|
| |
| |
Şehre Bakış |
|
 |
St. Petersburg
Sadece 300 yıl önce bataklığın üzerine kurulan ama kısa süre içinde Rus İmparatorluğu’nun ihtişamını yansıtan St. Petersburg; mimarisi, su kanalları ve tarihiyle senenin her mevsiminde ayrı keyif alacağınız bir hayal dünyasıdır.

Neva Nehri boyunca bulunan Slav, Finli ve diğer etnik grupların sığındığı bu topraklarda, 9. yüzyıl’dan sonra Novgorod Prensliği kurulmuştur. Yerli ve yabancı tüccar ve zanaatkârlar için önemli bir merkez olan Novgorod, Kuzey Avrupa ile ticarette köprü niteliği taşımaktaydı.
1200’lü yıllara gelindiğinde Moğol istilâsı ile savaşmakta olan Güney Rusya, kuzeyden de Neva Nehri boyunca İsveçliler tarafından istilâ edilmek istenir. İsveçlilerin bu atağına başarılı bir şekilde cevap veren Ruslar, zaferi kazanan taraf olmuştur. Bağımsızlık savaşının sembolü olan bu mücadeleden sonra Prens Alexander, Rus Ortadoks Kilisesi tarafından Rusya’yı korumakla görevlendirilmiştir.
Yüzyıllar boyunca Moskova tarafından baskı altında tutulan Novgorod, 1600’lü yılların sonunda Rusya’nın bir eyaleti olmuştur. Bu yıllarda, hanedanlığın son çarı olan Ivan öldürülür ve onun tahtına geçecek varisi olmadığı için halk arasında huzursuzluk ve ayaklanmalar başlar. Kargaşaya son vermesi için başa getirilen Romanov ile 300 yıllık Romanov hâkimiyeti başlar.
Orta Çağ’dan modern devlete geçiş döneminde ise St. Petersburg’un kurucusu olan Büyük Petro herkesi etkilemiştir. En büyük arzusu bir Rus donanması kurmak olan Büyük Petro, çarlığı sırasında gemi inşaatı çalışmalarını görmek için Avrupa seyahatine çıkar. Burada tanıştığı Avrupalılardan oldukça etkilenir. Ülkesine döndüğü zaman reformlar yapmakta vakit kaybetmeyen genç çar, diğerlerinden farklı olarak saraylarda eğlenmek yerine öğrenmeyi tercih ettiği için herkesi şaşırtmıştır.
Büyük Petro’nun Baltık Denizi’ne kuzey limanı kurmak istemesi, o zamanların en güçlü ülkelerinden biri olan İsveç’in tepkisini çeker ve aralarında savaş çıkmasına neden olur. Bu yıllarda Neva Nehri’ni korumaya alan çar, burada bir tersanenin inşaatını başlatır.
Gün ışığının az olduğu ve sel felaketlerinin sık görüldüğü bu bataklıkta bir şehir kurma fikri ancak Büyük Petro gibi bir çar tarafından başarılabilirdi. Binlerce köylünün ve İsveçli savaş esirlerinin çalışmasıyla şehir kurulur. Bazı rivayetlere göre, Büyük Petro, şehir inşası bitene kadar tüm Rusya’da diğer işçilerin çalışmasını yasaklamıştır.
İsveçli’lere karşı kazanılan zaferden sonra, çarlık, bu soğuk şehre taşınır ve 1712 yılında St. Petersburg Rusya’nın başkenti olarak ilan edilir.
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
|
|
|
|
Birbirinden güzel fotoğraflar için tıklayınız. |
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
|
|
|