bir şehirdir.

Şili, Santiago; Santiago, Şili demektir. Santiago’ya iş için ya da gezmek için gelmiş olun fark etmez. Her durumda bu şehri seveceksiniz. Outdoor fırsatlarının çok olması bu şehri eğlenceli kılar. Tırmanış, doğa yürüyüşü, kaplıcalar, kayak gibi birçok aktivite için Santiago’nun doğası uygundur. Genç nüfusunun fazla oluşu sebebiyle eğlence mekânları ve restoranlar oldukça çoktur.
1926 yılında yapılan Dostluk Anlaşması ile Şili, Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk ülke olmuştur. Santiago’da ana caddelerdeki bir parkta Atatürk rölyefi ve lisesi bulunur. Atatürk rölyefi; Santiago Belediyesi’nin dünyaya yön veren insanlara saygı gösterme ve onları örnek alma amacıyla şehrin farklı köşelerine yaptırdığı anıtların başta gelenlerindendir. Rölyefin altında Atatürk’ten övgüyle bahseden bir yazı bulunur;
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, vatanının fedakâr ve sadık hizmetkârı, benzeri olmayan kahraman, insanlık idealinin canlı emsalidir. Bütün hayatını Türk Milleti’ne vakfetmiş, milletine kendi ruhunu, ateşini vermiştir. Hatırası milletinin ruhunu ateşli tutan sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır.”

Dünyaca ünlü şair Pablo Neruda’nın memleketi olan bu şehirde, Nazım Hikmet’in Neruda’ya hediye ettiği gömleği ve Neruda’ nın Nazım Hikmet’e yazdığı “Nazım’a Bir Güz Çelengi” adlı şiirin İspayolca olan orjinalini görebilirsiniz.
Nâzım’a Bir Güz Çelengi
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
ne yapacağız şimdi?
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözü pek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın
bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta,
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa
….
Bir not: Şiir Ataol Behramoğlu tarafından çevrilmiştir.
Ülke nüfusunun çoğunluğunu barındıran başkentte yaşam standardı oldukça yüksektir. Türkler ve Şilililer arasında çehre, mimik ve jestler açısından, konuşkan ve sıcakkanlı oluşlarıyla inanılmaz derecede benzerlik bulunur.
|